Unutturulan Bir Kahraman: Edirne Müdafii Şükrü Paşa

Yrd.Doç.Dr.Veysi Akın 14.03.2013 6224

O
smanlının son zamanlarındaki kahramanları arasında biri var ki değeri sağlığında Türkler tarafından anlaşılamamış, ancak kendisine öldükten sonra kıymet verilmiştir. Bu şahıs, Balkan Harbi esnasında Edirne Müdafaasında gösterdiği kahramanlık dolayısıyla kendisine milletince “Edirne Müdafii” unvanı verilen Erzurumlu Mehmed Şükrü Paşa'dır. 

O, 1857 yılında Erzurum'da doğmuş, 1916'da İstanbul'da vefat etmiş ve ömrünün her anını milletine hizmet etmekle geçirmiş bir Osmanlı paşasıdır. Şükrü Paşa, Balkan Harbi sırasında 45 günlük bir kuşatma için hazırlık yapmış bir şehri, düşmanın bütün fiziki ve psikolojik baskılarına rağmen takriben 5,5 ay savunmuştur. 

O, Edirne muhasaranın en kanlı günlerinde "Düşman hatları geçtikten sonra ölürsem kendimi şehit kabul etmem. Beni mezara koymayın. Etimi itler ve kuşlar çeke çeke yesinler. Fakat müdafaa hattımız bozulmadan şehit olursam, kefenim, lifim, sabunum çantamdadır. Beni bu mahalle gömeceksiniz ve gelen nesiller üzerime bir abide dikeceklerdir” diyerek, büyük bir savunma örneği göstermiştir. 

Onun bu mücadelesi Edirne'nin düşmesinden sonra işgalciler tarafından da takdir görmüş olmalıdır ki, Bulgar Kralı Ferdinand,

"- Bir yanlışlık olmuş olmalı. Şehrin zaptı sırasında beylik kılıcınızı vermişsiniz. Sizin gibi askerlerin kılıçları alınmaz. Siz savaşta şanlı bir sayfa yazdınız. Lütfen kılıcınızı kabul buyurunuz. Yalnızca sizi ağırlamaktan değil, aynı zamanda imkânsız bir savunmayı gerçeğe dönüştüren sizin gibi askerlerle savaşmaktan gurur duyuyorum" diyerek kılıcını kendisine geri vermiştir.

Bu olay devrin Avrupa matbuatında da geniş yankı uyandırmış, Paris'te neşrolunan haftalık Le Petit Journal dergisi 13 Nisan 1913 tarihli ilave baskısına "Edirne Müdafiine Saygı, Bulgar Çarı Ferdinand, şanlı mağlup Şükrü Paşa'ya teslim ettiği kılıcını iade etmektedir" ibaresiyle Kral Ferdinand ile Şükrü Paşa'nın resmini kapak yapmıştır.

O dönemde Fransız halkı bu olaydan o kadar çok etkilenmiş ve Fransız yazar ve edipleri Claude Farrere ve Piyer Loti öncülüğünde Fransa milleti namına hazırlanan bir şeref kılıcı ve binlerce imza bulunan bir “Altın Kitap”, Şükrü Paşa'ya takdim edilmiştir. Bu kitabın girişinde tarihe bir ibret vesikası olarak şunlar yazmaktadır:

"General,

Vatanınızın üstüne çöken felaketler içinde top sesleriyle katliam korkuları her tarafa ıstırap saçarken, siz en zapt edilmez şecaat ve hamasetle en ulvi gayretin en güzel örneğini teşkil etmeğe muvaffak oldunuz.

Her taraftan tehdit altında kalan devletinizin en çaresiz musibete mahkûm gibi göründüğü sırada, siz başkaldırıma hayretler içinde kalan dünya, böyle evlatlar yetiştiren bu ırkın damarlarında kendisine feyyaz bir inkişaf temin edecek bir kan bulunması zaruri olduğunu itirafa mecbur olmuştur.

Harp ilan edilir edilmez, Arnavutluğun içlerinden kalkıp bundan sonra artık efsanevi bir kale halini alan Edirne'nin mukavemet esbabını (sebebini) tanzime koştunuz, işte, orada sizi gittikçe tazyik eden bir demir ve ateş çemberi içinde her taraftan tecrit edildiniz ve korkunç bir düşmanla çarpışıp duran diğer Osmanlı ordularından da hiçbir yardım beklemediğinizden sayıca on mislinizi bulan muhasırlara karşı etrafınızda ne varsa hepsi dağılıp devrildiği halde, isimlerini daima taziz edeceğiniz kahraman silah arkadaşlarınızın imrenilecek kadar mükemmel yardımlarıyla siz yenilmez ve zapt edilmez bir halde dimdik durdunuz.

Ne mahsur şehrin ahâlisini tehdit eden açlık, ne üst üste saldıran hücum dalgaları, ne askerinizin başına düşmanınızın yağdırdığı hücum dalgaları, ne moral bozucu yığınlarla beyannameler, ne soğuk, ne hastalık, ne de ölüm gibi şeylerin hiç birisi sizin o kaya gibi imanınızı sarsmadı, hiçbir şey sizin akla sığmaz fedakarlığınızı gevşetmedi.

Bununla beraber mukadderat iradenizden daha kuvvetli çıktığı için nihayet onun hükmüne boyun eğmek mecburiyetinde kaldınız, fakat daha sulh zamanından itibaren bütün gayretinizi takviyesine hasrettiğiniz bu kalenin her surunda, sizin isminiz, artık silinmez harflerle nakşolup kalacaktır.

İşte öyle olacağı içindir ki, ilerde destan rüyaları görecek şairler, bu yıkık istihkâmlardan ilham almaya ve taşların sırlarını söyletmeye geldikleri zaman, kahramanlıklarınızla dünyaya ün salan bu tabyaların üstünden birden bire onlara, sizin aslan çehreniz görünecek ve en hisli şiirler işte onun o coşkun ilhamından fışkıracaktır.

General,

Siz üstünden ûlvi bir lerze geçmesine sebep olduğunuz için bütün dünyanın size bir minnet borcu var. İşte bundan dolayı, düşman eline sağ geçmiş olmaktan mütevellit büyük acınızın içinde eğer size teselli verebilecek bir söz ve kalbinize kuvvet verecek bir işaret tasavvur edilebilirse, hayranlarınız şimdi size, işte o teselli ile kalp kuvvetini vermek istiyorlar.

Osmanlı Padişahları’nın eski payitahtını müdafaa için o kadar şecaat ile çarpıştınız ki, nihayet siz de Şıpka, Plevne kahramanlarının şanlı silsilesine katıldınız. Padişahınızın size tevcih etliği “Gazi” unvanı vatanınıza olan hizmetlerinizi ebedileştirmiş oldu.

Bu Altın Kitabın başından sonuna kadar imzaları sıralanan sayısız hayranlarınız, bugün size takdim etmekle oldukları şeref kılıcının, o şanlı müdafaanızın bütün hafızalarda nakşolup kalacağını, bu unutulmaz muhasara esnasında sizden uzak bulunmuş binlerce kalbin de sizin kalbinizle beraber çarpıp bütün ısdıraplarınıza iştirak etmiş olduklarını ve siz vatanınıza karşı vazifelerinizi yaparken onların da size candan hayır dua ettiklerini hatırlatması, temennisindedirler. Paris - 1913, Nisan”

Edirne’nin sûkutunu ve Şükrü Paşa’nın esaretini takiben Almanya’daki subay arkadaşları onun için “Edirne Kahramanı Şükrü Paşa” adıyla Almanya’da bir anıt kitabe diktirmişlerdir.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz