Yeryüzünün Salih Kulları: “Osmalılar”

Prof. Dr. Zekeriya Kitapçı 26.07.2013 4093
O

smanlı padişahları, devlet adamları, tarihçiler hatta bir kısım ileri gelen kişilerin, Hazreti Peygamber’in Türkler hakkındaki hadislerinin şuurunda olup ve bunu, bir “tebşirât-ı Peygamberiye” olarak kabul etmeleri, bundan sonsuz bir zevk ve gurur duymuşlardır. 


Bunun en canlı misali: İstanbul’un mutlaka fethedileceği yolundaki Hazreti Peygamber’in kutlu müjdesidir. Hazreti Peygamber’in bu hadisi, o muhteşem surlar karşısında bir rahmet ordusu olarak yerini alan mücâhid gâzilere, İstanbul surlarının üstüne bir kara kartallar halinde uçmak için adetâ bir kanad ve ruh coşkusu olmuştur. Nitekim fethi tamamlandıktan sonra, fethin manevî sultanı ak yüzlü Ak Şemseddin, Sultan Fâtih’in yiğit ruhlu, demir kuşaklı mücâhid gazilerine şöyle hitap etmiştir:

“Ey Kahraman İslâm Askerleri! İyi biliniz ki;  Hazreti Muhammed’in şu hadis-i şerifi sizin hakkınızda vârid olmuştur. ‘Kostantiniyye şehri behemal feth olunacaktır. Onu fethetmeye muvaffak olan hükümdar ne hoş bir bir hükümdar ve onun askerleri de ne kahraman askerlerdir.’ Bu bakımdan elde ettiğiniz ganimeti (şerefi) isrâf etmeyiniz.”

Hattâ, Osmanlı alim ve diplomatik erkânından bir çoğu, Hazreti Peygamber’in bir kısım hadislerinde Türkler’den bir sınıf olarak zikredilen “Kantura Oğulları”nın daha da ileri giderek “Âl-i Osman” olduğuna inanmışlardır. 

Biz bu büyük vakıanın en güzel örneğini Osmanlı padişahı II. Selim tarafından Napolyon Bonapart’a yani Fransa’ya 1806 yılında Büyük elçi olarak gönderilen Seyyid Mehmed Emin Vahîd Efendi’de görmekteyiz. Nitekim Vahîd Efendi, Osmanlı padişahına takdim ettiği “Sefâretnâme”sinde aynen şöyle demektedir:

“…Bundan sonra biline ki: ‘Ümmetimin idâresi en nihâyet Kantura Oğulları’nın eline geçecektir’ hadisinin haber verdiği üzere, temelleri her türlü çökmeye karşı korunmuş olan yüce saltanatlarında sağlamlık dostluklarında güvenlik ve yüce andlaşmalarında kuvvet ve metânet bulunan Âl-i Osman Padişah’ı ve Şehinşah-ı Cihan Hazretleri’ne sırtını dayamaya koşanların, diğerlerinden üstünlükleri apaçık olmakla…” diyerek devam etmektedir. 

Evet, Vahîd Efendi’nin bu açıklamalarından da anlaşıldığı gibi; Hazreti Peygamber’in birçok hadislerinde dile getirilen “Kantura Oğulları” neslinden maksad, bir çoklarına göre mübârek Osmanlı Hânedan âilesidir. 

Diğer taraftan Vahîd Efendi’nin bu hadisi, Osmanlı Sultanı’na takdim ettiği sefâretnâmesinde zikretmesi, onun Türkler hakkındaki diğer hadisleride bildiğinin çok güzel bir delili olmalıdır.

Görüldüğü üzere pek çok İslâm âlimi, Peygamber Efendimiz’in hadislerinden de yararlanarak Türklerin faziletlerine dair pek çok yazılar kaleme almışlardır. Aslında bunları ciltlere sığdırmak mümkün olmaz.

Zîrâ Türkler, İslâmiyet'i seve seve kabul ettikten sonra Karahanlı, Gazneli, Harezmşah, Timuroğulları, Selçuklular ve Osmanlılar gibi güçlü ve cihanşümûl devletlerle asırlarca İslâm’ın bayraktarlığını yapmışlardır. Hele Osmanlı Sultanları, 1516’dan itibaren bütün Müslümanların halîfeleri olmuşlardır. 

Diğer taraftan büyük müfessir Abdulgânî Nablûsi de; yukarıdaki alimlere ilaveten “yer yüzünü sâlih kullarıma miras bırakırım” âyet-i kerîmesinin Osmanlılar’a râci olduğunu ifade etmektedir.

Kaynak: Tarih ve Medeniyet

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz