Şeyh Hamdullah Eserleri ile Yaşıyor

Murat Öztekin 22.07.2020 2199
İ
resim
stanbul asırlarca hat sanatının merkezi oldu. Hat sanatını “hat sanatı” yapan isimse Sultan II. Bayezid zamanında yaşayan Şeyh Hamdullah’tı... “Pir-i Hattatin” olarak anılan büyük sanatçı, hatta millî bir kimlik kazandırdı, ortaya çıkardığı tarzla asırlar sonrasına tesir etti. Bu sene ise büyük sanatçının vefatının beş yüzüncü yılı... 1520 yılında vefat eden Şeyh Hamdullah Efendi’nin ölüm tarihi tam olarak bilinmiyor ama eserleri hem camileri hem de müzeleri süslüyor. Biz de beş asır sonra onun eserlerinin izini sürdük...

Kitabeleri süsledi

Şeyh Hamdullah’ın eserlerinden en görünür olanlarından biri Sultanahmet Meydanı’ndaki Firuz Ağa Camii’nde bulunuyor. Büyük sanatçının yazıları, caminin kitabesinde yer alıyor. İstanbul’un meşhur mabetlerinden Bayezid Camii’nin cümle kapısındaki kitabesi de Şeyh Hamdullah’ın sanatının yüksekliğini yansıtıyor. Kitabede celi sülüs tarzında işlenmiş yazılar bulunuyor. Davud Paşa Camii’nin iki kapısının kemeri üzerinde bulunan kitabe de Şeyh Hamdullah’a ait. Hat, dört beyit hâlinde rumi kıvrımlarla süslenmiş ve celi sülüsle yazılmış hâlde. Edirne’deki Bayezid Camii’nin inşa kitabeleri de yine büyük üstadın kaleme aldığı eserlerden. Bugünlerde ibadete açılacak olan Ayasofya Camii’nde de Şeyh Hamdullah’ın bir yadigârı olduğu riayet ediliyor. Sanatçının serlevha hâlindeki “Meşâriku’l-envâr”ı mabette bulunuyordu.

Gün yüzüne çıkarmayı bekliyor

Türkiye’deki müzeler de Şeyh Hamdullah’ın eserleriyle dolu. Topkapı Sarayı Müzesi arşivlerinde Şeyh Hamdullah’ın gün yüzüne çıkarılmayı bekleyen onlarca eseri yer alıyor. Sanatçının Sultan II. Bayezid’in için özel olarak yazdığı Mushaf-ı şerif ve Fatih Sultan Mehmed için istinsah ettiği  tıp kitapları Topkapı’da bulunuyor. İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesinin zengin Kur’ân  koleksiyonu  içerisinde de Şeyh Hamdullah’ın yazdığı iki Mushaf ve çok sayıda hat eseri mevcut. Bursa’daki Türk İslam Eserleri Müzesi de Şeyh Hamdullah’ın eserlerine ev sahipliği yapıyor. Sultan II. Bayezid’in hazinedarbaşısı olan Firuz Ağa için yazdığı enamı ise Atatürk Kitaplığında yer alıyor. İstanbul Üniversite Kütüphanesi de büyük sanatkârın en çok eserinin yer aldığı kurumlar arasında. 

Metropolitan'da da eserleri var

Sarıyer’deki Sakıp Sabancı Müzesinin Sakıp Sabancı Müzesi Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonunda da Şeyh Hamdulllah’a ait görülmesi gereken birkaç eser mevcut. Şeyh Hamdullah’a ait bir adet murakka ve iki adet kıta ise Sadberk Hanım Müzesi koleksiyonunda yer alıyor. Dünyanın sayılı müzelerinden biri olan New York’taki Metropolitan Sanat Müzesinde de Şeyh Hamdullah’ın kaleme aldığı iki eser var. Hattat Mahmut Şahin’in teşebbüsleriyle Amasya’da açılan Şeyh Hamdullah Müzesinde ise büyük sanatçının eserlerinden etkilenerek hazırlanan çalışmalar teşhir ediliyor.

Yazıları için yarış ediliyordu

Hamdullah Efendi, zamanında hat sanatının beşiği olan Amasya’da 1436’da dünyaya geldi. Devrin hat üstatlarından Hayreddin Maraşi ve Ali bin Yahyâ es-Sôfî’den hattın inceliklerini öğrendi. Aynı zamanda Şehzade Bayezid’le dostluk kurarak onun hocası oldu. Sultan II. Bayezid’in tahta oturmasıyla beraber de İstanbul’a yerleşti. Padişah, bu sanat için her şeyi yaptı; kendisine büyük gelirli araziler ve saraylarda atölyeler verdi. Hamdullah Efendi de en meşhur eserlerini bu zamanda kaleme aldı. Ömrü boyunca 47 Mushaf, sayısız enam ve cüz yazdı. Zamanının eşrafı kendisinin yazdığı bir esere sahip olabilmek için bir birleriyle yarıştı. Okçuluktaki maharetiyle de tanınan Şeyh Hamdullah, Sultan’ın vefatından sonra Alemdağ’da inzivaya çekildi. 1520’de vefat edince Karacaahmet’e defnedildi. Ona hürmeten birçok meşhur hattında gömüldüğü yere, zamanla “Hattatlar Sofası” adı verilir oldu.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz