Türk’ün Kaderi: Göç

Nedim İpek 15.08.2020 1604
O
resim

smanlı İmparatorluğu geriledikçe, terk ettiği yerlerdeki Türkler’in hemen hemen hepsi göç etmekteydi. Bunun sebebi, ilk bakışta Türkler’in yüzyıllar boyunca hakim unsur olduktan sonra başkalarının ve bilhassa sabık Osmanlı tebaasının hakimiyeti altında yaşamanın manevî ağırlığı idi. Aslında Türk göçleri, Avrupa devletlerinin takip ettiği genel politika ve ilgili devletlerin siyasî hedeflerinden kaynaklanmaktaydı.

O halde, Anadolu’ya yönelik göçlerin özel ve genel sebepleri vardır. Osmanlı’dan ayrılan yerlerde kurulan hükümetlerin homojen yapılı bir devlet meydana getirebilmek için Müslüman Türkle’i baskı ve zulüm yapmak suretiyle ocaklarından sürmeleri, Türk göçlerinin özel sebeplerini oluşturmaktadır. Söz konusu hükümetlerin dayandığı ahalinin, Türkler’in mallarına el koymak suretiyle zenginleşmek ve refah seviyelerini yükseltmek için, yüzyıllardır beraber yaşadıkları komşuları Türkler’e kelimelerle tarif edilemeyecek baskıları uygulamaları Türklerin ve Müslümanların Anadolu’ya yönelik göç kararını ve hareketini hızlandırıyordu.

Genel sebep ise Batılı devletlerin Osmanlı Devleti’ne karşı izleyegeldikleri Şark siyasetinden kaynaklanmaktadır. XIX. yüzyılda Batılı diplomatlarca siyasî bir terim olarak kullanılmaya başlanan Şark meselesi iki safhada incelemek mümkündür.

Birinci safhada (1071-1683) Türkler batıya doğru ilerlemektedir. Bu dönem Avrupa, Türk ilerleyişini durdurmaya çalışmıştır. Batı, bu hedefine Türk askerinin Viyana’dan dönüşü (1683) ile ulaşmıştır.

İkinci safha 1683-1923 tarihleri arasıdır. Bu dönemde, Avrupa’nın hedefi Türkler’i Avrupa ve Anadolu’dan uzaklaştırmaktır. Nitekim, Birinci Dünya Savaşı’nda Roosevelt “Türkler’i Avrupa’da bırakmak medeniyete karşı işlenmiş suçtur” sözleri ile bu hedefi kamu oyuna açıklamaktan imtina etmemişti.

Osmanlı topraklarını işgal eden kuvvetler bölgedeki yabancı unsurları ve Türkler’i göçe zorlamak için benzer vasıtaları kullanmışlardır. İlk iş olarak Türk ve Müslümanların silâhları toplanmış, bunlara karşı diğer unsur silahlandırılmıştır.

Böylece, savunmasız bir hâle getirilen Müslümanlar ve Türkler’in menkul ve gayr-i menkulleri yağma edilmiş, kendilerine manevî, siyasî ve kültürel açıdan baskı yapılmış ve ödemeyeceği oranda vergi tahsil edilmiştir. Netice itibarıyla yurdunda can ve mal güvenliği içinde asgarî şartlar altında yaşayamayacak bir durumda kalan Türkler ve sair Müslüman unsurlar kurtuluşu göç etmekte görmüşlerdir.

Türk göç hareketleri Türk askerinin Viyana’dan geri dönüşüne tesadüf eder. Nitekim, 1683’ten sonra Türk askeri nereden çekilmişse Müslüman Türk ahali de oradan çekilmek zorunda bırakılmıştır. XVII. yüzyılın sonlarından itibaren Türk hakimiyetinden çıkan topraklarda meskûn Müslümanlar Tuna nehrinin güneyine iltica etmişlerdir.

1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı öncesi Rusya’nın takip ettiği tehcir siyaseti sonucu Kazan-Azak arasında meskûn Türk toplulukları Osmanlı topraklarına göç etmek zorunda bırakılmıştır. XIX. yüzyılın başına kadar bu bölgeden gelen göçmen sayısı 300 ilâ 500 bin arasında değişmektedir. Kırım Savaşı sonrası doğuda serbest kalan Rusya 1859’da Şeyh Şamil’in direncini de kırınca, sayıları 600 bin ile bir milyon arasında değişen Kafkas mültecileri, Türk topraklarına göç etmişlerdir.

Türk göç tarihinin önemli halkalarından birini teşkil eden Doksanüç Harbi (1987-1988) ve sonrasında bir milyonu aşkın mülteci çareyi Anadolu’ya iltica etmekte buldu. Birinci Dünya Savaşı esnasında Rus işgaline maruz kalan Doğu Anadolu ve Doğu-Karadeniz büyük bir nüfus dalgalanmasına sahne olmuştur. İşgal sahasındaki Türk nüfusun 800 bini Ermeni ve Rum saldırıları, salgın hastalıklar, kıtlık ve açlık sebebiyle kırılırken, canını kurtarabilen yaklaşık bir buçuk milyon Türk, Osmanlı-Rus cephesinin batısına çekilmek zorunda kalmıştır.

Birinci Dünya Savaşı sonrası Batı Anadolu ve Doğu Trakya’da Yunan işgal kuvvetleri Rumlar lehine bir nüfus ihtilâlini gerçekleştirebilmek için soykırıma girişmişlerdir. Bu bölgedeki Türk nüfus katliamından kurtulmak maksadıyla İç-Anadolu’ya iltica etmiştir. İlk safhada seksen bin kişilik bir kitle iç bölgelere çekilmiştir. Bu sayı ileriki tarihlerde artmıştır. Bir kaynağa göre 1924 yılında eski Aydın vilâyeti sınırları dahilinde 200 bin felâketzede mevcuttu. Cumhuriyet döneminde de Anadolu’ya yönelik nüfus hareketlerinin devam ettiğini tespit ediyoruz.






İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz