Unuttuğumuz Lübnan Türkleri

İrfan Özfatura 11.06.2018 3912
resimLübnan’da 400 bin Türk var.

Lübnan 11 asır evvel Türk hakimiyeti (Tolunoğulları) yaşayan bir ülke. Daha sonra Selçuklu hükümranlığına girer (1078-1117) yine Türkler yerleşir bölgeye. Hittîn zaferi (1187) ve Kudüs’ün fethinden (1189) sonra Lübnan (sahil hariç) Eyyûbîlerin eline geçer.

Memlûk Sultanı Baybars ve Kalavun döneminde Haçlı hâkimiyeti sona erer. Önemli bölgelere Türk aşiretlerini oturturlar, arkalarını sağlama alırlar. 12. yüzyılda Kisrivan’dan Trablusşam’a stratejik noktalarda Türkmen aileleri bulunur daima. Derken Lübnan Çerkes asıllı Berkuk Beyin eline geçer. Beyrut’un kuzeyi ise Türkmen Assaf ailesine bırakılır. Türkmenler iltizam yoluyla vergi toplar. Bu boylar aynen Memlûklar ve Osmanlılar gibi Türk ve Sünni’dirler.

Mercidabık Savaşı’nda Yavuz’un yanında yer alır ve daha geniş bir alana yayılırlar. Lübnan, 1516 Suriye-Mısır seferi ile elimize geçer. Osmanlı hac yolunu emniyete almak için Türk aşiretlerini iskan eder burada. Daha az vergi alır ve resmen kollar. Ülke tam 402 yıl bizden sorulur, taa ki 1918 Ekim’ine kadar. Peki bunca köklü geçmişe rağmen, hiç Türk kalmamış olabilir mi Lübnan’da? Cumhuriyetin ilk yıllarında hariciyemiz dış Türklere ve Dünya Müslümanlarına mesafeli durur. İlgilenenler de Turancı diye yaftalanır. Eh sen sahip çıkmazsan, elin oğlu da yok sayar.

Ankara İlgisiz Kalınca 

Bu ülkede1932’den beri sayım yapılmamış, haliyle net şeyler söylemek zor. Lâkin Tarihçilerin hesaplarına göre en az 400 bin Türk yaşamaktadır orada. Uzun yıllar onlardan habersiz yaşarız. 1989 yılında Lübnan’lı bir subayın yolu Beyrut elçiliğimize düşer, emir erini işaret ederek “bakın bu da sizden” der laf arasında. Sağ olsun ilgilenirler ve Türkmen asker Halit Esad’ın köyüne ziyarette bulunurlar. 2800 nüfuslu Kaşavra köyü silme Türk ve sünnidir. Aydamur ona keza. Akkar bölgesinde 20 bin Türk vardır ve berrak bir Türkçe konuşurlar. Tıpkı Anadoludaki gibi bahçeli evlerde otururlar. Meyve ve çiçeğe düşkündürler, evlerine nazlı hilali asarlar. Hatta nişanlanan kıza “bayrakladık” derler hoşça bir üslupla. 

Sadece Akkar mı?

Uzun yıllar Lübnan Türkmenlerinin Akkar’dakilerden ibaret olduğu sanılır. İran tek tek Şiileri tespit edip sahip çıkarken, Büyükelçilerimiz konaklarına kapanır, “yaa bu ülkede başka Türk yok mu” diye dolaşma ihtiyacı duymazlar. Baalbek şehri yakınında da Türkmenler vardır oysa. Bazı köyler silme Türktür hatta. Şeymiye, Nananiye, Hadidiye, El Kaa... Duris ve Addus ise % 85 nispetinde Türktür, bir miktar da Mâruni Hıristiyan ve Katolik Rum yaşar aralarında. Daha düzgün bir Türkçe ile konuşurlar ki onları da 2007 yılında keşfedebiliriz anca.

Baalbek Türkleri aşiret hayatı yaşadıkları için erimez, kendileri gibi kalırlar. Osmanlının son yıllarında Giritli Rumlar, Türklere rahat vermez, tehdide başlar. “Ya dininizi değiştirin” derler, “ya da defolun gidin buradan.” Baskı, yağma, kanlı komitacılar... 1898’de başlayan göç 1924’e kadar sürer. Ekseri İzmir ve Mersin’e yerleştirilirler. Ancak bazı kafileler de Trablus ve Şam’a yollanır. II. Abdülhamid Hân Hazine-i Hassa’dan para harcayarak muhâcirler için köy kurdurur burada (Hamidiye). Girit Türkleri takriben 30 bin civarında. Araplarla iç içe yaşadıkları için lisanlarını unutmuşlar o başka. 

Nerdeyse Onda Bir

Eyyûbî ve Memlûk ordusunu oluşturan kölemenlerin içinde hatırı sayılır miktarda Çerkes vardır. Mazileri 12. yüzyıla dayanır ki, sünnidirler ve kendilerini Türk sayarlar. 93 Harbi sonrası Kafkaslardan göçe zorlanan Çerkeslerin bir kısmı Suriye ve Lübnan’a yerleştirilir. Dağınık yaşadıkları için nüfusları hakkında net bir bilgi bulunmaz. Lübnan’da ayrıca en az 50 bin Suriye Türkmeni yaşar. Trablus’a bağlı Göçer ve Ayduman köyü sakinleri gibi mesela. 1940’lı yıllarda Beyrut, Ortadoğunun Parisi olur, iş imkânları artar. 

Urfa, Mardin ve Antep’ten 60 bin Türk, Lübnan’a yerleşir dükkan tezgâh açar. Arapça bildikleri için kolay intibak ederler hayata Lübnan Türkleri Anadolu’dan kopmuş değil. Evlerin çatılarında çanak antenler, Türk TV programlarını izliyor, duvarlarına Türk bayrakları asıyorlar. Yunus Emre enstitüsü Türkçe öğretmenleri yollamış ama talep çok fazla, yetişemiyorlar. Lübnan’da yaşlı Ermeniler de akıcı Türkçe konuşuyor. Lübnan hükümetinin Türkmenlerden yana derdi yok, barışçı ve eğitimli insanlar. Kavgaya karışmıyor, herkesle geçiniyorlar.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz