Türk Yurdu ve Türk Tarihinin Derinliği

Prof. Dr. Ahmet Taşağıl 27.11.2013 3540
T

artışmasız bir şekilde Türk milletinin en az MÖ 3. binlere giden 5 bin yıllık tarihi vardır. Gerek arkeolojik, gerekse yazılı kaynaklar bunu açıkça desteklemektedir.

Tarihin başlangıcında açıkça beliren Türk milleti çok fazla mecrada ama ana bir ırmak üzerinde akıp günümüze gelmiştir. Gelecekte de yok edilemeyecektir. Ya da her hangi bir bölgede yok edilse dâhi diğer bölgelerdekiler bayrağı taşıyacak, gelecek nesillere aktaracaktır.

Peki, “Türk Yurdu” neresi diye sorulsa ne cevap verilebilir? Bunun da cevabı çok açıktır. Avrasya coğrafyası. Günümüz Türk Dünyası haritası da bu gerçeği açıkça desteklemektedir.

Çok geniş coğrafyaya yayılan Türklerin bölgelere göre farklılıklar göstermesi gayet tabiidir. Ancak, tarihin başlangıcından günümüze uzanan bir ana gövde söz konusudur. Bu ana gövde özellikle komşularının kaynaklarında Türk olarak adlandırılmış; kurdukları her devletin kökeninin Türk olduğu bariz bir şekilde vurgulanmıştır. Böyle bir gerçeği red edemeyen Batı ilim dünyası 1750'lilerden itibaren Türk milleti kavramını tarih araştırmalarında bahsettiğimiz derinlik içinde yazmaktadırlar.

Nitekim Türk kökenli halkların tarihi hakkında binlerce kitap makale ve benzeri eserler meydana getirmişlerdir. Yani ilmi açıdan Türklerin tarihi inkâr edilemez bir gerçektir.

Türkler Nerede Yaşıyorlardı?

Türkler nerede yaşıyorlardı sorusu sorulduğunda, Karadeniz'in kuzeyinden Kore'ye kadar uzanan saha, Kafkasların kuzeyinde Kuzey Buz denizine, Tibet'in kuzeyi, Çin Seddi'nin kuzeyi, Agfanistan'ın kuzey bölümünden, İran'ın kuzey doğusu, ama özellikle Sır Derya'nın kuzey doğusu sahaları gösterebilir. Bazen Macaristan ovalarına kadar Orta Avrupa sahasını kapladığı görülmektedir. Yine güneyde Hindistan'a gidip devlet kuran çok sayıda Türk boyu olmuştur.

Anadolu'ya gelişleri son araştırmalarla milattan önceki devirlerde tespit edilebilmektedir. Anadolu'ya Trakya, Kafkaslar ve İran üzerinden gelmeleri söz konusudur. Avrasya coğrafyasında "Kaya" resimlerinin dağılımına bakarak Türk tarihinin yeni başlangıç teorilerini ortaya koymak, yeni tarih paradigmaları oluşturmak mümkündür.

Gerçek Türk tarihini anlamak için göç hareketlerini incelemek, boy sistemini analiz ederek tarih içindeki ana akış yollarını takip etmek gereklidir. Model de lazımdır. Örnek ve bütün Türkleri kendine bağlama imkânı sunan bir model devlet. Bu devlet bellidir aslında. Çok açık bir şekilde bizim Gök-Türkler diye tarihçiliğimizde tanıdığımız. Ama bütün dünya tarihçiliğinde yazıldığı ve gerçeğinde de kaydedildiği gibi bu devletin adı "Türk" tür.

Türk Kağanlığı olarak yazılıp günümüze ulaşan ismin kökeni güçlü-kuvvetli/ gelişmiş manalarına gelmektedir. Ama 420'li tarihlerden itibaren Sır Derya ırmağının kuzey ve doğusunda yaşayan insanların adıdır. Ancak, milattan önceki çağlardan itibaren başlayan tarihin MS V. yüzyıla geliş süreci açıkça bilinmektedir. Dolayısıyla Türk tarihini anlamakta problem yoktur. Problem anlamak istemeyenlerdedir.

Türk Adını Taşıyan İlk Devlet

Nihayet, 542 tarihinden itibaren resmen Türk adını taşıyan devlet yükselir. Devletin merkezi Moğolistan'ın orta-kuzey kesimleri olsa da Çin kaynaklarının ifadesiyle Kore'den Karadeniz'in kuzeyindeki Kırım'a kadar bütün Türk kökenli halkları bünyesine katmayı başardı. Ve bu tarihten itibaren Türkiye Cumhuriyeti'ne kadar yok olmadan devam etti.

Gök-Türklerden (Türk Kağanlığı) günümüze ne kaldı sorusunun cevabı net bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti'dir. Türk milletidir. Diğer taraftan bilinmelidir ki; yeryüzündeki bütün Türk kökenli topluluklar yani bütün Türk Dünyası Gök-Türklerin günümüzdeki devamıdır. Ortak kimlik Türk Kağanlığı ve dönemin Türk boylarıdır. Çin kaynakları bu durumu VI. ve VIII. asırlar arasında açıkça vurgulamaktadır.

Türk Milleti Varlığını Nasıl Korudu?

Türk milleti niye yok olmadan varlığını korudu sorusunu; Karahanlı, Gazneli ve Selçuklu gibi büyük devletleri, hatta Osmanlı Devleti'ni sayarak cevaplayabiliriz. Bu doğru yaklaşımdır. Ama Türklüğün aralıksız devam edişini Türk (Gök-Türk), Batı Türk, Türg(k)iş, Oğuz, Türkmen silsilesini ve diğer boyların durumunu takip ederek anlamak daha doğrudur. Her ne kadar farklı adlar altında devlet, beylik ve benzeri siyasi kuruluşlarda ömür sürseler de yabancılar tarafından hep Türk olarak anıldılar. Kaynaklarda kaydedildiler.

Osmanlı Devleti en kuvvetli çağında üç kıtaya hükmederken dahi Türk devleti adıyla yazılıp bahsediliyordu. Kısacası Türk tarihini başlangıcından günümüze kadar kesintisiz takip etmekte problem bulunmamaktadır. Problem insanların anlama sıkıntısı taşımasında ya da kasıtlı şekilde tarihe bakma eğiliminde olmalarındadır.

Sonuçta tarihin en erken devirlerinden itibaren Türk tarihini takip etmek mümkündür. Türkler ağırlık olarak Orta Asya "Türkistan" dediğimiz sahada çoğunlukla Avrasya bozkırlarında yaşamışlardır. Bilinen tarih paradigmaları değişse bile insanlık tarihindeki yerleri ve tanınmaları asla değişmez. Çünkü tarihi kaynaklar gerçeği ifade etmektedir.

Gerçek Türk tarihini anlamak için Türk göçlerini boy sistemlerini ele alarak Gök-Türk (Türk 542-745) modelini esas alarak değerlendirmek en doğru yöntemdir. Hangi açıdan bakarlarsa baksınlar kaynaklardaki bilgileri yok edemezler.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz