Tayyip Erdoğan'da Necip Fazıl Aşkı

Rahim Er 26.05.2014 3912

"Allah" demenin suç sayıldığı zamanlarda "Allah!" diyen cesur insanlara Allah, rahmet eylesin...

M
erhum Necip Fazıl Kısakürek'in 31. ölüm yıldönümüyle bu seneki mübarek Mirac Kandilinin milâdî takvimle aynı 25 Mayıs tarihine denk gelmesi ne güzel bir tevafuk oldu. Sevgili Peygamberimizin -sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem- sevdalısı Necip Fazıl'ın, Ebû Eyyûb el Ensârî Hâlid bin Zeyd'e komşu olma bahtiyarlığındaki kabrinde bu güzelliği hissettiği umulur.

Necip Fazıl, henüz yirmili yaşlarındayken Türkiye'de şiiriyle şöhreti yakalamış bir imzadır. O yıllarda kendisine lâyık görülen yüksek takdir cümlesi şudur: "Bir mısraı, bir millete şeref vermeye yeter!"

Necip Fazıl, otuzlu yılları bitirmeden asrın mürşidi kâmili Esseyid Abdülhakim Arvasi hazretlerini tanıma fırsatına kavuşup da san'at ve  tefekkürünü mutlak hakikate göre tanzim edince o muhteşem iltifatı yapanlar, bu defa "sabık şair, kendine yazık etti!" demişlerdir.

O günden sonra en az yarım asır boyunca bu laikçi, Kemalist, körü körüne garpçı, sosyalist ve benzeri çevreler, Necip Fazıl'ı adem'e mahkûm etmiş, yok saymış, hiçbir eserini görmemiş ve göstermemişlerdir. Buna rağmen O, mürşidinden aldığı hikmet, feyz ve ölümsüz hakikat ölçüleriyle donanmış ve bilenmiş olarak yoluna yılmadan devam etmiştir.

Dün kendisini el üstünde tutan imtiyazlı sınıf, Necip Fazıl, şiire devam ettiği, makaleler, piyesler yazdığı, konferanslar verdiği hâlde suskunluklarını asla bozmamışlardır. Bütün sütunlar ve kapılar kendisine kapalıdır. "Hiç olmazsa aleyhimde tenkidler yapın!" demesine rağmen bunu dahi çok görmüşlerdir. 

En büyük eserinin "Çile" ismini taşıması sebepsiz değildir. Necip Fazıl'ın suçu Allah demesidir. Resuller Resulünü şaşmaz rehber kabul etmesidir. Dalkavukluk yapmamasıdır.

Vicdanları kararmışların "Kızıl Sultan" dediği bir sultana "Ulu Hakan" demesidir. Şiir ve tefekkürde zirve bu deha çapındaki kalem, o günden sonra yalnızlığın muhteşem gücünü yakalayarak Allah'a yönelmiş ve kalemi ve kelâmıyla bir yandan yanlışları ayıklamaya çalışırken, diğer taraftan doğruları gün yüzüne çıkartmıştır.

O, artık tek başına mekteptir. Kendisi Anadolu insanını, Anadolu insanı kendisini keşfetmiştir. Yetim kalmış bir milletin sesi ve çığlığı olmuştur. Büyük Doğu mecmuası, kitapları ve şiirleriyle yüzleri, binleri, on binleri yoğurmaya başlamıştır. Hapishanede geçen toplam mahkûmiyet yılları fakülte yıllarından fazladır. Nitekim Vahideddin Han'a "vatan dostu" dediği için hükümlü olarak vefat etmiştir.

Necip Fazıl, azaplara tahammül etmiş ve fakat dâvâsından tâviz vermemiştir. Ama; hiçbir emek zayi olmaz. Üstad, şimdi hayatta değil, fikri ise iktidarda. Bugün Cumhurbaşkanından, Başbakanından belediye başkanına kadar işbaşında olan nesiller, O'nun kaleminin şekillendirdiği kadrolardır.

Recep Tayyip Erdoğan, hemen her büyük mitinginde Üstad'dan şiirler okumakta. Köln Buluşmasında Necip Fazıl'ın Gurbet ismindeki şiirini yine şiirin hakkını vererek nakış nakış yüreklere dokudu.

Necip Fazıl'ın hiçbir eseri olmasa O'na sarsılmaz aşkla bağlı Tayyip Erdoğan yetmez mi? Bu ülkenin Başbakanı, açılan sur gediğini aşıp, köhne Viyana'yı arkada bırakarak Avrupa'nın merkezinde "bu dâvâ artık hor değil, bu dâvâ öksüz değil, bu dâvâ yetim değil!!!" diye haykırmakta Kavganın sırrı da burada. Defterler açılıyor. Görülecek hesap var...

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz