Türk-İslam Tarihinde Selçukluların Yeri ve Önemi

Prof.Dr. Abdulkadir Donuk 25.04.2014 5132

S

elçuklu idaresinde Türk hâkimiyeti başlamadan önce İslâm dünyası iç ve dış buhranlara düşmüş ve büyük tehlikelerle karşılaşmış bulunuyordu. XI. asırda birbirleriyle uzlaşmaz akîdeler, bütün İslâm dünyasını kaplamıştı. Sayısız mezhepler arasında amansız bir mücadele başlamıştı. Bir yığın sapık mezhepler ve diğer bir çok saçma akîdeler, Îslâm âlemini doldurmuş idi.


İslâmiyetin tek bir fikir etrafında toplanması, korkunç bölünmelerle parçalanmıştı. O kadar ki meselâ, tanınmış yazar Abd’ul-Kaahir Bağdadî (ölm. 1038)’ye göre, bu tür mezheplerin sayısı 70’den fazla idi. XI. asırda bu hâle düşen İslâmiyet, VII. asırda bilindiği gibi, dünyayı fethe çıkmıştı. İslâm âleminde bu fikir ayrılıklardan başka, siyâsi parçalanmalar da olmuştu. "Sünnî"lik âdeta halife ile birlikte Bağdat’ta sarayda hapsolmuş, etrafa "Şiî" temâyüllü kişiler hâkim olmuştur. 


Ayrıca zengin bir diyar olan Mısır, şiî eğilimli Fâtımî’lerin eline geçmişti. Halife hem bunlardın, hem de Bağdat’taki Şiî eğilimli kişilerin tehdidi altında bulunuyordu. Ayrılık sadece bunlardan ibaret olmayıp, İslâm dünyası küçük-büyük bir sürü devletçiğe de bölünmüştü. Yalnız İran sahasında bir düzüneye yakın devletçik bulunuyordu. Ayrıca bunlar gibi Orta Asya sahasındaki Türk devletleri de birbirleriyle mücadele ediyorlardı.


Her ne kadar İslâmiyeti yeni kabul etmiş bulunan Karahanlılar Doğuda cihâd ile uğraşmakta ve İslâm dünyasını o taraftan gelen istilâlara karşı korumakta ise de, Gazneliler ve Sâmanî’lerle de ihtilâf ve savaş hâlinde idiler. Karahanlı âilesi içinde de çatışmalar mevcuttu.


İşte böyle bir Türk âleminde Selçuklular taze ve yıpranmamış bir kuvvet olarak ortaya çıktılar. 1040’da Dandanakan savaşı ile Gaznelileri yenerek Horasan’da Selçuklu devletinin temelini attılar. Bu Türkler sünnî akîde ve adaletin temsilcisi idiler. Sultan Tuğrul Bey kısa zamanda binbir entrikanın hüküm sürdüğü İran’ı almış, Bağadat’a kurtarıcı olarak girmiş ve bütün isyancıları ortadan kaldırarak Halifeyi de kurtarmıştı.


Sultan Tuğrul Bey’in bu başarısı Türk, İslâm ve Cihân Tarihi bakımlarından da çok önemlidir. Türklerin yeni Müslüman olan bir şubesi gayet kısa zamanda İslâm dünyasında bir hâkimiyet tesis ediyordu ki, bunların siyaset sahnesine çıkışları da çok yenidir. Selçuklular Arapların ve İranlıların elinden İslâm dünyasının liderlik bayrağını almışlardır.


Bu olay İslâm tarihi bakımından da önemlidir. Atlas Okyanusu’ndan Çin seddine kadar uzanan İslâm âlemi, önceden mücadele ettiği Türkleri, iktidara davet etmek mecburiyetinde kalmıştır. Hilafet her ne kadar Araplar’da ise de, Sultan Tuğrul Bey’le İslâm dünyasında Türklerin lider oldukları devre başlar. Bu liderlik 1517’de Yavuz Sultan Selim’in hilafeti almasıyla perçinleşir ve 1924’e kadar devam eder.


Bu hadise dünya tarihi bakımından da ehemmiyetlidir. İslâm dünyasında Türklerin hakimiyeti ele alarak getirdikleri yeni akidelerle, bağlı oldukları sünnîlik ve dolayısiyle İslâmiyeti kurtardıkları gibi, Batı âlemine karşı da bir üstünlük kurdular. Bizans’ın İslâmlar aleyhindeki ilerleyişi durduruldu ve Anadolu’ya doğru Türk istilâsı başladı. İşte bu Anadolu’ya doğru Türklüğün hamlesi Batı dünyasını telaşa düşürdü.


Bizans’ın maddî-mânevî kuvveti Anadolu’nun bu hareketi, aslında İslâm âleminin yeni kazandığı üstünlüğe karşı bir reaksiyon idi. Zira kurtarılmak istenen Kudüs, daha 7. Asır ortalarında İslâmlar tarafından fethedilmişti. Haçlıların hakikî hasımları İslâm âlemine yeni ve taze bir kuvvet getiren Türklerdi. Haçlı seferleri sonunda İslâm kültürüyle tanışan ve onu alan Avrupa rönesansın temellerini atmıştır. Bu suretle Rönesans’a vesile olan, Avrupa’ya hür düşünceyi getiren bu Haçlı seferleri, Tuğrul Bey’in 1055’deki bu hareketine bağlanabilir.


İslâm mütefekkirleri Selçuklu sultanlarının İslâmiyete ve Müslümanlara hizmetlerini takdir ve şükranla anlatmakta kusur etmemişlerdir. Devrin bir tarihçisi (Kirmâni):


“Selçuklu sultanları hep güzel ahlâka sahip idi. Onların bayrakları yükseldikten sonra ihtiyar dünya tazelendi ve gençleşti. Selçukluların iyi idareleri sayesinde dünya nizama kavuştu. İslâmın sancakları kuvvet buldu. Doğuda ve Batıda medrese, kervansaray ve minarelerin çoğu Selçuklu sultanları ve vezirlerinin eseridir. Bu hânedanın devletleri inhitata yüz tutunca da memleketlerin mâmuriyeti ve halkın asayişi bozuldu” derken, devrin görüş ve duygularına hakkıyla tercüman olmaktadır.





İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz