Türkler Vakur ve Azametli Görünüyorlar

Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu 24.01.2011 3541

B
usbecq, Avusturya elçisi olarak üç kere Türkiye’ye geldi. Seyahat intibalarını bir kitapta topladı. Bu kitap “Busbecq’in mektupları” adıyla Hüseyin Cahit Yalçın tarafından Türkçe’ye tercüme edildi. Busbecq bu eserinde Türkiye ve Türkler ile ilgili enteresan bilgiler vermektedir. Kitaptan bir bölümü özetle aşağıda  sunuyoruz.


“ Türkiye'de herkes kendi mevki ve geleceğinin bânisidir. Sultan'ın hükmü altında en yüksek mevkilere çıkmış olanlar çok kere çobanlıktan yetişmişlerdir. Bunlar böyle küçük mevkiden doğmuş olmaktan utanmak şöyle dursun, bilâkis bunu bir iftihar vesilesi olarak telâkki ederler. Atalarına ne kadar az borçlu bulunurlarsa, kendilerini yaptıklarıyla iftihar etmekte o kadar haklı görürler.

Türkler, insanlarda üstün vasıfların irsî olduğuna, bir miras gibi elde edildiğine inanmazlar. Bunu kısmen Allah'ın bir ihsanı, kısmen de çalışmanın, zahmetin ve gayretin bir mükâfatı diye düşünürler. Nasıl güzel san'atlara, musikîye veya matematik yahud geometriye istidat irsî bir şey değilse; bir oğul nasıl mutlaka babasına benzemek lâzım gelmezse, iyi huy ve yeteneğin de irsî olmadığına, meziyetlerin kendisine Cenabıhak tarafından bahsedildiğine kanidirler. İşte bundan dolayı Türkler'de şeref ve makam, idari mevkiler gayretin ve çalışmanın mükâfatı olarak görülür.

 Namussuz, tembel ve işe yaramayanlar hiçbir zaman yükselemezler, önemsiz ve hakir bir halde kalırlar. Türkler'in neye teşebbüs ederlerse başarılı olmalarının, hâkim bir millet haline gelmelerinin ve her gün hükümetlerinin hudutlarını genişletmelerinin hikmeti bundadır.
Bizim tatbik ettiğimiz hükümler ise bütün bütün başkadır. Bizde liyakat ve iktidara yer ayrılmamıştır. Bizde her şey doğuşa bağlıdır. Yüksek mevkilere çıkarılacak adamların kimin neslinden geldiklerine bakılır.

Muhteşem Sadelik

Şimdi benimle beraber geliniz ve sarıklı başlardan meydana gelen bu büyük kalabalığa gözlerinizi çeviriniz. Hepsi bembeyaz ipekliden hadsiz hesapsız kumaşlara sarılmışlar. Türlü türlü, renk renk parlak elbiseler; her tarafta altın, gümüş, inci, ipek ve saten pırıltısı, hepsini geniş bir biçimde tarif etmek çok uzun bir iş olacak. Manzaranın yeniliğini yalnız kelimelerle anlatmak imkânsız.

Gözlerim şimdiye kadar bundan daha güzel bir manzara görmemişti. Mamafih, bütün bu servet ve ihtişam içinde gene büyük bir sadelik ve iktisat göze çarpıyor. Herkesin elbisesi, mevkileri ne olursa olsun aynı biçimde. Bordürler, lüzumsuz işlemeler yok. Halbuki bizde bu adettir, birçok paraya mal olur ve üç günde bozulur. Onların en güzel yahut saten elbiseleri, alışıldığı üzere işlemeli olsa bile yalnız bir Venedik Altınına (Duka) çıkıyor.

Azametli Görünüyorlar

Biz nasıl onların giyinme tarzına şaşıyorsak, Türkler de bize öyle hayret ediyorlar. Onların elbiseleri uzun olup hemen aşık kemiklerine kadar iniyor. Bu elbiseler yalnız azametli görünmekle kalmıyorlar, insanın boyunu da uzatıyorlar. Bizim elbiselerimiz ise o kadar ve dardır ki, vücudun biçimini olduğu gibi meydana çıkarıyor. Bunları saklamak şüphesiz daha iyi olurdu. Bu biçim, göze çarpınca  bir adamın uzunluğunu azaltıyor ve ona cüce görüntüsü veriyor.
 

Vakur ve Sessiz

Bu muazzam kalabalık içinde övgü değer görünen bir diğer husus sessizlik disiplin. Hiçbir bağrışma, uğultu yok. Halbuki alâlade kalabalıkta böyle şeyler eksik olmaz. Ayrıca kimseye belli bir yer tayin edilmemiş olduğu halde, herkes kendine ait olan noktada duruyor. Zâbitler, yani generaller, binbaşılar yüzbaşılar diğer subaylar (Türkler'de bunlarım hepsine ağa denilmektedir) yerlerine oturmuşlardı. Erler ayakta idiler, en çok göze çarpan grup, miktarları birkaç bine varan yeniçerilerdi.

Bunlar diğer kuvvetlerden ayrı bir yerde uzun bir saf halinde duruyorlardı. O kadar sessizdiler ki benden çok uzakta bulunmadıkları hak acaba canlı adamlar mıdır, yoksa heykel midirler? diye kendi kendime soruyordum. Onlara alışılagelmiş âdet üzere selâm vermemi söyledikleri zaman hepsinin selâmıma mukabele ederek başlarını salladıklarını gördüm...”

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz