Türk Dünyası'nı Tanımalıyız

Rahim Er 20.01.2020 2385
Y
resimaygın yanlışlık olarak adına “gündem’’ denen “günlük’’ün şu günkü takviminde baskın maddeler Libya, Suriye, ‘’Berlin Sulh Konferansı’’, İstanbul Kanalı’dır. Ne var ki bunlar ve daha başkaları, kendilerinden ve bugünden ibaret değildir…

İstanbul’un su ve su kanalı meselesi ta 1535’lere kadar gider. Şu günkü anlamda ilk milletler arası Boğazlar antlaşmamız 1841 tarihlidir. Lozan’ın Boğazlara ait ek maddeleri 9., Montrö 10. mukaveledir. Kanal İstanbul, 11. çalışma ve metin olacaktır.

‘’Libya’’ dediğimizde Akdeniz’in Türk gölü olma şanlı vakitlerine; Turgut Reislere, Kapudan-ı Deryâ Hızır Hayreddin Paşa’ya yani 16. asra dek gitmek gerekir. Hızır Hayreddin Paşa’mıza ‘’Barbaros’’ unvanını dışımızdaki unsurların verdiğini hatırlatmak isteriz. Mekkeliler, Sevgili Peygamberimize -aleyhisselam- “emîn’’ demişlerdi. Bu güvenilir, inanılır, zarar gelmez…

İnsan, payesini verenler, onun eshabı veya ümmeti değildi, onun bir adım sonraki can düşmanlarıdır. Şu var ki bu husumet günlerinde de o unvan değerini aynen devam ettirmiştir. Süleyman-ı evvele, I. Süleyman’a, bizde kısaca ‘’Kanunî’’ yani hukuk adamı denen padişaha da ‘’muhteşem’’ sıfatını düşmanı Avrupalılar, haçlılar vermişlerdir. Bu hukuk adamı olma vasfından dolayıdır ki bu sultanımızın kabartma resmi, bugün Amerikan Kongresinin duvarında asılıdır. Demek oluyor ki Barbaros ve Kanuni, bir şekilde Peygamberimizin sünnetini de yaşamış olmuşlar.  

Zaman, zemin ve şartlar, bizi zorlayınca bakınız aşağıda temas edeceğimiz gibi ne şaşırtıcı malumatlara ulaşmaktayız. Gönül isterdi ki bu doğrular, bir tutunma ihtiyacı vaktinde değil ferah vakitlerde konuşulsun. Libya’daki Köroğlu, nâm-ı diğer Kuloğlu Türklerinden söz ediyoruz. Şu ihtilaf olmasa orada bir milyon Türk’ün yaşadığı, bugün değil kim bilir ne zaman öğrenilecekti.
Yalnızca Libya’dakiler mi meçhulde kalmıştı?

Suriye’deki Bayır-Bucak Türkmenleri ve diğer Selçuklu bakiyesi Türkmenler de bilinmiyordu. Irak Türkmenleri de ilgi duyanların dışında bilinmez. Suriye’den gelen mültecilerin bir kısmının güzel Türkçe konuşuyor olmaları içimizde çok kimseyi şaşırtmıştı. Hâlbuki Yemen’de de bir Türk nüfus vardır. Ürdün, Filistin gibi yerlerde olduğu gibi Yemen’de de Mehmetçiğin bir kısmı oralardaki nöbetlerini terk etmemişlerdi. Kırım’da, Balkanlarda, Orta Doğu’da Türkler şimdi de mevcuttur.

Bunun hükmü şöyledir. Osmanlının atının izi olan her yerde  soydaşımız, bakiyemiz ve eserimiz vardır.
Tekrar etmek isteriz. Bu hakikatler son dakika bilgileri olarak günlüğümüze girmemeli. Osmanlı coğrafyasında bugün kaç devlet varsa her biri için tam uzman en az 10 mütehassıs ilim adamı yetiştirmeliyiz. Onlar, altmış küsur devleti yani Sudan’ı, Suriye’yi, Arnavutluk’u, Birleşik Arap Emîrliklerini, Suudi Arabistan’ı, Rodos ve Girit adalarını, Yunanistan’ı… vs. vs. dili, inancı, edebiyatı, kavmi, sosyolojisi ile inceden inceye ve tam bir vukufiyetle bilmeli ve anlatmalıdır. Yetiştirilmesi şart olan bin uzmandan söz ediyoruz. Osmanlı Türkçesi, Arapça, Farsça, Fransızca, İtalyanca, Rumca, Ermenice, Bulgarca, Rusça, İngilizce gibi dilleri çok iyi derecede bilecek “Bin Babayiğit’’. Her birinin iki veya üç dili bilmesi şart olmalı. Dün var olduğumuz bu yerlerde bugün neyimizin kaldığının envanterini çıkartmalı, tescilini yapmalı, CB Osmanlı Arşivleri Kurumu, devletin hazine odası kadar değerli olmalıdır. 

Libya’da da bir nüfus varlığımız bulunduğu bugün öğrenildi. Ama Kıbrıs adasının tamamının bir Osmanlı vakfı oluğu; buna dair evrakın da Vakıflar Genel Müdürlüğünde bulunduğu hâlâ bilinmemekte.
 
Şu dediklerimiz, bir sömürge anlayışı değildir. Türk milleti, tarihin hiçbir vaktinde sömürgeci olmadı. Biz, daima veren el olduk ve öyle de devam edeceğiz.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz