Türklerin Elinde Gelişen İslâm Medeniyeti

Prof. Dr. İsmet Binark 02.07.2010 4442
İ
slâmiyet’in yayıldığı sıralarda insanlık tam bir mânevî zulüm içersindeydi. Tahrif edilmiş semavî gerçeklere inanan ve köhne Bizans kalıntısı bir medeniyete mirasçı olan Avrupa, cehaletin en koyusu içinde bocalıyordu.

İslâm dünyasında ise, ilmi her şeyden üstün tutan bir dünya ve ahiret görüşü, gerçek âlimlerin yetişmesine, ilmin ilerlemesine imkân veriyordu.

Bir taraftan hadîs, fıkıh, tefsir, mantık gibi “mânevî” diyebileceğimiz ilimler alabildiklerine gelişirken, diğer taraftan da; kimya, astronomi, cebir, trigonometri, ziraat gibi, bugünkü teknik medeniyetin dayandığı temellerin ilk taşları ve harcı atılıyor, Doğu’dan Batı’ya İslâm kültür ve medeniyeti yayılıyordu.

Bu kültür ve medeniyet sadece, bilinenleri derleyip, toparlayıp aktarmıyor. Bilinmeyene doğru keşif ve seferler de yapıyordu. Halbuki, zaman zaman ve hâkim bir görüş olarak İslâmiyet’in bilgi sahasındaki bütün ilerlemelere, hattâ okuyup yazmaya mâni teşkil ettiği defalarca ifade edilmiştir.

Bütün bu iddiaların, hiçbir ilmî mesnedi yoktur. Zira, Türk-İslâm kültür ve medeniyeti tarihinin derinliklerine nüfuz ederek, muhtelif devirlerdeki seyrini yakinen tetkik edersek, İslâmiyet’in, bilginin üstünlüğü hakkında veciz esaslar koyduğunu ve her zaman ilerlemeyi teşvik ettiğini görürüz. İslâmiyet, yüzyıllar boyu bu özelliğini muhafaza etmiş, ilim, felsefe, fikir ve sanat adamları yetiştirmiştir.

İslâmiyet, bir taraftan Batı âlemiyle temasa geçerken, öte yandan da, Doğu’da Türklük’le münasebet kurmuştu. Bu temas daha ziyade bir kaynaşma şeklinde vuku buldu. Türkler “en iyi ve en son dini” hemen benimsediler ve ileriki yüzyıllarda bu dinin en kudretli savunucusu oldular.

İslâmiyet, Türk cemiyetine her konuda ve her müessesesinde tesir etmiştir. İslâmiyet, Türk cemiyetinin millî varlığını, milliyetini, örf ve âdetlerini yüzyılların yıkıcı tesirlerinden koruyarak selâmete çıkarmıştır.

Türkler’in de İslâm dinine ve dolayısiyle onun kültür ve medeniyetine hizmetleri pek büyük olmuştur. Müsteşrik ve Türkiyatçı Léon Cahun, bir eserinde, “Eğer Türkler’in himmeti olmasaydı, İslâm medeniyeti o kadar yükselmez ve o derece geniş iklimlere yayılmazdı,” demiştir.

Türkler, İslâm dünyasına inmesi mukadder olan ağır darbelere mukavemet edebilecek ve hattâ İslâm dinini evvelce yayılmadığı yerlere götürecek kadar kuvvetli yeni bir siyasi ve içtimaî nizâm kurmuşlardır. Batı’dan Haçlılar’ın, Doğu’dan Moğollar’dan gelen çifte tehlikeyi karşılayıp defeden ve Arap ülkelerini iki defa istilâdan kurtaran Türk orduları olmuştur. Türk orduları İslâm topraklarını müdafaa ve mamur etmişlerdir. Hıristiyan Batı dünyasında “Müslüman” ve  “Türk” tabirleri bir tutulur olmuştur.

Türklük’le bu derecesine, sökülmemecesine kaynaşan İslâmiyet; kitaba, okumaya ve ilme çok büyük değer veren bir dünya görüşüne sahipti. Bu dinin kendi peygamberine ulaştırdığı ilk emri “Oku!.” Olmuştu. Ayrıca bu dinin peygamberinin ilim ve Müslümanlar’ı öğrenmeye teşvik eden söz ve emirleri; Türk-İslâm kültür ve medeniyetinde, ilmî ufkun genişlemesine ve netice olarak da, dinî kitapların yanı sıra edebî ve ilmî kitapların çoğalmasına, kütüphanelerin, ilim müesseselerinin ve ocaklarının kurulmasına sebep olmuştur.

Sadece İslâm dünyasının değil, Batı’nın da ilk büyük tabibi olarak gördüğümüz Râzî, büyük ekseriyeti Türk olan İran’ın Rey şehrindendir. Avrupa’da “Rhazes” ismiyle tanınan Râzî, çiçek ve kızamık hastalıklarını ilk tetkik edendir. Dünyanın çevresini en doğru şekilde ve bugünkü ölçülere göre ölçenler, Şâkiroğulları adında üç Türk kardeşti. Aynı tecrübeyi yapan ve Avrupalılar’ın “Elfaraginius” adıyle tanıdıkları Harzemli Türk, Memûn’un kütüphaneler müdürüydü.

Zamanının en yüksek astronomi ve matematik âlimi bu Türk’tü. El-Harezmî, ortaçağda matematik alanındaki fikir ve faaliyetlere en çok tesir etmiş olan şahsiyettir. Dünyaca meşhur astronomi üstadı Uluğ Bey, Semerkant’lı bir Türk’tü. Yine astronomi ilminin kurucularından olan El-Birûni de, bir Türk âlimiydi.

İslâm dünyasından matematik ilminin gelişmesinde büyük rol oynayanlardan, ilminden dolayı Ebül Fazl unvanı verilen ve Avrupa ilmine de tesir etmiş olan İbn-üt Türk, adı üstünde Türk’tü. Trigonometriyi bugünkü kalıbına sokan da Horasan Türkleri’nden Ebü’l-Vefa’dır. Beş yüz yıl önce mikrop teorisini ortaya atan Türk, tanınmış tabib ve mutasavvıf Akşemseddin’dir.

Müslüman âlimlerin, çeşitli ırk ve milletlere mensup olmalarına mukabil, ortak dil Arapça olduğundan, istisnasız bütün eserler Arabca yazılmıştır. İslâmiyeti benimseyen, yücelten ve savunan Türklük, onun tebşir olunduğu lisan olan Arabça’yı da ilmî dil olarak kabullenmişti. İşte bu yüzden Türk dünyasına karşı besledikleri her kötü emelde ağır tokat yiyen Batılılar’ın, Türkler’in değerini azaltmak için bu eserleri, Araplar’a maletmelerine yol açtı.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz