Suriye Türkleri

Mehmet Şandır 30.08.2013 3897

4. Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İş Birliği Kurultayı’nda Mehmet Şandır’ın Suriye Türkleri hakkında yapmış olduğu konuşmayı aşağıda sunuyoruz:


M
uhterem Başbuğum, Türk Dünyasının sayın devlet, ilim, sanat ve düşünce adamları, kıymetli misafirler ve değerli basın mensupları; sizleri, Suriye'de yaşayan yaklaşık bir buçuk milyon Türkler adına ve Bayır-Bucak Türkmenler adına saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Yüce Allah'a şükrediyorum; Türk Dünyasının mahşerini yaşıyoruz; sur üfürüldü, Türklük ayağa kalktı. Bu güzel manzaraya bakınız lütfen. Bin yıldır görüşemeyen kardeşler, bugün, omuz omuza, yan yana; buna, şükredilmez de ne yapılır; şükrediyorum.

Böyle bir Kurultayda, Türklüğün toyunda hemen yakınımızdaki yakın olmanın, unutulmuşluğundaki Suriye Türkleri'nin konuşmaması, bulunmaması mümkün değildir. Biz, Suriye Türkleri olarak, Suriye Türkleri'nin bir parçası olan Bayır-Bucak Türkmenleri olarak, bundan sonra, Türk Dünyasını ilgilendiren her toyda, her toplantıda bulunacağız ve konuşacağız.

Türk Dünyasının muhterem temsilcileri;
Size, öncelikle Bayır-Bucak Türkmenleriyle ilgili kısa bilgi arz etmek istiyorum:

Bayır-Bucak Türkmenleri, Türkiye'mizin Hatay ilinin hemen güneyinde, Türkiye ile aralarında Arap köyü bulunmaksızın, kendi aralarında da Arap Köyü bulunmaksızın bir yoğunluk olarak, yaklaşık 60-65 bin kişilik bir nüfus kitlesi olarak asırlardır o topraklarda yaşamaktadırlar.

Genellikle, Bayat boyundandırlar. Suriye'nin muhtelif yerlerinde, sıralamak gerekirse, özellikle, Halep, Rakka ve hudutlarımızla Halep arasındaki bu kesimde, Hama, Humus'ta, Şam Havran'da, Lübnan Dağlarında tabiî ki, Lazkiye'nin kuzeyinde kalabalık kitleler halinde Türk nüfus bulunmaktadır.

Bu Türk nüfusunun, Suriye Türklüğü'nün tarihine kısaca bakacak olursak, iddialı bir laf etmek gerekir; Suriye diye anılan topraklar, Türk coğrafyasıdır. Bu coğrafyada asırlardır Türkler yaşamaktadır.

Emevî Devletinin, İslâm Emevî Devletinin yıkılmasından sonra, bu coğrafyada kurulan devletlerin tamamı Türk Devletidir; 830'lu yıllardan sonra Abbasî Halifesi El Memun ve El Mutasım'ın kurmuş olduğu Türk birliklerinin sonrasında Ortadoğu'da ve Mısır'da Tolunoğulları'ndan, Akşitoğulları'ndan başlayan Türk beylikleri sahneye çıkmıştır.

Bir sıralama yapacak olursak:

Suriye Selçukluları, Suriye Selçukluları sonrasında Atabeylikler, ondan sonra Memlüklüler, ondan sonra muhteşem Osmanlı asırları; 1516'da başlayıp, 1918 yılına kadar devam eden Osmanlı asırları. Hatta, bunu 1946 yılma kadar Suriye'nin bağımsızlığını kazandığı, Fransız mandacılığından kurtulduğu tarihe kadar çekebiliriz.

Bu bin yılı geçkin süre içerisinde Suriye'de kurulan devletlerin tamamı Türk Devletleridir; dolayısıyla, bu coğrafya Türk coğrafyasıdır. Bu coğrafyada bugün yaklaşık bir buçuk milyon Türk yaşamaktadır.

Bu rakamları çok kesin söylemek mümkün değildir; ama, yakın zamandan biliyoruz, oraya çok kalabalık halde, yani, 93 harbi sonrasında bile yüzbin Kafkasyalı Türk'ü, Türkmeni, Kıpçak Türk'ünü götürüp Kuneytra'ya yerleştirdiklerini tarihî gerçekler ortaya çıkmaktadır.

En yakın zamanda, 1995 yılında Suriye'de yapılan milletvekili seçimlerinde Lazkiye Bölgesinde, bizim Bayır-Bucak Türkmenleri'nden aday olan bir Türkmen'e 37 bin oy çıkmıştır, Suriye'de, Bayır-Bucak'ta benim yakınlarım, kardeşlerim yaşamaktadır; her birinin en az sekiz tane çocuğu bulunmaktadır nüfusa bakacak olursanız, bir buçuk milyon sayısı çak fazla abartılı değildir.

Muhterem efendim, bölgeye Araplar'ın gelişi çok sonra olmuştur, bir tarihî gerçek olarak bunu Türk Dünyasına ifade etmek istiyorum. 17'inci yüzyılda Amar ve Anez kabilelerinin gelmesiyle orada bir Arap yoğunluğu olmuştur; ama, hiçbir zaman devletleri olmamıştır.

Bugünkü Suriye yönetiminin zorba, emperyalist, Türkiye'ye karşı düşman, Türk düşmanlarıyla, işbirliği politikalarının temelinde yatan sebep bu gayrı meşruluklarındandır, meşruiyetlerinin olmayışındandır; Suriye, çünkü bir Arap toprağı değildir, Türk toprağıdır, burada, kurulacaksa, Türk'ün devleti kurulmalıdır, bunu bizden çok onlar bilmektedir bu bilgi, onları zorba yapmaktadır, baskıcı yapmaktadır.

Bugünle ilgili üç beş cümleyle sözlerimi bitirmek istiyorum. Muhterem Heyetinize arz etmek isterim ki:
Bugün, Suriye'de Türkçe konuşmak yasaktır, Türküm demek yasaktır; bir lokma ekmek için asırlardır yaşadıkları topraklarda yaşamanın bedeli olarak bu insanların Araplığı kabul etmesi bir mecburiyettir.

Her gün televizyonlarda Türkiye'ye ve Türkler'e yapılan hakaretleri sindirmek bir mecburiyettir. Bu ağır baskılar özellikle, son zamanlardaki Türkiye düşmanlığı, Türkiye düşmanlarını destekleme ve işbirliği politikalarıyla, bu sindirme politikalarını, Suriye'deki Türklüğü sindirme politikalarını azamiye çıkarmışlardır.

Suriye'de yaşayan Türkler'in millî kimliklerinde ve kendi topraklarında huzur içerisinde özgür, hürriyetlerine sahip olarak yaşamalarına müsaade ederlerse, oradaki Türkler, Suriye ile Türk Dünyası arasında barış ve dostluk köprüsü olurlar, bu, en çok onların menfaatidir, en çok onların buna ihtiyacı vardır.

Bu Kurultayın tespit ettiği amaçlarına ulaşmasını yürekten diliyor, bu duygu ve düşüncelerle muhterem heyetinize saygıyla selamlıyoruz.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz