Süleyman Şah Türbesi Deyip Geçmeyin

Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili 07.11.2014 5281
D

ünün Osmanlı, bugünün resmen Suriye toprakları üzerinde bulunan fakat resmi olarak vatan toprağı sayılan Süleyman Şah Türbesi halen gündemde. Türbeye fiili bir saldırı olsa oradaki mevcut askerlerimiz derhal karşılık verecek ve Türk ordusundan anında yardım gelecek. Bu türbe bu kadar büyük önem taşıyor. Yani bir anlamda buraya olabilecek müdahale, savaş sebebi kabul edilecek.

Bilmeyenler için kısa bir hatırlatmada bulunalım. Süleyman Şalı Türbesi ile Süleyman Şah Saygı Karakolu ve bulunduğu alan Suriye'nin Halep İli'nin Karakozak Köyü sınırları içerisinde bulunan ve Türkiye'nin kendi sınırları dışında sahip olduğu tek toprak parçasıdır. Türbe'de Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu ve ilk padişahı Osman Gazi'nin büyükbabası ve Ertuğrul Gazi'nin babası Süleyman Şah'ın ve iki askerinin naaşlarının bulunduğu kabul ediliyor.

Dolayısı ile bu türbe Suriye’deki karışıklıklar vesilesi ile gündeme geldi ve halkımız orada resmen bir vatan toprağı olduğunu öğrendi. Karışıklık döneminde Suriye ve Irak toprakları üzerinde faaliyet gösteren ve din ve şiddeti bir arada kullanan Irak Şam İslam Devleti'nin (IŞİD) felsefesi; ya kabule ya ölüme dayanıyor. Türbe inşa etmeyi ise şirke bulaşma olarak değerlendiriyorlar.

Bu açıdan türbeleri ve tarihi mekânları tahrip ve yok etme çabası içerisindeler. Bu sebeple de IŞİD, bir türbe olan Süleyman Şah'ı da tehdit ediyor. Taliban/IŞİD türünden anlayışların daha önce de bu türden kültürel mirasa ilişkin birçok tahribatı olduğu hatırlanırsa durumun vahameti açıkça görülür.

Türbelerin nüfuzu Türbeler günümüzde iki açıdan değerlidir. Birincisi; içerisinde yatan şahsın manevi konumu, ikincisi ise sanat ve mimari yapı olarak türbenin kendisi. İkisi de korunması gereken kültür varlığı kabul edilir. Adına türbe yapılan kişinin mutlaka üstün bir özelliği bulunur. Ya Kanuni Sultan Süleyman gibi bir devlet adamıdır ya şehzade Mehmet gibi hanedandan özelliği olan biridir veya Eyüp Sultan Hazretleri gibi manevi konumu ve nüfuzu olan biridir. Fatih Sultan Mehmet gibi hem devlet adamlığı hem de Hazreti Peygamberin müjdelediği dini nüfuza da sahip bir şahıs olma durumunda olanlar da olabilir.

Dolayısı ile bugün türbe deyip geçmememiz gerekir. Türbede yatan zatın manevi konumu ve halen geçerli nüfuzu onun bir anlamda yaşadığını ortaya koyuyor. Yaşamaktan kasıt; manevi etkisinin ve nüfuzunun devamlılığıdır. Buralar aynı zamanda dini hayatın canlı ve dinamik olduğu mekânlardır. İstanbul'da Eyüp Sultan, Aziz Mahmut Efendi ve Yahya Efendi başta gelen türbelerimizdendir. Bu türbeler aynı zamanda İstanbul'da en çok ziyaret edilendir.

Türbeleri; dini, sosyal ve siyasal açıdan değerlendirmek mümkündür. Eyüp Sultan Hazretleri'nin türbesi gibi uluslararası ziyaretçisi olan türbelerimiz de vardır. Hakkari'nin eski isimle Nehru bölgesindeki Seyyid Taha Hazretleri`nin türbesi gibi hem İran hem de Irak'tan ziyaretçi çekme özelliği olan türbelerimiz de. Kültürel coğrafyamızda da çok sayıda bilinen türbeler vardır. II. Abdülhamid döneminde Süleyman Şah Türbesi gibi imparatorluk sınırları içerisindeki türbelerin birçoğu elden geçirilmişti.

Türbeler manevi ve kültürel nüfuzu devam eden merkezlerdir. Savaş sebebi kabul edilecek kadar da önem taşır. 

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz