Türk Toplumu Nereye Götürülüyor

Prof. Dr. Mazhar Özman 15.10.2012 3614
D
evletleri milletler kurar ve belli kanunlar onu yaşatarak hayatlarını devam ettirirler. Aynı zamanda devleti güçlü kılmak milletin görevleri arasındadır. Güçlü olmayan devletler adaleti koruyamazlar, halklarını memnun edemezler ve sonunda milletlerin desteğini kaybederler. Milletin desteğini ve gücünü kaybeden devletler de sonunda tarihe gömülürler. Yalnız milletler yok olmazlarsa, değişik sistemlerle de olsa yeni devletler kurabilirler. Yeni kurdukları devletin koruması altında hayatlarını devam ettirirler.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhur başkanlığının forsuna bakarsanız, buradaki on altı yıldız tarihte devlet kurmuş ve yıkılıp kaybolmuş devletlerin sayısını simgeler. Bu devletler Orta Asya'daki Türk boylarının kurduğu feodal devletler olarak dünyaya gelmiştir. Sistemleri Orta Asya'da uzun zaman (1500 yıl) aynı yapıda kalmıştır. Bu Türk boyları isim değiştirerek, bir kısmı ailelerin parçalanmasıyla, bir kısmı kardeşlerin ayrılmasıyla ayrı ayrı birçok devletler kurmuşlardır.

Türk milleti sonunda yeni bir sistemle 1040'da Selçuklular devletini kurdu. 300 yıl bu devletle ve bunun devamı Anadolu Selçukluları ile dünyaya medeniyeti yaydı. Avrupalılar Anadolu'ya haçlı seferleri ile gelince Selçuklulardan aldıkları İslam kültürüyle Rönesanslarını yaptılar. Bundan sonra Osmanlılar 600 yıl teknoloji ve medeniyet bakımından dünyaya çok şeyler verdiler. Sonra onlar da tarihe karıştılar. İşte bu Selçuklu ve Osmanlı dönemi Türklerin yeni bir sistemle (İslam sistemi ve kanunları ile) kurdukları son devletlerdir.

Yaşadığımız son Türk devletinin dışında ecdadımız değişik sistemler uygulayarak tarihte çok güçlü devletler kurmuşlardır. Tarihe bakarsak bu devletleri kuranların çok güçlü bir millet olduğunu görürüz. Eğer Osmanlının yaklaşık son yüzyılında ve Türkiye Cumhuriyeti devletinde yer alan milleti kontrol ederseniz, aslına uymayan çok değişik bir insan yapısıyla karşılaşacaksınız. Bu iki yüzyılı içine alan zamanda dış güçlerin yalnız devletimizi güçsüz bıraktığını görmüyoruz aynı zamanda Türk milleti ve vatandaşları ile de uğraştığını görüyoruz.

Türklerin İslamla kurduğu güçlü devletler en az  800 - 850 yıl Hıristiyan Avrupa için çok tehlikeli olmuştur. Bunun neticesi Türk-İslam devletlerinin güçlerini kaybetmeleri için Hıristiyan Batı dünyası son 1000 yıllık tarihinde her mücadeleyi ve her yolu denemiştir. Fakat her gelen Türk-İslam devleti yine güçlü gelmiştir. Sonunda Hıristiyan alemi anlamıştır ki, bir devleti asıl güçsüz yapmak, milletin benliğini yok etmek, birliğini bozmak, kültürünü değiştirmek ve birleştirici unsurlarını yok etmekle sağlanabilir.

İşte Batının Türk milleti üzerindeki bu yeni taktik uygulaması 1800'lü yıllarından itibaren dünya düzeyinde açık görülecek şekilde başlamıştı. Bu tarihlerden itibaren günümüze kadar adım adım, dışarıdan kullanılan güçlerle ve içimizden yetiştirilip dış güçlere hizmet edenlerle bu çalışmalar geliştirilmiştir. Sözde ilerici, aslında menfaat için çalışan bu insanlar, milletlerini parçalamak için her birleştirici sistemi, örfü, ananeyi, kültürü yok ederek ülkemiz insanlarını beraber yaşayamayacak hale getirdiler.

İşte Türk mîlleti kurduğu son Türk devleti içinde gittikçe kandırılarak, yeni bir millet yapısına doğru götürüldü. Bu yeni yapı, milletin 1000 yıllık aslına uymuyordu. Aynı zamanda bu yeni düzene millet isteyerek değil, zorlanarak götürülüyordu. Batı Hıristiyan dünyası anlamıştır ki; milletler kültürlerini, milli ve manevi değerlerini kaybederlerse artık aynı millet olamazlar. Bir millet milletliğini kaybederse, artık güçlü devletler kuramaz.

Son iki yüzyıldır Müslüman Türk devleti üzerinde oynanan oyunlar devlete yönelik değildir. Milleti yok etmeyi hedef almıştır. Bu gerçekler ve oynanan oyunlar yeni kuşaklarca daha açıkça anlaşılamamıştır. Bugün ülkemizde devam eden tartışma ve kavgalar, millete yönelik bu çirkin programı örtmek içindir.

Yazdıklarımızı her ülkesini seven, dışa bağımlı olmayan, devlet ve millet menfaatini düşünen millet evlatlarının benimseyeceğine inanıyorum. Kandırılmamış yeni yetişen neslin, Türk milletini bu yanlış yoldan kurtaracağına inanıyorum.

İstikbal, yolunu seçen gençliğin olacaktır.

 

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz