Yahya Kemal’in Şiirlerinde Vatan

Umut Erdoğan 17.01.2015 5056

Y

ahya Kemal, vatan duygu ve düşüncesini, çoşkun bir sevgi ile estetize eden bir vatan şairidir. Vatan, onun şiir kaynaklarının arasında önemli bir yere sahiptir. Yahya Kemal’in vatan haykırışı kendine özgü bir sestir. Irkçılığa değil; tarihi, coğrafi ve sosyolojik gerçeklere dayanan vatan anlayışı, gerçekçi ve yüksek şahsiyet değerlerine sahip bir fikirdir. Vatan, bir milletin hayat damarıdır. Binlerce yıllık değerlerimiz ve şahsiyetimiz, vatan coğrafyası üzerinde millî ruh ve karaktere bürünmüştür. Fert… Vatanın evladı, maziden atiye anavatanın nesilleri…

Bir millete mensup fertler, dağları, taşları, ağaçları, denizleri, ırmakları ve bütün her şeyiyle vatan toprağı üzerinde, kendi tarih ve coğrafyaları ile millî bir boyutta olgunlaşır ve diğer milletlerden ayrı bir millî benlik kazanır. Bunun sonucunda insan ile vatan yekvücut olur. Onun vatan anlayışı; fert, tarih, kültür, sanat ve toprakla bir bütündür. “Şairde, İstanbul, Fetihten itibaren geçen bütün zaman kadrosu içinde, tarihi, tabii, sosyal… bütün hususiyetleriyle, bölünmez bir ‘bütün’, millî varlığımızın bir sembolü olarak yaşar.”

1071 Malazgirt Zaferi… Anadolu topraklarının Türklere açıldığı muhabere… Malazgirt Zaferi, Yahya Kemal için bir başlangıç noktasıdır. “Tâ Malazgird ovasından yürüyen Türkoğlu” mısrası, Anadolu topraklarının Türk vatanı olduğu Malazgirt Zaferi’ne işaret eder. Zira o, şanlı mazimizin ve Anadolu topraklarının büyük Türk milletini yaptığına inanır. Ona göre “vatan bir mefhum değil, doğrudan doğruya cedlerimizin doğduğu, bizim doğduğumuz, evlatlarımızın doğacağı topraktır. Toprağın bir rengi bir milliyeti vardır. Milletler büyük muhaceretlerden sonra yerleştikleri toprakları kendi öz şahsiyetleri ile temsil etmişlerdir; İtalya toprağı İtalyan, Fransa toprağı Fransız, Almanya toprağı Alman olduğu gibi Türkiye toprağı da Türk’tür”.

Buna göre Türkiye toprağı bir beden, Türklük ise bir ruhtur. Ruhsuz bir beden nasıl ceset gibi olursa, bedensiz bir ruh da hayalet gibi olur. O hâlde vatan ve millet birbirini tamamlayıcı iki değerdir. “Türk vatanı, cedlerimizin yattığı, yeni nesillerimizin doğduğu, topraklarında gezdiğimiz, çift sürdüğümüz, ekmeğini yediğimiz topraklardır. Bu vatan toprağı saha saha, millî azmin, millî hayatın, millî mefkûrenin birer tecellisiyle tekevvün etmiştir.”

Yahya Kemal’e göre “Açılmış bir toprak ancak ilk gömülen bir insan ve ilk doğan çocukla vatan olabilir.  Onun Malazgirt Zaferi’ni bir başlangıç noktası alması, bu zaferle Türklere açılan Anadolu topraklarındaki millî mazinin, büyük Türk medeniyetini ve millî karakterimizi meydana getirdiğine inanmasıdır. “Kökü mazide olan bir atiyim.” diyen Yahya Kemal’e göre vatan toprakları üzerinde yükselen büyük Türk medeniyeti ve millî karakterimiz, geçmişten geleceğe yine bu vatan toprakları üzerinde yükselecektir. İşte onun şiirlerinde ve nesirlerinde nakış nakış ördüğü vatan fikri budur.

“Tâ Malazgirt ovasından yürüyen Türkoğlu”, yaşadığımız ve kaybettiğimiz topraklar üzerinde, dokuz yüz yıldan beri bir coğrafyayı, bir vatan haline koymuştur. Yahya Kemal’in vatan anlayışında diğer önemli unsur da dindir. Prof. Dr. Mehmet Kaplan’ın da belirttiği gibi, Yahya Kemal, din duygusuna yeni mana ve şekil veren sanatkârlardandır.

O, milliyetini dininden ayırmaz, Yahya Kemal’in “Dili bir, gönlü bir, imanı bir insan yığını” mısrasında işaret ettiği gibi, büyük bir imanla kendi ahengini bulan Türk milleti, Türk vatanı üzerinde din ile birleşir. Din, vatan gibi Türk Milletinin kutsalıdır. Toprak, din uğrunda yapılan savaşlar sonucunda şühedanın kanıyla vatanlaşmıştır. Yahya Kemal’e göre “Bu toprak, cedlerin mezarlarının bulunduğu, camilerin kurulduğu yerdir. Sanayi-i nefise namına ne yapılmışsa onun sergisidir.”

Bu anlayışa göre vatan; tarih, din, millet, mimari, sanat gibi mefhumlarla harmanlanmış, onlarla birlikte özünü bulan ve varlığını koruyan bir kavramdır. Maddi ve manevi kültür değerleriyle “kendi gök kubbemiz” olan vatan, yaşayanlarla ölülerin birleştiği yerdir. Şair, Süleymaniye’de Bayram Sabahı adlı şiirinde “Yürüyor, durmadan, insan ve hayalet karışık” mısrasında bu durumu vurgular. Aynı şiirde vatanı “hür ve engin” olarak niteler. Vatanın hürriyeti ve istiklali, ferdin hürriyeti demektir. Yahya Kemal’e göre hürriyeti olmayan insanlar, bir vatan sahibi olduklarını er geç unuturlar.

Yahya Kemal’e göre Türk vatanı, ne bir feylesofun ne de bir teorisyenin fikrine sığmaz: “bereket versin ki Türk vatanı, hiçbir nazariyecinin, hiçbir feylesofun, hiçbir vâizin tefsirine sığmayan ve yalnız kaderin, yalnız onu kuran müminlerin, onun uğrunda ölenlerin ve ıstırap çekenlerin; onun havasında yaşayan, onun toprağında çift sürenlerin; onun sinesinde nişanlanan, evlenen ve nesiller yetiştirenlerin; yalnız ve yalnız onun havasını, iklimini, hâtıralarını edinmiş olanların; onda yetişmiş olan her kahraman, şâir, bestekâr, hâsılı mütehassis, mütefekkir, bütün vatandaşların üzerinde yaşadıkları topraktır.”

Türkçe'nin Çekilmediği Yer Vatandır

Bir toprak parçasının vatanlaşmasında dil de çok önemli bir unsurdur. Zira Yahya Kemal, dil meselesi hakkında şunları ifade etmektedir: “Türkçenin çekilmediği yerler vatandır. Ancak çekildiği yerler vatanlıktan çıkar. Vatanın kendi gövde ve ruhu Türkçedir.” Yahya Kemal, millî ve manevi değerlere sahip bir şairdir. Bu sebepten millî benliğinin farkındadır. Millî benliğini unutanlara “Acabâ, bizim vatanımız gibi, geniş bir memleketi olup da onu asla görmeyen, edebiyatta, gözleri ecnebi bir âleme dalmış ve yalnız o âlemden bahseden başka bir millet var mıdı?” şeklinde sitem dolu sözlerle haykırır.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz