Unutturulan Hat Sanatımız ve Hattatlarımız

Murat Öztekin 15.10.2020 1835
O
resim
smanlı İmparatorluğu’nda hat sanatçısı padişahlar, şair paşalar, sanatkâr devlet adamları eksik olmazdı. Devlet sanatçıların idaresindeydi.  Onlardan biri vardı ki sanatını Ayasofya Camii’nin duvarlarına nakşetmiş, adını Washington Anıtı’na kadar ulaştırmıştı. O devlet adamı Kazasker Mustafa İzzet Paşa’dan başkası değildi elbette. Ancak; Gençliğimiz hat sanatından ve hattatlarımızdan habersizdir.

İşte Osmanlının sanatkâr paşasının hayatı ve sanat yolculuğu bir kitaba mevzu oldu. Araştırmacı Murat Özer’in kaleme aldığı “Ayasofya’nın Nişânesi-Kazasker Mustafa İzzet” adlı eser, Kuveyt Türk tarafından okuyucuya sunuldu. M. İzzet Paşa’ya dair rivayetlerin de olduğu eserde, sanatçının eserlerinin derli toplu bir listesi de ortaya konuluyor.

Vesikalarla dolu kitaptan öğrendiğimize göre “seyyid” yani Hazreti Peygamber soyundan gelen paşa, 1801’de Kastamonu Tosya’da hayata gözlerini açar. Babası trajik bir şekilde öldürülünce, İstanbul’a gelir. Seyyid Mustafa İzzet, okuduğu bir na’t sayesinde Sultan II. Mahmud’un alakasını çeker ve devrinin “Royal Academy”si olan Enderun Mektebi’nde seçilir. 

Çömez Mustafa Vasıf Efendi, Yesarizade Mustafa İzzet Efendi gibi hat sanatı üstatları, kendisine hoca olur. Mustafa İzzet Efendi, kısa zamanda Sultan II. Mahmud’un yanından ayırmadığı isimlerden biri hâline gelir. Paşa bir ara inzivaya çekilse de yine saraya döner; şehzadelikleri zamanında padişahlara hocalık yapar, ‘’kazaskerlik ve nakîbül-eşraflık’’ vazifelerine getirilir.

Uçuşan kelebekler

Osmanlının çalkantılı dönemlerine şahitlik etse de buna rağmen sanattan hiç kopmaz... Celaleddin ve Râkım hat ekollerini kendi potasında eriten Mustafa İzzet Efendi, eski üstadlara hayrandır; Râkım Efendi’nin, Neslişah Türbesi kapısındaki yazılarını saatlerce seyreder “Bunlar insan işi değil” deyip ağlar. Sonradan gelen sanatçılar da, sıra dışı bir hayat süren Mustafa İzzet Efendi’nin yazılarını “uçuşan kelebeklere” benzetirler... Sultan Abdülhamid’e ilk biat eden devlet adamı olan ve 1876’da vefat eden Mustafa İzzet, levhalardan cami kitabelerine, Mushaflardan hilye-i şeriflere kadar yüzlerce eser yazar. Onlardan yaklaşık 370 adedi günümüze ulaşır.

En büyük hattı Ayasofya'ya yazdı

Mustafa İzzet Efendi’nin eserlerinden en meşhuru Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde bulunuyor... İzzet Efendi, Sultan Abdülmecid zamanında hâlen dünyanın en büyük el işçiliği hat eserleri kabul edilen hatları meydana yazar. Önce kâğıda yazılan hatlar, o zamanın imkânlarıyla kareleme tekniği ile büyütülür. Büyük hattat, kubbedeki 18 metrelik ayet istifinin yanında Dört Halife ve Hazreti Hasan-Hüseyin’in isimlerini mabede nakşeder. Hazreti Hüseyin levhasına ise gözyaşı şeklinde imzasını koyar.

Ayasofya müzeye çevrildiği zaman birçok kıymetli levhalar da, dışarı çıkarılarak başka yerlere götürülmek istendi. Ancak bu levhalar çok büyük olduğundan kapılardan geçirilemeyince daha sonra eski yerlerine geri konuldu. 

Washington abidesinde imzası var 

Mustafa İzzet Paşa’nın bir eseri de okyanus ötesinde yer alıyor. 150 sene önce hürriyeti temsil eden Washington Anıtı için bütün dünyadan yazılar istenmiş. Osmanlıdan da Sultan Abdülmecid’in isteği üzerine Mustafa İzzet Paşa’nın kaleme aldığı kitabe ABD’ye gönderilmiş. Osmanlı sanatının yüksekliğini yansıtan kitabe, abidenin 17. katında yer alıyor. Eserde, sanatkâr paşanın imzası bulunuyor. 


İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz