Unutturulan Kahraman: Medine Müdafii Ömer Fahrettin Paşa

Aydın Ünal 26.12.2017 4844
M
resim
ondros Mütarekesi, Medine-i Münevvere’nin İngiliz destekli Arap isyancılara bırakılmasını, şehirdeki Osmanlı askerlerinin de teslim olmasını şart koşuyordu. Medine’yi müdafa etmekle görevli Fahreddin Paşa’ya durumu izah eden emir geldi; ancak Paşa’nın ne teslim olmaya, ne de Medine’yi İngilizlere vermeye niyeti vardı. Son ana kadar direndi. Hatta silahı bırakıp Medine’de “mücavir”, yani şehrin dışardan gelen sakini olarak kalmaya karar verdi. Ne var ki, Arapların büyük çoğunluğunun gözünde bir kahraman, isyancılar arasında ise bir korku abidesiydi. Medine’de kalmasına izin verilmedi.

Fahreddin Paşa’nın şanlı direnişi İslâm coğrafyasında hızla yayıldı ve Paşa sınırları aşan şöhrete kavuştu. Paşa’yı “gözlerden ırak” kılmak için 1922’de Afganistan’a büyükelçi olarak gönderdiler. Unutulması için ne gerekiyorsa yaptılar.

Medine müdafii Fahreddin Paşa, son yıllara kadar Türkiye’de tanınan, bilinen, hatırlanan bir isim değildi. Tıpkı Kutü’l-Amare zaferimiz gibi, bilerek unutturulmuş, tarih kitaplarından uzak tutulmuştu.

Fahreddin Paşa’nın hatırlanması, yeniden bilinir, tanınır hale gelmesi, en çok da Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan sayesinde oldu. Erdoğan, 2008’den itibaren birçok konuşmasında Fahreddin Paşa ismini andı. Paşa ile ilgili, Feridun Kandemir’in yazdığı hatıratı gençlere defalarca okumaları için tavsiye etti. Harp Akademileri’nde kurmay subaylara verdiği derste, Afganistan’da Türk Birliği’ni ziyarette Erdoğan Fahreddin Paşa’yı askerlere örnek gösterdi.

Türkiye’de unutturulmaya çalışılan Fahreddin Paşa, 99 yıllık süreçte Arap sokağında hiç unutulmadı.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin densiz bakanının yaptığı açıklama, Fahreddin Paşa’nın hatırasının Arap sokağında ne kadar diri olduğunu gösteriyor. 99 yıl sonra yapılan açıklama, Fahreddin Paşa’nın, İngilizlerle işbirliği yapan hain Arap kabilelerinin nazarında sadece “korkunç” bir figür olmadığını, aynı zamanda bir “vicdan sızısı” olarak bu kabileleri rahatsız ettiğini de ortaya koyuyor.
Feridun Kandemir, herkesin mutlaka okuması gereken hatıratında, Arapların Fahreddin Paşa’ya bakışını şu satırlarla anlatıyor:

(Medineliler) “birbirlerine şurayı burayı göstererek, ‘işte bu kapıdan girermiş, dışarı çıktı mı kimse yanına yaklaşamazmış, boyu da herkesten uzunmuş, atını sürdü mü kimse yetişemezmiş…’ deyip duruyor, fıldır fıldır dönen gözleriyle Paşa’dan kalan ayak izlerini bile doya doya görmek isterlerken, hemen karşılarına çıkıverecekmiş gibi ileriye bir adım atmak cesaretini de gösteremiyorlardı.”

“Fahri korkusu ve saygısı bütün çölde hüküm sürüyordu. Su içerken ürken hayvanını ‘ne o, yalakta Fahri’yi mi gördün?’ diye hırsla dürten Bedeviler vardı. Bize gelip, ‘söyleyin Allah aşkına, Fahri hakikaten gitti mi? Yoksa yine buralarda bir yerlerde mi bulunuyor?’ diye yana yakıla soruşturanlar vardı. Fahri Paşa bir efsane kahramanı olmuştu. Öylesine ki, onun gibi cesur ve kahraman olmasını isteyen birçokları, yeni doğan çocuklarına Fahri adını veriyorlardı.”

Vaktaki şafak söktü, sabah oldu ve Paşa hazretleri kendilerini Yenbu istikametine götürecek otomobile binmek üzere çadırlarının kapısında göründüler. İşte o zaman, o anda bir kıyamettir koptu. Saatlerden beri uykusuz bekleyip duran mahşeri Bedevi kalabalığı, çadırdan bir hayli uzakta tutulmuş oldukları halde, Paşa hazretlerinin yüzünü görür görmez yıldırımla vurulmuşçasına ‘Fahri! Fahri!’ nidalarıyla çınlıyordu. Ve Fahri, sanki onları bir bakışla can evlerinden vurmuş ve sanki bir adım atsa, hepsini ayakları altında ezip yok ediverecekmiş gibi çil yavrularını andıran bir korku ile nereye kaçacaklarını bilemez hale gelmişlerdi.

Bazı Arap kabileleri, içlerindeki Fahreddin Paşa korkusunu ve sızısını atamıyorlar. Çünkü Fahreddin Paşa, 99 yıldır bazı Arap kabilelerine yitirdikleri kahramanlığı, yitirdikleri onuru, yitirdikleri Hazreti Peygamber sevgisini hatırlatıyor. Fahreddin Paşa bazı Arap kabilelerine, nasıl ihanet ettiklerini ve Kudüs’ü, Arapları, Müslümanları nasıl Haçlılar’a peşkeş çektiklerini, kendisinden sonraki 99 yılda her türlü değerlerini ayaklar altına alıp nasıl Haçlılar’ın kölesi olduklarını hatırlatıyor.   Bu bazı Araplar, kendilerine hâlâ bugün bile ayna tutan Fahreddin Paşa’yı unutmak istiyor ama unutamıyorlar.

Erdoğan’a boşuna “Fahreddin Paşa’nın torunu” demiyorlar. Belli ki, bu bazı Araplar, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da bir Fahreddin Paşa duruşu görüyorlar. Erdoğan’ın cesareti, kararlılığı, samimiyeti, bazı Arap yöneticilerinin ayıplarını yüzlerine açık yüreklilikle vurması bunları rahatsız ediyor.

BAE’nin bakanının densiz açıklamaları bizi önce öfkelendirdi, ama sonra bizleri büyük ve haklı bir gurura sevketti. Suçunu, hatasını bilen ihanet içindeki Arap, Türk devlet geleneğinin nasıl yaşadığını, o geleneğin nesilden nesile nasıl aktarıldığını, dik duruşun “dededen toruna” nasıl geçtiğini görüyor ve bundan korkuyor, bundan ürküyor.

Hainlerin Fahreddin Paşa ve Recep Tayyip Erdoğan kâbusu, Müslümanların felahı olacak inşallah.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz