Türk Birliği

Prof. Dr. Çağrı Erhan 14.11.2021 1638
T

ürkçe Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi zirve toplantısı cuma günü İstanbul’da, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde yapıldı. Sekizincisi düzenlenen zirvede, üye ülkeler arasında daha çok daha fazla iş birliği yapılmasına yönelik önemli kararlara imza atılırken, Konsey’in adı Türk Devletleri Teşkilatı olarak değiştirildi. Toplantının, 30 yıl Ermenistan işgali altında kalan Karabağ’ın kurtuluşunun birinci yıl dönümüne rastlaması liderlerin konuşmalarında bu hususa da yer ayırmalarını temin etti.

Zirveyi anlamlı kılan konulardan biri de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) dağılmasının 30. yıl dönümüne rastlamasıydı. Bugün Türk Devletleri Teşkilatı üyesi olan Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve gözlemci üye Türkmenistan 30 yıl önce, Aralık 1991’de SSCB’nin feshedilmesiyle bağımsızlıklarını kazanmışlardı.

Demir Perde Vardı

30 yıl geriye gittiğimizde Türkiye’nin Türk cumhuriyetleriyle ilişkilerine neredeyse sıfır seviyesinden başladığını görürüz. Soğuk Savaş yılları boyunca, Azerbaycan ve Orta Asya Türk cumhuriyetleriyle, bir iki ziyaret hariç, neredeyse hiç temas olmamıştı. Stalinin 1953’te ölümünden sonra bile SSCB liderleri Türk cumhuriyetleri ile Türkiye arasında Stalin’in ördüğü duvarı korudu. Bu devletlerin sadece Türkiye ile değil birbirleriyle temasları da en alt seviyeye indirildi. Türklük ortak paydasına gönderme yapılması en ağır şekilde cezalandırıldı. Lehçeler ve ağızlar ayrı diller hâline getirilerek, alt kültürler bir millî kimlikmiş gibi kurgulandı. Ruslar gelmeden önce hepsi Türkçe konuşan Türk halkları, birbirleriyle ancak Rusça üzerinden iletişim kurabilir hâle sokuldu.

Hayaldi Hakikat Oldu

Türkiye’de ise Türk dünyasıyla ilişki kurmaktan söz edenler dönem dönem hayalcilikle, maceraperestlikle hatta ırkçılıkla suçlandılar. 'Turan’dan bahsetmek, “Türk Dünyası” ve “Türk Coğrafyası” gibi ifadeler kullanmak entelektüel çevrelerde linç edilmek için yeterliydi.

Rahmetli Özal ve rahmetli Demirel SSCB’nin dağılma sürecini yakından takip edip, yaklaşık 75 yıl sonra ortaya çıkan fırsatı en iyi şekilde kullanabilmenin yollarını aradılar. Başlangıçta çok büyük engellerin aşılması gerekliydi. Azerbaycan’ın beşte biri işgal altına girmişti. Ülkede iç karışıklıklar yaşanmaktaydı. Orta Asya cumhuriyetlerinde Rusların etkisi devam ediyordu. Zayıf ve narin devlet mimarileri sebebiyle iş birliklerinin kâğıt üzerinde bile oluşturulması çok zor olmaktaydı.

Türkî Değil

Türkiye’de, söz konusu cumhuriyetlere hangi ortak ismin verileceği konusunda bile bir karmaşa yaşanmaktaydı. Birileri Türkik ve Türki kelimelerini ortaya attı. Özbeöz Türk cumhuriyetleri için “Türkümsü” ya da “Türkümtrak” anlamına gelebilecek Türki kelimesi uzun süre hiç sorgulanmadan kullanıldı. Anadolu Türklerinin ana yurtlarının Orta Asya olduğu bile zaman zaman göz ardı edildi. Ortaokul ve lise ders kitaplarına bu bölgelerin tarihleri ve Türkiye ile ilişkileri gibi konular yıllarca sokulamadı. Yaşı müsait olanlar, “Ne işimiz var bunlarla. Bizim yerimiz Avrupa’dır. Batı’dır” cümlelerinin ne kadar rahat sarf edildiğini hatırlayacaklardır. Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (TİKA) iki elin parmakları kadar memurla kurulduğunda bu kurumun bütçede gereksiz yük oluşturduğunu savunanlar bile çıkmıştı.

Bütün zorluklara rağmen Türk devlet aklı vazgeçmedi. Türkiye bu devletlerin tamamında büyükelçilik açan, hepsine THY seferleri düzenleyen ve ticaret müşaviri tayin eden ilk ve uzun süre tek devlet oldu. 1992’den 2010’a kadar Türk devletlerinin liderlerinin katıldığı 10 zirve toplantısı yapıldı. Bir yandan Türkiye’nin bu ülkelerin her biriyle ayrı ayrı ikili ilişkileri, diğer yandan toplu ilişkiler neredeyse ilmek ilmek dokundu. Çok büyük sıkıntılar ve meydan okumalara rağmen Türk devletleri daha fazla iş birliği yapma iradelerinden hiç vazgeçmediler.

İsmi Değişti

2010’daki İstanbul Zirvesinde Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’nin hayata geçirilmesi nihayet kararlaştırıldığında çok önemli bir mesafe taşına da erişilmiş oldu. Ondan 11 yıl sonra bugün artık yeni bir merhaledeyiz. "Türk Devletleri Teşkilatı" kuruldu.

Türk devletlerinin liderlerinin kuruluşun adını Türk Birliği olarak değiştirmiş olmasını daha çok arzu ederdim. Sıfırdan bu noktaya gelişimize şahitlik etmiş biri olarak, çok taraflı ekonomik ve ticari iş birliğinin daha da geliştiği ve belki de Türk cumhuriyetlerinin vatandaşlarının ortak seyahat belgesiyle birbirlerinin ülkelerine gidebildiği bir dönemin de geleceğine inanıyorum. İşte o zaman Türk Birliği kurulacaktır.







İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz