Türkler İslamın Bayraktarı

Prof. Dr. Ercüment Kuran 31.12.2010 3576

T
ürkler’in Müslüman olmaları, dünya tarihinin önemli olaylarından biridir. İslamiyeti kabul eden ilk Türkler, VII. yüzyılda bugünkü Türkistan’da yaşadıkları bilinen Karahanlılar’dır. X. yüzyıl başında Buğra Han, kendi inançlarına uygun düşen İslâm dinine girdi. Afganistan’da oturan Gazneliler de az sonra Müslüman oldular. Gazneliler Sultan Mahmud XI. yüzyılın ilk çeyreğinde Hindistan’ın kuzeyini fethederek bu ülkeyi İslamlaştırdı.

Aral Gölü’nün kuzeyinde yaşayan Oğuz Türkleri’nin Kınık boyundan Selçuk’un öncülüğünde, 960 yılına doğru Maveraünnehr’e göç etmeleri ve Selçuk’un torunu Çağrı Bey’in kumandasında 1040’da Dandanakan muharebesinde Gazneli Mahmud’un ordusunu yenmeleri sonunda, Horasan’da Selçuklu Devleti kuruldu. Tuğrul Bey’in Bağdad’ı 1055’de zaptederek Abbasi halifesini himayesine alması, Türkler’in İslam dünyasına hakim olmasını sağladı.

1072’den 1092’ye kadar süren Melikşah’ın saltanatı zamanında Büyük Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşamıştır. Bu devirde imparatorluğun hudutları Çin’den Akdeniz kıyılarına kadar uzanıyordu. Osman Turan’a göre “Selçukluların Medeniyet tarihinde en büyük hizmetleri, İslâm dünyasının her tarafına cami, medrese, kütüphane, tıp mektebi, hastane, imaret, zaviye, kervansaraylar ile doldurmaları, bu müesseselere büyük vakıflar yapmaları”dır. Sultanlar İslam alimleri ve sanatçılarını da saraylarında korumuşlar, onlara bol atiyeler vermişlerdi. Büyük Selçuklu Devleti, Sencer’in 1157’de vefatiyle yıkılmıştır.

İkincin Vatan Anadolu

Ne var ki, Çağrı’nın oğlu Sultan Alparslan’ın 1071’de Malazgirt muharebesinde Bizans ordusunu yenmesi ardından Selçuklular Anadolu’yu fethetmişler ve burasını Türklerin ikinci vatanı yapmışlardır. Kutalmışoğlu Süleyman Bey’in İslam gazileri başında savaşarak kurduğu devlet, Abbasi halifesi tarafından tanındığı gibi, adaletli yönetimiyle de yerli Hıristiyanların desteğini sağlamıştır. Sultan I. Kılıç Arslan, Anadolu’da ilerleyen Haçlı ordularına kahramanca direndiği, II. Kılıç Arslan da 1176’da Miryakefalon’da Bizanslılara karşı kazandığı zaferden sonra, memleketin iktisadi ve kültürel gelişmesine önem verdi.

Gıyaseddin Keyhüsrev’in 1207’de Antalya’yı, oğlu İzzeddin Keykavus’un 1214’de Sinop’u fethetmesiyle halkın refahı daha da arttı. Alaeddin Keykubad’ın saltanatında Anadolu Selçuklu Devleti altın çağını yaşadı. Gerçekten, 1220’den 1237’ye kadar devam eden dönemde payitaht Konya’da, Kayseri, Sivas, Erzurum ve diğer şehirlerde camiler, medreseler, hastaneler, hanlar ve türbeler inşa edildi, şehirleri birbirine bağlayan ticaret yollarında, köprüler, kervansaraylar yapıldı. Memlekette hakim olan hoşgörü, ünlü mutasavvıflar Mevlana Celaleddin-i Rumi’yi, Horasan’dan Muhyiddin-i Arabi’yi Endülüs’ten Konya’ya çekmiştir. Bu yıllarda Yunus Emre’de en güzel Türkçe ilahileri Anadolu’da söylemiştir.

XIII. yüzyıl ortalarında başlayan Moğol istilası, bu medeniyeti duraklatmış, fakat 1308’de Selçuklu Sultanlığının ortadan kalmasından sonra da Anadolu’da teşekkül eden Türk beylikleri memleketin Türklüğüne hayatiyet kazandırmışlar ve medeniyeti yaşatmışlardır.

Nöbet Osmanlılarda

Anadolu Selçuklu Devleti’nin halefi Karamanoğlu veya Germiyanoğlu gibi büyük beylikler değil, Bizans’a karşı cihad sürdürmeye coğrafi bakımdan en müsait durumda bulunan küçük Osmanlı beyliği oldu. Beyliğin kurucusu Oğuzlar’ın Kayı boyuna mensup Osman Bey’dir. Aşiretiyle Bilecik yakınlarındaki Söğüt’e gelip yerleşmişti. Oğlu Orhan Bey, 1326’da Bursa’ya girdi. Osmanlılar 1354’de Çanakkale boğazından Avrupa’ya geçtiler, I. Murad zamanında da Rumeli’nin fethine başladılar.

Tarihçi Paul Wittek “Osman Gazi’nin halefleri Sultanlar haline geldiler; onların etrafından, karakterini, dil ve ırktan ziyade din ve medeniyetin tayin ettiği bir Osmanlı cemiyeti teşekkül etti” görüşünü açıklar.

Osmanlılar, fethettikleri memleketlere barış getiriyorlar, halka adaletli davranıyorlardı.
Nitekim XV. Yüzyıl başında Yıldırım Bayezid’in Ankara civarında Timur’a yenilmesi üzerine, devlet parçalanma tehlikesi ile karşılaştıysa da, Osmanlı yönetiminden memnun olan Balkan Hıristiyanları ayaklanmamışlardır.

II. Mehmed’in 1453’te İstanbul’u Bizanslılardan alması, Osmanlı Devleti’ne İmparatorluk vasfı kazandırdı. Yavuz Sultan Selim Suriye ve Mısır’ı imparatorluğa kattıktan başka, Mekke ve Medine’nin anahtarlarını teslim alarak “Hâdimü’l-Harameyn” unvanını elde etti. 1520’den 1566’ya kadar padişah olan Kanuni Sultan Süleyman zamanında, Osmanlı medeniyeti en yüksek seviyesine ulaşmıştır.

Edebiyatta Baki ile Fuzuli, İslami ilimlerde Kemal Paşa-zâde ve Ebussuud Efendiler, mimaride Sinan, hat sanatında, Karahisarî ölümsüz eserlerini bu devirde meydana getirmişlerdir. Hayırsever kişilerin vakıfları sayesinde pek çok din ve eğitim müessesesi yaşatılmış, imaret, hastane gibi muhtaçlara fîsebîli’llâh hizmet veren tesisler kurmuştur.

Osmanlı Devleti XVII. Yüzyıl sonunda askeri ve siyasi sahalarda gerilemeye başlamış, buna rağmen kültür hayatında ilerleme durmamıştır. Nitekim, o yüzyılda Evliya Çelebi ünlü Seyahatnamesi’ni yazmış, XVIII. yüzyılda Topkapı Sarayı önünde Sultan Ahmed Çeşmesi gibi bir mimari şaheser inşa edildikten başka, şair Nedim ve musiki ustası Itrî yetişmiş. XIX. yüzyılda da Cevdet Paşa “Mecelle” adlı hukuk abidesini ortaya koşmuştur.

Osmanlı sosyal hayatında tarikatların önemli yeri olmuştur. Gerçekte tekkeler, son zamanlarda gerilemiş olmakla birlikte, kültür ve sanat merkezleriydiler. Celaleddin Rumi’nin Konya’da kurduğu Mevlevilik toplumun yüksek tabakasına manevi destek sağlamış, Horasan erenlerinden Hacı Bektaş’ın Selçuklu çağında temelini attığına inanılan Bektaşilik ise sonraları Yeniçeri ocağının tarikatı, Hacı Bektaş da pîr olarak kabul edilmiş ve halk arasında yayılmıştır.


 

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz