Türkiye’de Bunlar da Oldu

Talip Mert 02.01.2013 3965
T

arihi Yazılar Kazındı

1924 senesinde TBMM tarafından kabul edilen 1057 sayılı, “T.C. dâhilinde bulunan bilumum meban-i resmiye ve milliye üzerindeki tuğra ve medhiyelerin kaldırılması hakkında kanun” yürürlüğe girdi. Bu kanuna göre eskiye ait ne kadar resmi bina varsa bunların üzerinde de padişah tuğrası ve eski yazı ile kitabe bulunuyorsa hepsi kırılıp-kazınıp yok edilecek…

Aşağıda İstanbul Üniversitesi kapısı üzerinde bulunan Hattat Şefik Bey’e ait nefis bir yazının bu kanunun tahribatından nasıl kurtulabildiğini okuyacaksınız. –Editör-
----------------

Şefik Bey denilince onun akla gelen ilk yazısı İstanbul Üniversitesi taç kapısının iç ve dış tarafını "taçlandıran" yazılarıdır. 

Bu yazıların ilki ve en meşhuru kapının Bayezid meydanına bakan yüzündeki büyük ebadda "Dâire-i Umûr-ı Askeriye" yazısı ile bunun sağ ve solunda yer alan daha küçük ebedda iki âyet-i kerimedir.

Kapının iç yüzünde de yine Şefik imzalı sağlı sollu iki ayet-i kerîme daha vardır. Ve bunların güzelliği ve ihtişamı ön cephedeki yazılardan daha fazladır. Bu iki âyet-i kerîmenin ortasındaki Şair Nüzhet Efendi'ye ait kıt'anın ta'lîk hattı ise Şefik Bey'in hocası Kadıasker Mustafa İzzet Efendi'ye aittir.

Nüzhet Efendi'nin şiirinin mermere hakki(kazınması) için Sultan Abdülaziz'den alınan iradenin tarihinden bu yazıların bir kaç ay farkla ne zaman kazıldığı net olarak ortaya çıkmaktadır. Bu iradenin tarihi 23.M.1283 [7 Haziran 1866]'dür.

Bu yazılar gerek ebatları ve gerekse de sanat değerleri itibariyle hat tarihinin mermere kazınmış zirve eserlerindendir. Bu yazılar olmasa o kapı zaten bir garabet numunesidir.

Bu garabet bu muhteşem yazılarla kapatılmakta, erbab-ı sanatın göz zevki kısmen da olsa rencide olmamaktadır. Bu yazılar ihtişam ve asaletleriyle insana ürperti veren bir mumyanın boynundaki mücevher gerdanlık gibi asil ve soylu bir görüntüye sahiptirler.

Bu zirve eserler ne yazık ki uğradıkları mağduriyet sebebiyle de çok acı bir hâtıranın canlı şahitleridirler. Hem de medeniyet dünyasına bir medeniyet ayıbı olarak not düşülmüş bir mağduriyet.

1927-1949 seneleri arasında üzerine perde çekilen hem de kanunî bir mecburiyet sebebiyle perde çekilen bu hatlar, Allah'ın lütfünun bir eseri olarak bir çok kitabe gibi kazınmamış, sadece üzeri kapatılmıştı. Eldeki resimlerden dış yüzdeki tuğranın kapatılmadığı bilakis kazındığı anlaşılıyor.

Bu yazılarla alakalı olarak merhum Ali Ulvi Kurucu şöyle bir hâtırasını anlatır. Merhum 1980'de Almanya'da bulunduğu bir sırada, bir sohbet esnasında söz hat sanatına gelince ismini vermediği bir dostu şunları söylemiş: "Allahü teâla kullarına ibadet şeklini serbest bıraksaydı, ömrümü İstanbul Üniversitesi kapısındaki Şefik Bey'in yazılarını seyretmekle geçirirdim."

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz