Türk Cihan Hakimiyeti ve Prof. Dr. Osman Turan

Hüdavendigar Onur 07.05.2012 6481

P

rof. Osman Turan, Türk tarihi ve medeniyeti üzerine yaptığı araştırmaların yanı sıra Türk milletinin rahat ve mutluluğu için bir ömür boyu çalışan, çabalayan, gecesini gündüzüne katan bir dava adamı, bir iman adamı, bir idealist olarak bilinmektedir. Şanlı tarihimizle ilgili dev eserleri kütüphanemize kazandırırken, ardında "Allah ondan razı olsun" dedirtecek bir dua ordusu bırakanlar arasında yer almıştır.

 

Türk tarihini bilmedikleri gibi mensup oldukları millete tepeden bakan sahte aydınlara da tepki gösteren Osman Turan, “Türklerin eski haşmetli devirlerini en çarpıcı şekilde ortaya koymak lüzumunu” duymuş ve böylece “Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkuresi Tarihi” gibi güzel eserler yazmıştır.

 

Tarih şuurunun din duygusu kadar eski olduğunu ileri sürerken, "Tarihini bilmeyen ve tarih şuurunu taşımayan milletler hafıza ve idraklerini kaybetmiş şaşkın kimselere benzer" görüşünü savunmaktadır.

 

Kutlu Müjde


Osman Turan, Türklerin İslamiyet’i kabulünün ardından İslam dünyasına daha sonra da Anadolu, Balkanlar, Orta Avrupa'ya hâkim olduğunu, asırlarca bu topraklarda milli ananeleri doğrultusunda ve İslamiyet'in yüksek prensiplerine bağlı olarak çeşitli kavimlere hak ve hürriyet bahşettiğini eserlerinde örneklerle anlatmaktadır.

 

Hıristiyanlar, Katolik zulmü altında inançlarını kurtarmak isteyen Ortodokslar ve diğer milletler Türk hâkimiyetini tercih etmişlerdir. Türk cihan hâkimiyeti ideali, adalete, insanlık duygularına ve milletlerin arzularına dayanmasa idi Türk kudretinin tarih boyunca yaşaması da mümkün olamazdı. Gerçekten milletimiz, diğer topluluklardan farklı olduklarına inanmış, kendi anlayışları ile tek bir Tanrı inancına yükselmiş; milli ve insani duygularla tarih sahnesine çıkmışlardır. Türk tarihinde devletin kudsiyeti ve hükümdarların babalık sıfatı da bu zihniyetin mahsulü idi.

 

Osman Turan'ın kaleminde Satuk Buğra Han


Türklerin Müslüman olmasının dünya tarihinde büyük neticeler doğurduğunu anlatan Osman Turan, Süryani tarihçi Mihael'in "Türk milleti, daima tek bir Tanrı'ya inanıyor ve Arapların da aynı Allah'a itikat etmeleri onların dinini kabullerine sebep oluyordu" tezini tarih araştırmacılarına hatırlatmaktadır.

 

Türklerin Müslüman olmasında ilahi bir güç olduğunu savunan Osman Turan, Türkistan'da zevkle okunan Satuk Buğra Han tezkiresi'ni örnek gösterir.

 

Buna göre, "Allah'ın Resulü Hazreti Muhammed Miraca çıktığı gece peygamberler arasında tanımadığı kimseyi görmüş ve Cebrail aleyhisselama hangi peygamber olduğunu sormuş. Cebrail aleyhisselam, onun peygamber değil 333 yıl sonra yani M.944 yılında Türkistan'ı dininize sokacak Satuk Buğra Han'ın ruhu olduğu cevabını vermiştir. Hazreti Peygamber sonsuz bir sevinç içinde yere inmiş ve Türkler arasında dinini yüceltecek ve neşredecek Buğra Han'a dua etmiş; ashabı da onu görmek istemiştir. Hazreti Muhammed arzularını kabul edince başlarında Türk külahı ve silahlı kırk atlı selam vererek yaklaşmış. Bunlar Buğra Han ve arkadaşlarının ruhları imiş. Bunların arasında Türk hanına hidayet yolunu gösteren Sanani Ebu Nasr da varmış. Ebu Nasr, Türkler arasında İslamiyet’i yaymak maksadıyla ticarete başlamış. Bir gece rüyasında Peygamberin "Kalk, Türkistan yolunu tut! Orada Satuk Buğra Han müslüman olmak için seni bekliyor" demiştir. Bunun üzerine o da sevinerek 300 kişilik bir kervanla yola çıkar. Buğra Han, o zaman 12 yaşına ermişti. Onun doğuşunda harikulade hadiseler olmuş, yer deprenmiş, kış mevsiminde bağ ve çayırlar çiçeklerle dolmuştu. On iki yaşında karşısına çıkan bir ihtiyar ona bazı haberler vermiş ve birkaç gün sonra Ebu Nasr ile Endican'da karşılaşarak Müslüman olmuştu..."

 

Osman Turan, kaleme aldığı eserlerinde bu tür örnekleri verirken Türk milletinin ilahi kaynaktan feyz aldığını ifade ederek, tarih boyunca tek Tanrı'ya inanan ve bin yıl Allah yolunda cihad eden Türk milletinin kıyamete kadar "tekrar ilahi himaye ve yardıma mazhar olacağına" inanmaktadır.

 

Hakikaten Türk milleti, tarih boyunca İslam'a ve insanlığa hizmet ederken İslam büyüklerinin dualarına mazhar olmuştur. Bu durumdan Türk milletine düşman olan ya da evliyanın büyüklüğüne inanmayan Ehl-i sünnet dışı cereyanlara mensup kişi ya da topluluklar rahatsız olmuştur.

 

Osmanlı Türkleri Azamet ve Kudretini İslamiyet'ten Almıştır


Osman Turan'a göre, Türk ve İslâm tarihinin en muhteşem devri Osmanlılar'ın eseridir. Onlar, milli ve İslâmi mefkûrelerinin dâhiyane terkibi, siyasi istikrar ve içtimai adaletleri sayesinde üç kıtanın ortasında ve Akdeniz havzasında “Nizam-ı âlem” davasının en kudretli temsilcileri olmuşlardı.

 

Osmanlı hanedanı, dünyada hiçbir aileye nasip olmayan büyük ve dahi padişahları birbiri ardından yetiştirmekle bu devlete yalnız en yüksek hayatiyeti bahşetmedi, onu milli, İslâmi ve insani idealler üzerinde ve milletlerin kalplerini kazanarak cihan hâkimiyeti mefkûresinin de en sağlam teşkilatı haline getirdi.

 

Osman Turan'a göre Osmanlı İmparatorluğu, Türk milletinin en büyük eserini, Türk, İslam ve dünya hâkimiyeti tarihinde en yüksek siyasi teşkilatını temsil eder.

 

Osman Turan, Osmanlı Cihan Devleti'nin kudret kaynaklarından biri olarak "merkeziyetçi bir devlet" oluşunu gösteriyor. Gerçekten Türk kağan ve sultanları, cihan hâkimiyeti mefkûrelerine ve ilahi menşeden geldikleri inancına sahip bulundukları ve kıtalara hükmettikleri halde başka kral ve imparatorluklardan farklı olarak otoriteleri asla istibdata varmıyor ve demokratik bir zihniyet içinde bulunuyorlardı.

 

Hükümdarların bu hasletinin "Allah'a derin bir imanla inanmaları, milliyetçi şuurları, insaniyetçi duyguları ve babalık sıfatları" sayesinde teşekkül ettiğini anlatan Osman Turan, Osmanlı hanedanının aynı zamanda "devletin taksim edilmez mukaddes bir varlık olduğunu kavradığını" belirtiyor.

 

Osman Turan, Osmanlı Cihan Hâkimiyetinin Milli ve İslami Kaynakları'nı anlatırken, küçük bir Osmanlı beyliğinin süratle büyük bir kuvvet haline gelmesinde Osmanlı Türklerindeki milli ve tarihi şuurun büyük rolü olduğunu ileri sürer. Osmanlı sultanlarının "efsanevi cihan fatihi Oğuz Han neslinden gelmekle ve Oğuz boyları arasında en yüksek mevki olan Kayı kabilesine mensup" olmakla iftihar ettiklerini "hakanlık veya sultanlık" hakkının kendilerine ait olduğuna da inandıklarını belirtmektedir. Türklerde cihan hâkimiyeti ve dünya nizamı idealinin başlıca kaynağının "İslâm mefkûresi ve cihad" ruhu olduğuna dikkat çekerken, Allah dostlarının milletimize teveccüh ettiğine inanılmaktadır.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz