Türk'ün Destan Şairi N. Yıldırım Gençosmanoğlu

Meryem Aybike Sinan 17.01.2018 4344
C
resim
umhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın hitabeti muhteşemdir lakin edebiyat, sanat ve tefekkür içerikli konuşmaları fevkalade muhteşemdir. Dünyada şu an böylesine dil ve edebiyatın zenginliklerinden istifade ederek konuşan başka bir lider var mı bilmiyorum.

Önceki gün bir konuşmasında ünlü destan şairimiz Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun “Meydanlar” şiirinden bir dörtlük okuyunca yüreğim titredi, gözlerim doldu, kanatlandım âdeta, keşke o şiirin devamını da okusa diye iç geçirdim:

“Şu yeryüzü er meydanı
Gönül sevmez her meydanı
Yüreksize yorgan döşek
Koç yiğide ver meydanı”

Bu şiir ünlü destan şairimiz Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’na ait. Bugüne dek iki Elazığlı sanatçı tarafından iki farklı tarzda bestelendi. Fatih Kısaparmak, yıllar önce, özgün müzik dediğimiz usulle besteleyip seslendirmişti. Sonra elinde sazı, dilinde niyazı olan bir Alperen Ozan Esat Kabaklı, bu şiiri koçaklama türünde besteleyerek yeni baştan yorumladı:

“Geldiği gün kutlu çağrı
Bas titresin yerin bağrı
Doğudan batıya doğru
bir yay gibi ger meydanı”

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, sol kesimin bir şairi olsaydı şayet, şu an dağa taşa onun adını vermiş ve bütün şiirlerini ezberlemişlerdi. Dede Korkut hikâyelerini nazma çeken, Türk milletinin destansı kahramanlıklarını şiirlerinde Türk dilinin en güzel kelimeleriyle dile getiren, gerçekten de dev bir şairimizdir. Devlette esas olanın dedikodu değil, Kağan’a itaat olduğunu şu dizelerde ne güzel anlatır:

“Dedem Korkut der ki evet
Vardır düğün, dernek, davet
Fakat Oğuzlarda devlet
Olmaz dedikodu ile”

“İç Oğuz’da dış Oğuz’da
Sözün sonu baş Oğuz’da
Hanlar Han’ı Bayındır Han
Olabilmez, dese bir an
Uçabilmez kuş Oğuz’da!”

Budur işte, Oğuz’un töresi böyledir…

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, hayatı boyunca kalemini Türk milletinin dününe, anına ve yarınına dair millî, yerli ve Türk’e has düşüncelerini ifade etmekle kullandı. Doğu Türkistan davasını ise hiç yalnız ve öksüz bırakmadı. Doğu Türkistan dergisini yıllarca bizzat kendisi yönetti…

Destan şairimiz, Tercüman gazetesinin 25 Kasım 1984 tarihli sayısında kendisiyle yapılan söyleşide bakınız ne diyor:

“Hiçbir şiir Ulubatlı Hasan’ın Bizans surlarına bayrak dikmesi, Genç Osman’ın kelle koltukta 'Allah Allah' diyerek Bağdat’a girmesi, Malazgirt’te Türk ordusunun kendisinden dört kat üstün düşman kuvvetlerine karşı zafer kazanması kadar güzel olamaz. Ben bunun için destana hayranım ve destan yazıyorum. Destan, insanın bir anlık duygulanması ile yazılabilecek bir şiir türü değildir. Geçmişe ait oldukları için araştırma gerektirir. Geniş bir dil ve tarih kültürü icap ettirir. Sabırlı ve çileli bir çalışma gerektirir. Bu yüzden, şairlerimiz, başlangıçta şiir yazmaya hevesleniyor fakat işin zorluğunu anlayınca bırakıyorlar...”

İddia ediyorum, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun bütün şiirlerini millî marş gibi okusak aykırı kaçmaz kesinlikle. Çünkü o, şiirlerini bu vatanın, bu milletin, bu bayrağın ve bu ezanın hakkı için kaleme almada zirveye ulaşmış bir millî ozandır.

Bir Alperen edasıyla Malazgirt Meydan Muharebesini “Malazgirt Marşı” adıyla şiirleştirerek millî bir ruh, manevi bir terbiye ile destanlaştırıp gümbür gümbür yeni kuşakların yüreğine seren Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu gibi zirve bir şairi talihe bakınız ki yine Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan gündeme getiriyor.

“Aylardan ağustos, günlerden cuma
Gün doğmadan evvel iklim-i Rum’a
Bozkurtlar ordusu geçti hücuma
Yeni bir şevk ile gürledi gökler
Ya Allah, Bismillah, Allahuekber”

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun bir iki şiirinin ders kitaplarında olması gerekir diye düşünenlerdenim. İlk ülkücü şehitlerden olan Mürsel Karataş için kaleme alınan ve sanatçı Osman Öztunç tarafından da bestelenen “oğul” şiirinin bütün Türk gençleri tarafından bilinmesi ve ezbere okunması gerekir:

“Vatan oğul, bayrak oğul, devlet oğul, can oğul
Sevmek nedir, bunu bilen âşıklara bismillah
Bu oğullar Sümeyye can analardan doğdular
Rabbi yessir dileklerden beşiklere bismillah…

Bet yüzlüler, kem gözlüler hor bakarmış vatana
Biz tükenip yok olmadan, olmaz böyle şey oğul!”

Şairimizin bütün şiirleri millîdir, yerlidir, büyük Türk milletinin has sesidir. Buradan TRT’ye sesleniyorum, lütfen “Yedi Güzel Adam” kabilinden programlara devam edelim zira bu tür programların halktaki karşılığı oldukça büyük.

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Dilaver Cebeci, Abdurrahim Karakoç, Fethi Gemuhluoğlu, Ahmet Kabaklı gibi artık rahmet-i rahmana intikal etmiş şair ve yazarlarımızı da geniş kitlelere duyurmak, tanıtmak ve hatırlatmak vaktidir.

Zira bizi her anlamda millî ve yerli kaynaklarımız düze çıkarır! Öyle değil mi?

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz