Yıkıcı Yayınlar

Prof.Dr.İsmet Miroğlu 11.03.2013 3768

T
 oplumun genel ahlâkını ve huzurunu bozmayı, milletin birlik ve bütünlüğünü zaafa uğratarak anarşi ve terör eylemlerini tahrik etmek suretiyle devleti yıkmayı hedef alan yayınlara "yıkıcı yayınlar" diyoruz.

İki türlü yıkıcı yayın söz konusudur. Biri, hedef ülkeye karşı kültür emperyalizmi ve psikolojik harp uygulayan düşman güçlerin emrinde olan ve hedeflenen neticelere varmak üzere faaliyet gösteren milletlerarası medyanın güdümündeki yayınlar; diğeri, düşman güçlerle bir münasebetleri olmadığı halde onların gayelerine uygun olarak yapılan yayınlar. 

Basın ve yayın organı olarak medyanın büyük mesuliyeti vardır. Düşman güçlerin elindeki medya, hedef ülkelerde kültür emperyalizmini ve psikolojik harbi, metodlarına uygun olarak yürütürken, düşman güçlere bağlı olmayan medya da ona bakarak haber ve yorumları benzer şekilde vermek suretiyle aynı hedefe varılmasına yardım etmektedir. Hedef ülkede bu iki medyanın dışarıda kalan, genel ahlâkı ve huzuru korumaya çalışan ve yalnız faydalı yayınlar yasayan medya ise yapıcıdır. 

Her ülkede devletin vazifesi, yıkıcı medyayı yapıcı hale getirmektir. Bu, bilhassa medya vasıtasıyla kaosa çevrilen hedef ülkelerde mutlak zarurettir. Japonya bunu başarmıştır. Japonya'da toplum huzurunu bozucu ve güzel ahlâkı yıkıcı haber ve yorumların yayınlanmasına müsaade edilmez. Haber merkezleri, haber ve yorumları menfî yapısını giderdikten sonra yayınlamaktadır.

Düşman güçler hedef ülkede istedikleri yıkıcı faaliyetleri gerçekleştirmek için yıkıcı medyayı kullanarak, ona kültür emperyalizmi ve psikolojik harp uygulatırlar. Yıkıcı medya ile kültür emperyalizminde hedef toplumun dili, dini, ahlâkı, örf ve âdeteri, hukuk ve sanat anlayışı ile tarih ve millet şuuru tahrip edilir. 

Psikolojik harpte ise asılsız ve maksatlı haber ve yorumlarla toplumdaki vazife ve mesuliyet, sevgi ve saygı, hoşgörü ve yardımlaşma, itimat ve itaat gibi temel duygular yıpratılır, mesuliyetsizlik, saygısızlık, itaatsizlik, endişe ve ümitsizlik gibi toplum huzurunu ve düzenini altüst eden menfilikler yaygınlaşabilir. Düşman güçler; dinsizlik, fuhuş, şiddet, gasp, soygun, lükse düşkünlük, yolsuzluk, alkol ve uyuşturucu alışkanlığı, kumar, kaçakçılık, sapık ve batıl inançlar, cinayet, terör ve isyan konularını  planlı, devamlı ve sistemli olarak işlemek suretiyle hedef  toplumda istenilen tahribatı gerçekleştirirler.

Günümüzde Türkiye'deki medyanın büyük çoğunluğunun yayınları yıkıcıdır. Türk dilinde yapılan tahribat o derece büyüktür ki, genç ve yaşlı nesil birbirini anlayamaz hale gelmiştir. Evlâtları ile anlaşamadıklarını söyleyen ana ve babalar da az değildir. Her yıkıcı yayın, Türkçe'de istediği gibi uydurma kelimeleri kullanmış ve Türkçe'nin geleceği Türk olmayanlar tarafından yönlendirilir olmuştur.

Dinde yapılan tahribat dildekinden az olmamıştır. Yıkıcı yayınlarla yıllardan beri dine karşı şartlandırılarak Müslüman Türkiye'de yüce İslâm dinine, islâmî yaşayışa ve  Müslüman Türk varlığına tahammül edemeyen bir çok Türk insanı, din aleyhindeki propagandanın kurbanı olmuştur. Fuhuş yaygınlaştırılmış, boşananların ve menfî telkinler sebebi ile evlenemeyenler ile alkol bağımlılarının sayısı artmıştır. Bu felaketi hızlandırmak için basın ve yayın organlarının büyük kısmı birbirleri ile kıyasıya yarışır olmuşlardır. Kavga, cinayet, terör, eşkıyalık, isyan ve savaş konuları devamlı bir şekilde işlenerek, çocuklara ve gençlere itaatsizlik ve isyan duyguları aşılanmaya çalışılmaktadır.


Millî kültürden koparılanlar, kendi milletine yabancılaştıklarından düşman güçler tarafından yıkıcı faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde maşa olarak kullanılmaktadır. Esasen, kültür emperyalizminin genel maksadı da budur.
 
Türkiye'yi parçalamayı gaye edinmiş olan düşman güçlerin üç temel hedefi vardır. Bu üç hedef tahrip edilmeden Türkiye'deki anarşi ve terör eylemlerini gerçekleştiremeyeceklerini çok iyi bilen düşmanlarımız menfi medya vasıtasıyla bunlara amansız bir şekilde saldırmaktadır. Bu hedefler; İslâm dini, Türk dili ve Türk aile yapısıdır.

Bütün bu tehlikelere karşı devlet ve millet olarak her türlü tedbiri almamız büyük bir vatan borcudur.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz