Türk'ün Kızılelması

Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil 04.02.2018 4376
D
resim
evletler de bir anlamda insanlar gibidirler. Hatta devletlerin hedefleri, bütün bir milletin geleceğini belirleyeceğinden çok daha yüksek olmalıdır. Osmanlıyı Osmanlı yapan en büyük amillerden birini, hedefin yüceliği olarak düşünürüm. Osman Gazi’nin oğullarına söylediği şu ifadeler ne kadar manalıdır:
 
Ertuğrul Osman oğlusun
Oğuz Karahan neslisin
Hakkın bir kemter kulusun
İstanbul’u aç gülzar yap
 
Osman Gazi, “babanı, atanı sev ve say, tarih şuuruna sahip ol, sakın kibre ve gurura kapılma”, diyerek güzel hasletleri ona tavsiye ettikten sonra bir hedef çiziyor. Ve “İstanbul’u aç gülzar yap” diyordu.

Aslında İstanbul’u almak Osman Gazi’den yedi asır önce Peygamber Efendimizin ümmetine bıraktığı bir ideal ve hedef idi. İşte Osman Gazi’de devletinin kuruluşunda hedefi o kadar yüksek tuttu ki Peygamber Efendimizin bu müjdesi evlatlarına Osmanoğullarına nasip oldu.

İkinci Viyana bozgunundan sonra hep savunma durumunda kalan milletimiz son vatan parçasını da kaybetmek tehlikesiyle karşı karşıya kalınca 15 Temmuz yürüyüşü ile silkindi kendine geldi. Tarihini ceddini ecdadını hatırladı kendisini yok etmek isteyenlere ölmedim mesajı verdi. Ordumuz da Afrin Harekâtı ile dünyanın kabadayısı benim deyip sınırına silah ve terörist yığanlara, “orada dur bakalım” diyerek haykırdı. Asker, asırlar öncesindeki hedefi sanki dün kaldığı yerden devam ediyormuşçasına şiir gibi terennüm etti:

“Kızılelma’ya hey Kızılelma’ya...”

Cumhurbaşkanımız da “bizim bir Kızılelma’mız var” dedi. İşte devlet-millet, işte lider-asker birlikteliği budur. Kızılelma ülküsü ve hedefine böyle ulaşılır…
 
Fatih’in Kızılelma’sı
 
Kızılelma, eski Türklerden beri yaşayan bir idealdi. Bizim eski atalarımız hedefsiz ve idealsiz insanlar değildi herhâlde. Kızılelma da Türkler arasında cihan hâkimiyetinin ve güçlü bir fetih idealinin sembolü olmuştur. Türkler hangi yöne giderlerse gitsinler ulaşacakları zafere, ulaşmadan önce Kızılelma adını verirlerdi. Oğuzlar’da yaşayan bu gelenek aynen Osmanlılarda da görülmüştür.

Osmanlı padişahları tarihi Türk cihan hâkimiyeti mefkûresine eskiden daha kuvvetli olarak bağlanmışlardı. İstanbul’u bunun ilk merhalesi sayıyorlardı. Zira o hedefi Peygamber Efendimiz belirlemişti. Kızılelma şartlara göre değişiyordu. İstanbul’un fethinden sonra Türklerin yeni hedefi İslam dünyası için devamlı haçlı seferlerinin tahrikçisi olan Roma olacaktır.

Nitekim Yahya Kemal, Otranto Kalesi’ni alan Gedik Ahmed Paşa için yazdığı gazelinde Sen Piyer Kilisesi’ne ve Kızılelma idealine gönderme yaparak şöyle sesleniyordu:
 
Çıktı Otranto’ya pür-velvele Ahmed Paşa
Tuğlar varsa gerektir Kızılelma’ya kadar
Ra’d-ı tekbîr kopup gitmelidir bank-i ezan
Dâr-ı küffârda meşhur kenîsâya kadar
 
Diğer taraftan cihangirlik idealleri yüksek ve azmi yüce  padişah Fatih Sultan Mehmed, kendisinin bir Kızılelma ülküsünü de şöyle belirtiyordu: “Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payitahtı olmalıdır…”

Öte yandan Roma’nın fethedileceğine dair hadis-i şerif rivayeti sebebiyle Müslümanlar Roma’nın fethini de çok önceden hedef edinmişlerdi. Bundan dolayı Kızılelma tabiri Roma için de çokça kullanılmıştır. Bu itibarla Yıldırım Bayezid Han, cülûs tebriki için gelen ecnebilere, “Roma’ya kadar gidip, atımı San Pietro mihrabında yemleyeceğim” demişti.

Kanuni döneminde Roma tehir edilerek Papalık dünyasının siyasi lideri Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu hedef alındığından sırasıyla Belgrad, Budin ve ardından Beç yani Viyana Kızılelma oldu. Bu cihangir padişah kışlaları ziyaret eder, askerlerin şerbetini içer ve o bardağı altın doldurup hediye ederek ayrılırken de “Kızılelma’da buluşuruz” cümlesiyle, onları okşar ideallerini canlı tutardı. Kızılelma ülküsü Yeniçeriler arasında da çok yaygındı. Talimlerinde:

“Destiye kurşun atar, keçeye kılıç çalar, Kızılelma’ya dek gideriz”, sözü onların ideal ve fedakârlıklarını gösterirdi. Hacı Bektaş Veli ocağına ve ananesine bağlı bulunan Yeniçeriler asırlar sonra bu ocağın yoldan çıkması karşısında:

“Kızılelma kapusun fethederken nacağı
Ne revadır bozula Hacı Bektaş ocağı” diyerek üzüntülerini de ifade edeceklerdir.





İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz