Yavuz Sultan Selim Han Devrinde Türk Denizciliği Zirvede

Yrd. Doç. Dr. Mustafa Gülcan 13.04.2013 4457
Y

avuz Sultan Selim Han, Türk korsanlarını himaye ederek, Cezayir'in elde kalmasını ve Akdeniz’in batısında bir Osmanlı üssü temin edilmesini sağladı.

Burada önce "Korsan" kelimesi üzerinde durmamız gerekir. Korsan, deniz eşkıyası, deniz haydudu anlamına gelir. Bu, Avrupalılar için geçerli bir tabirdir. O devirlerde, krallar dahi Akdeniz'e korsanlarını gönderirlerdi. Avrupalı korsanlar mal ve mülk edinmek, şöhret sahibi olmak, para kazanmak, İslâm sahillerini vurmak, Müslümanları esir ederek satmak için denize açılırlardı.

Türk korsanları da bunlara bi mislihi mukabelede bulunmak, yani cihad maksadıyla Akdeniz'in hür rüzgârlarında yelkenlerini şişirirlerdi. Karadaki "Akıncı" sınıfına karşılık olarak gösterebileceğimiz bu leventler önce, Antalya Valisi olan Şehzade Korkud'dan himaye ve yardım gördüler.

Yavuz Sultan Selim de, tahta geçtikten sonra, bunları himaye ederek, Türk denizcilerinin Akdeniz'in batısında tutunmalarını, İspanyollarla ve diğer haçlılarla mücadele etmelerini sağladı. Türk korsanları içinde Oruç Reis, onun kardeşi Hızır Reis, Aydın Reis, Salih Reis, Turgut Reis, Murat Reis en meşhurları idiler.

Elmaslı Kılıç

Oruç ve Hızır Reisler kısa zamanda diğer korsanları da etraflarında toplayarak, Hıristiyan devletlerine meydan okuyacak bir hale geldiler. Barbaros kardeşler olarak Akdeniz'de nam salan bu iki gazi kardeş, Akdeniz'de stratejik öneme sahip olan Cezayir'i ele geçirerek oraya yerleştiler. Fakat Haçlılarla yaptıkları devamlı mücadelede Osmanlı'nın resmi ya da gayri resmi himayesine ve yardımına muhtaçtılar.

Osmanlı padişahının himayesini temin etmek için, meşhur Kemal Reis'in yeğeni olan Piri Reis'i bir filo ile İstanbul'a yolladılar. Yavuz, Pirî Reis'i bizzat kabul etti. Barbaros kardeşler Yavuz Selim Han'a çok kıymetli hediyeler göndermişlerdi.

Sultan, Piri Reis'e iki tane elmaslı kılıç verdi. "Kılıçların birin Oruç lalam, birin Hayrettin lalam kuşansınlar gaza eylesinler!" deyip, ona da hediyeler verdi. İki donanmış savaş gemisini de, Piri Reis'e, Barbaros kardeşlere götürmesi için teslim etti (1515).

Oruç Reis, Cezayir'i işgal edip "Sultan" unvanını aldığı sırada ona teslim edilmek üzere iki büyük savaş gemisi daha gönderildi. Tarafından gönderilmiş Musluhiddin Reisin Anadolu'da istediği kadar gönüllü levent toplamasına ve gerekli malzemeler satın almasına izin verildi ki, bu çok önemli bir imtiyazdır. Çünkü asker toplamak, bilindiği gibi yalnız devletin hakkıdır.

Devletten gayrı kişilerin asker toplaması devletin hükümranlık haklarına aykırıdır. Bu durum, devlet idaresinde ne derece titiz bir hükümdar olduğu bilinen Yavuz Sultan Selimin, Afrika'nın kuzey batısında yerleşmiş, Haçlılarla gaza yapan gazi leventlerin orada tutunup kalmalarına ne derece önem verdiğini ispatlar bir delildir.

Yavuz'un, Barbaros kardeşleri himayesi ve onlara olan yardımları, sonraki yıllarda da devam etti. Ağabeyi gibi, yalnız ve yalnız cihat için hareket eden Hızır Reis 1517 tarihinde Osmanlı Devletinin resmen idaresi altına girdi.

Hızır Reis, Cezayir halkının da rızasını alarak "Ülkenin (Cezayir'in) Sultan Selim İbni Bayezid İbni Mehmed Han'a ait olduğunu" resmen ilan etti. Cezayir'de hutbe Yavuz'un adına okunmaya başlandı. Barbaroslar kestirdikleri sikkelere yalnız padişahın adını koydurdular, Osmanlı padişahına duydukları hürmetten dolayı kendi adlarını es geçtiler.

Cezayir Beylerbeyi

Cihadı deniz aşın yerlere götüren bu yiğit gazileri kesinlikle desteklemek kararında olan padişah, iki bin seçkin Osmanlı askerini daha Cezayir'e yolladı. İlk resmi Osmanlı askeri de, Türk korsanlarının, o şanlı gazilerin kelle koltukta ele geçirdikleri ve büyük bir feragatle devlete hibe ettikleri Cezayir'e böylece ayak basıyordu.

O zamana kadar Cezayir'e gidenlerin hepsi gönüllülerdi. Şimdi, resmi Osmanlı askeri Cezayir'e yerleşiyordu. Askerin arasında Hızır Reisin çok muhtaç olduğu ve sabırsızlıkla beklediği topçular da vardı. Yavuz, Cezayir'e bol cephane ve malzeme de yollamıştı. Ayrıca, Anadolu'dan Cezayir'e gitmek isteyen gönüllülerin masraflarının hükümet tarafından karşılanacağı ilan edildi. Bunun ardından, Anadolu'dan seçilen dört bin gönüllü daha, üniforma giydirilerek talim ve eğitimden sonra Cezayir'e gönderildi.

Hıristiyanlık dünyasının Cezayir'i yutmak ve oradaki Türk hâkimiyetini yok etmek için sarfettiği çabalar, Yavuz'un Barbaros kardeşleri devamlı desteklemesi sonucu neticesiz kaldı.

15 Mayıs 1519'da İstanbul'da Hacı Hüseyin Reisi kabul eden Osmanlı hükümdarı Yavuz, Oruç Reis in şehadetini teessür ile dinleyip, Hızır Reis'e: "Cezayir Beylerbeyi" unvanını verdi.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz