Uç Beyleri

Sâmiha Ayverdi 29.03.2014 3515
S
 erhad Kal’alarında mazgallarda düşmanı gözleyen, fırsat kollayıp akınlara giden doyumluklar ve ganimetlerle dönen Uç beyleri'nin kahramanlık devri geçmiş ise de vatan ve îman aşkı ile iç ve dış düşmanlarının sinsi faaliyetlerini savletlerini göğüsleyici olmakta devam eden uç beylerinin kahramanlık savaşları bitmiş değildir. Kimdir bu uç beyleri ve kime karşı kılıç sallamakta bulunuyorlar?

Moskof’a göz kırpan, ahlâkı menfaate satan, mâziye düşmanca saldıran, tarihi ayaklar altına alan, gaddarlığı adâlete üstün tutan, sahtekâra tâviz veren, çirkinliklere şirinlik muskası takan, vatan sathında vatansızlık yarışı eden, her nâmerdle gırtlak gırtlağa cenk eyleyen Uç beyleri tanıyorum… Kimler mi? söyliyemem. Zira bu yiğitler, Hak için, Hakk’a hizmet için mücâdele veren ismini resmini ancak baş koyduğu Hak’dan gayrısına bildirmen meçhul kahramanlardır.

Hiçbir milletin yenilenmekten, teceddüdden baş çeviremiyeceği ve zamanın akışına karşı gelemiyeceği ve gelmemesi de gerektiği bir tabîat zaruretidir. Ancak gerek teknik ve sosyal ilerlemelerin millî tempoya ayarlanması ve bir süzgeçten geçirilerek red veyâ kabûl edilmesi şarttır. 

Bir yerden hızlı değişmelere dur demiyen cemiyetler istikrara, sağlam ve oturmuş bir yapıya kavuşmaktan ümit kesmelidir.

Memleketimiz, bilhassa Tanzîmat’dan bu yana devamlı bir silkinme, daha doğrusu bir kendini inkârın, modalaşmış baskısı altında kaldığından, irfan hayatımız da zikzaklı ve muvâzeresiz bir çalkantı içinde yol aramaya ve yol almaya çalışmaktadır.

Ama almakta olduğu ve alması gereken yolu biliyor mu?

Asırlar içinde cemiyetin iliğine kemiğine işlemiş değerleri irfan hayâtımızdan silip atarken yerine ne koyduk?  Yahut neleri koymak gerektiği hâlde koyamadık?

Binlerce yıldır hâkim olduğumuz coğrafyalar üstünde işlene döğüle şekil ve mâhiyet kazanmış medeniyetimizi bir mîrasyedi pervâsızlığı ile harcarken, nasıl bir istikrar kıymetler sistemini çiğnediğimizin farkında dahî olmadan, varından yokundan boşalmış nesiller yetiştirdik acaba arka arkaya gelen gençlik nelere, niçin kıyıldığının farkında mıdır? Nasıl oluyor da asırların kültür ve san’at birikintisini hiç terâziye vurmadan mahkûm etmiş bulunuyoruz.

Bugün Türkiye Türklüğü’nün her karış toprağı bir serhaddir. Ama ülkesini mazgaldan gözleyerek müdâfaaya hazır olan uç beyleri de eksik değil…

Diline, îmânına, târihine, iftiharlarına yaylım ateşi açan vatansızlara karşı koyanlar da gene onlardır.

Uç Beyleri, Uç Beyleri! Şu bin yıllık vatan coğrafyasında sınır bekçiliği eden hep sizsiniz. Dile, dine, târihe, geçmişe geleceğe, vara yoka saldıran düşmanlarla çevrili ülkeyi gene sizin vatan fedâîsi gözcüleriniz ferâgat ve celâdetle kollayıp püskürtmekte, memleketi nifak ve hiyânet tuzağına düşmekten korumaktadır.

Paraya pula, şana şöhrete, mevike gösterişe yan gözle dahî iltifat etmiyen siz kahraman gazîler, yiğit ve serdengeçti uç beyleri! Taşlanıyorsunuz, yaralanıyorsunuz  amma gene de vicdan kal’alarının burçlarında pür-silah düşman kovalamaktan geri kalmıyorsunuz. Feragat olmadan fazilet olmaz. Serhat kal’alarından fırlayıp akınlara giden uç beylerinin kahramanlık devri geçti. Fakat bugün ilim ve îman kal’asının silâhı ile vatanı içten dıştan gelen ve gelecek tehlikelere kendinizi bir kal’a olmuş buluyorsunuz.

Uç Beyleri! Kaleminiz en keskin silâhınızdır. Artık serhadlerde kal’a kurmak devri geçti ise de sizin her birinizi birer kal’a olduğunuzu dost da düşman da görmekte bulunuyor.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz