Türk İslam Ülküsü’nün Büyük Mütefekkiri: Seyyid Ahmet Arvasi

Hasan Yılmaz 03.02.2020 2522
resim
S
eyyid Ahmet Arvasî, Seyyid soyundan gelen ve manevi dünyamızın karanlıklarını aydınlatan muhterem bir babanın saygıdeğer bir evladı. İlimde, irfanda, ihlâs ve imanda daima emredilene layık olmaya çalışan ve emredileni kulluğu gereği yaşayıp anlatmaya çalışan büyük bir dava adamı.

Ülkemizin çileli günlerinde hele de Abdülhakim Arvasi Hazretleri’ne yöneltilen ağır baskı ve saldırıların döneminde dünyaya gelen ve bütün sızıları yüreğinde hissederek yaşayan bir gönül adamı.

Resmi görevli olduğu zaman okullarda yetiştirdiği binlerce memleket evladının arasına, emekliliği döneminde de binlercesine katmayı başaran çalışkan bir insan. Günün büyük kısmını ibadet ve ilimle geçirmeyi fazilet kabul eden, insanları hoşnut etmeyi meslek haline getiren ve en büyük cihat olarak Allah düşmanlarıyla ve memleket düşmanlarıyla uğraşmayı gören büyük mücahit.

Maharetin kalpleri tamir etmek olduğunu, gönül kırmanın bir mabed yıkmak olduğunu söyleyen olgun bir kişi. Cumhuriyet döneminde yetişen gönül ve ilim simalarından birisi Seyyid Ahmet Arvasi Hoca. Kitaplarında, makalelerinde, seminer ve sohbetlerinde hep yeniden kurulmaya çalışılan, emperyalizmin boyunduruğundan çıkmaya çalışan Türk milletinin ve onun Müslüman evlatlarının yöntem ve yollarını işliyordu. İnsan nasıl olmalıdır, Müslüman nasıl davranmalıdır, Türk insanın sorunları nelerdir, bu sorunların kaynağı neresidir, kurtuluş için millet olarak ne yapmalıdır onun anlatım ve öneri konularıydı.

İnsani değerlere çok kıymet veren ve Allah’ın yer yüzünün efendisi olarak yarattığı insanı her zaman en şerefli yerde olması gerektiği şeklinde uyaran Arvasî Hazretleri, dostlarına ve gönüldaşlarına her zaman kapısını açık tutan, gelenine karşı hizmetini bizzat kendisi gören âlicenap bir kişi idi. Onunla şerefyab olan, onun lezzetli sohbetlerini dinleme imkanına kavuşan binlerce kişinin gönlünde hep ondan bir iz kalmıştır. Bazı sevenleri onun meclisinde bulunup da sohbetinin tersirinde kalınca kullandığı sözcükler şunlar oluyordu:

“- Hocam ne kadar tesirli konuşuyorsunuz.”

Hocanın cevabı da şu oluyordu:

“- Söze kuvvet ve tesir veren Allah’tır. Biz sadece dile getiririz.”


Mütevazi kişiliği her zaman olayların gerisinde durmayı ve olayları gönül süzgecinden tahlil edip, öylece hükümleştirmeye götürürdü. Dünyalıklarda, maddi kazançlarda hiçbir zaman gözü olmadan yaşadı. Yaptığı işlerin ve eylemlerin altında yazan tek gerçek “Allah rızası için insanlara yararlı olabilmek idi.”

Rıza-i İlahi’ye öylesine iman etmişti ki, kapısından isteyeni hiçbir zaman geri çevirmezdi. Ayetlerin ve hadislerin emrettiği şekli yaşamayı kendisine şiar edinmişti. Zira, o Allah’tan gayrı gidilecek, ondan gayrı teslim olunacak ve ondan başka hesap verilecek hiçbir makam ve merci olmadığına inanıyordu.

Türk milletinin buhrana düştüğü, diniyle, diliyle, kültürü ve coğrafyasıyla saldırıya maruz kaldığı dönemlerde saldırganlara karşı mücadelenin bizzat icine girerek görev yapmış bir mücadele eri idi. Memleket evlatlarının yabancı ideoloji ve entrikaların oyununa gelerek aldatılmasından ötürü düştüğü sıkıntılı anlar, yine memleketin saf ve samimi çocukları olan ülkücülerle beraber hareket etmesine ve bu teşkilatlarda aktif görevler almasına yol açmıştır. O, Türk milletinin islamın yücelmesi için Allah tarafından görevlendirilmiş bir millet olduğuna ve bu görevi de son zamanları hariç layıkı ile yaptığına inanıyordu. İslam’ın ve Müslümanların yaşadığı kötü hallerin, Türk milletinin bir müddet bayrağı elinden bıraktığı için meydana geldiğini ve millet olarak dirilmenin ve kurtulmanın zamanının geldiğin söylüyordu. Bunun için de ilmi ve imani esas alan bir eğitim metodunun şart olduğunu savunuyordu.

Öylesine genç bir ruha sahipti ki, öldüğü ana kadar dostlarından hiçbir zaman uzaklaşmadan, uzlete çekilmeden yaşadı. Son gününe kadar, gençlerle olan sohbetlerini kesmedi ve onlara hep çalışmayı ve İslam esasları çerçevesinde yaşamayı nasihat etti.

İnsandaki iç zenginliğinin önemine dikkat çeken, cemiyet içinde varlığını muhafaza etmek isteyen herkesin öncelikle bir kul olma şuuruna varmasının gerekliliğini vurgulayan Arvasî Hoca, ömrünü hep mükemmeli oluşturmak ve olgunluğa ulaşmak için geçirdi. Eşref-i Mahluk, İnsan-ı Kamil davasıyla uğraştı ve bunu yakalamayan hiçbir davanın nihai hedefe ulaşamayacağına dikkat çekti.

 

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz