Şehit Acısı Çeken Yürekler

Rahim Er 07.08.2015 3648

Ç
ocukluğumuzda onların hikâyelerini çok dinledik. Her dinlediğimizde çocuk kalbimiz, o dramlarla bin yerinden paralanırdı. Cihan Harbine gitmiş sözlüsünü, Cihan Harbine gitmiş nişanlısını bekleyen genç kızların, kocası Cihan Harbine gitmiş taze gelinlerin, yüreği süngere dönmüş, göz pınarları kurumuş ana-babaların sabırları, tahammülleri nasıl da inanılmaz kahramanlıklar olurdu...

"Cihan Harbi" dediğimiz I. Dünya Harbidir.
Dedelerimiz, bu harbe Harb-i Umumi, Cihan Harbi, Seferberlik gibi adlar vermişler, doğuda yer yer "Kaçkaç" denmiş. Yirmi sene sonra âlem, bir kere daha karışınca  I. Dünya Harbi, II. Dünya Harbi ibareleri gündeme girmiş.

Harb-i Umumi, bizim, Balkanlara, Kafkaslara, Arap âlemine veda yıllarımızdır, bir millî ağıttır. Bosna Hersek'e, Kosova'ya, Gümülcine'ye, Selanik'e, Sofya'ya Silistre'ye, Batum'a, Bağdat'a, Halep'e, Kudüs'e, Kahire'ye, Fizan'a, Somali'ye, Yemen'e ve daha nicesine ve Mekke'ye ve Medine'ye vedâdır. Sanki geri dönüp toplayacakmışız gibi buralara Mehmetciğin hem kanını hem gözyaşını döktük. O Harb-i Umumi'de Sarıkamış vardır, Kut'ül Amare vardır, Kudüs vardır, Çanakkale vardır.

Bu günlerde yavuklular, nişanlılar, genç gelinler, analar... cepheden cepheye koşan, Mehmetcik için türküler yakar, destanlar yazar, ahlarla dağları titretir, deryaları ürpertirler.
1293/1876 Harbi, çok büyük bir felakettir.
"Avrupa-i Osmanî" denen Rumeli'yi o felaketle kaybederiz. Onu Balkan Harbi, Trablusgarp Harbi ve Cihan Harbi takip eder.

Sevgili Peygamberimizin -sallallahü aleyhi ve sellem- Bedir Harbi'nden bu yana bizim harplerimiz devam eder. Özü iki sebebe dayanır; İslâmiyeti yaymak ve İslâmiyeti muhafâza etmek. Diğer vazgeçilmez unsurlar vatan, bayrak, iffet ve benzeri değerlerdir. Türkler, İslam olmadan evvel diğer İslâm devletleri bu vazifeyi yaparken Türkler, İslâmla şereflendikten sonra bu aziz ve mukaddes vazifeyi dedelerimiz aldı ve bunu hayat sebebi saydılar.

O günden bu güne şehitler vere gelmekteyiz.
Bâzen Selçuklu olduk Anadolu'da Haçlılarla göğüs göğüse çarpıştık, bâzen Osmanlı olup, Niğbolu'da vuruştuk, Galiçya'da toprağa, Sarıkamış’ta karlara, Yemen'de kumlara düştük, bazen Türkiye Cumhuriyeti olup Kıbrıs'ta hesaplaştık.

Fakat...
Fakat; biz bunların hepsini ya Moskofla, ya Frenkle yaptık. Şimdilerdeyse Mehmetcik, kendini "Kürt" diye tanıtan bir örgütle vuruşmakta. Bedir'den bu yana İslâm dâvâsı yekpâre iken, İslâm Ordusu yekpâre iken küffar da belli iken 30 yıldır bu yekpârelik zedelendi. İçimize fitne ve ikilik sokuldu. Bu defa Mehmetciğimizi, polisimizi ve diğer vatan evlâtlarını bu eli kanlı örgüte karşı şehit vermekteyiz.

Bu defa sözlüler, nişanlılar içerden sıkılan kurşunlarla eli böğründe kalmakta. Bu defa taze gelinler, böylece dul kalmakta. Bu defa ana-babaların yüreği bu yüzden onarılması imkânsız yaralarla şerha şerha olmakta. Gencecik polis eşi, fidan gibi Mehmetciğin anası, subay yavrusu; her birinin eşi, anası-babası, çocuğu, kardeşi...

Bu defa ölümler şahadetler uzak dağların, varılmaz çöllerin ötesinde değil, şehirlerimizde, ekranlarla evlerimizde. Ne var ki eskiden gâvur, mertçe savaşırdı. Bu defa hile, yalan, tuzak bütün nâmertlikler mevcut.

Şehit Şehirleri olan Şehitlikler büyüyor, çoğalıyor.
Şimdi bize düşen dualarımızla şehitlerimize koşmak. Sözlü, nişanlı, eş, ana-babaları acılarıyla baş başa bırakmamak. O şehitlerin, o hanımını Şevval ayı orucunun iftarına yetiştirirken şehit düşen Aslan Kulaksız adlı aslanın 80 milyonun kahramanı olduğunu göstermektir.

Bu vazife Türk-Kürt her vatanpervere düşmekte.
Her şehit, hepimizin.
Eskiden Kürt-Türk-Laz-Arap denmezdi. Eskiden, 1839 Tanzimat Hatt-ı Hümayununa kadar, 1937 Laikliğine kadar bir Ümmet-i Muhammed, İslâm milleti ve bir de küffâr vardı.

Şanlı Bedir Destanından bugüne mukaddeslerimiz uğruna verdiğimiz her şehidimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, bir şehit yakını olma pâyesine kavuşan anaları-babaları, yetimleri, dulları, sevgileri kalblerinde düğümlenmiş gençleri tebrik ediyoruz.

Şehit acısı çeken yürekler, öz yüreğimizdir, gözyaşları gözyaşımızdır. Bu ruh, bu millette yaşadıkça, Ümmet-i Muhammedin şuuru var oldukça.
Ne şehitler ölür.
Ne vatan bölünür...
Sadece bazı iyilikten nasipsizler, cehenneme odun olur.
Ey şehit yakınları!
Başınız dik olsun...
Siz, bir büyük şerefe sahipsiniz.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz