Osmanlıyı Anlamak

Selim Taştemur 19.02.2016 5255
L
resim
eşker-i duâ, leşker-i gazâdan akvâdır demiş İmâm-ı Rabbâni Hazretleri. Osmanlı İmparatorluğunu anlamak bu sözden geçer. 

Kuruluşundan 70 sene evvel, Şeyh-i ekber Muhyiddin-i Arabi Hazretleri, Osmanlı Devleti'ni manevi âlemde haber verip övmüş ve “Şeceretü'n-Nu’mâniyye fî Devleti'l-Osmâniyye” adlı eserinde, Osmanlı Devleti'ne dair çok esrarlı keşiflerde bulunmuştur.
 
Yüzyıllar boyunca dünyaya İslamın nizamı ile hükmeden, kılıcını “İ'lây-ı Kelimetullâh” davası için bileyen ve bir küçük beylikten çıkıp üç kıta yedi denize hükmeden Osmanlıyı anlamak; bugüne dek kim bilir kimlerin ufkunu açmış ve açacak olan o meşhur vasiyetinde: 

"Bizim dâvamız kuru kavga ve cihangirlik dâvası değil; bizim mesleğimiz Allah yolu, maksadımız Allahü tealanın dinini yaymaktır" diyen Osman Gazi Han'ı anlamaktan geçer. 

İlk Osmanlı medresesini İznik'te açan ve başına Davud-i Kayseri Hazretleri'ni getiren Orhan Gazi Han'ı anlamaktan geçer. Tebaası onca kozmopolit yapılardan oluşmasına rağmen süper güç olan ve tesis ettiği adaletle asırlarca dünyaya hükmeden Osmanlıyı anlamak; bilhassa ilim ehline hürmette kusur etmeyerek, askerine ve tebaasına izzet ve ikram etmesi sebebiyle kendisine “Hüdavendigar” denilen... Büyük İslâm âlimi Mevlâna Celaleddin-i Rûmi Hazretleri'ne duyduğu derin muhabbetten dolayı “Hünkâr” ismi verilen ve şeyhi Seyyid Mehmed Hammari hazretleri olan Murad Hânı anlamaktan geçer. 

Devletin bekası için, fitne çıkaran kendi canları dahi olsa, tereddüt etmeden gereğini yapan Osmanlıyı anlamak; döneminde dünyada "hükümdar" dendiğinde akla gelen tek isim olan... Allah için yürüdüğü cihad yolunda karşısına çıkan Atlas Okyanusu'nu gördüğünde; "Yâ Rabbi! Şahid ol! Önüme şu uçsuz bucaksız derya çıkmasaydı Senin şânını daha ileriye götürürdüm!" diyen... 

Üveysi şeyhi Yahya Efendi ile irtibatı olup, gençliğinde Emir Buhâri halifelerinden Abdüllatif Mandumi veya Mehmed Nurullah Efendi'ye bağlılığı olan. Ubeydullah-ı Ahrâr'ın halifesi Haydar Semerkandi ve Halveti şeyhi Nureddinzade'nin sohbetlerinde bulunan ve ilk Nakşi padişah olan... Ahirette Ebussüd Efendi Hazretleri'nden aldığı icazetlerle Huzûr-u İlâhî'ye çıkmak isteyen Kânûni Sultan Süleyman Hân'ı anlamaktan geçer. 

Mısır ve Ridâniye muvaffakiyetlerinin ardından, Mekke ve Medine'yi kontrol altına alarak halifeliği Osmanoğullarına getiren... Ancak, hutbede adı "Hâkim'ül Haremeyn" olarak takdim edildiğinde, "Bize o mübarek yerlerin ancak hizmetçiliği yakışır, bize Hâdim'ül Haremeyn deyiniz" diyen Yavuz Sultan Selim Hân'ı anlamaktan geçer. 

İstanbul'da Bayezid Camii tamamlandığında "Seferde ve hazerde, ikindi ve akşam namazları sünnetini ömrü boyunca hiç terk etmemiş kim varsa caminin açılışını o yapsın" diye şart koşan... Meydana toplanmış derya misali cemaatin içinde bu şarta haiz bir tek kişi bile çıkmaması üzerine; "Elhamdülillah, bu işi yapmak bize nasipmiş" diyerek açılışı kendisi yapan ve ardından imamete geçen... 

Meşhur nâmı Bayezid-i Veli olan ve Halveti şeyhi Çelebi Halife hazretlerinin müridi olan... Ebussuud Efendi'nin babası ve Halveti şeyhi Muhammed İskilibî (Şeyh Yavsî) ve Bayramî şeyhi Baba Yusuf Seferhîsârî ile sohbet eden II. Bayezid Hani anlamaktan geçer. 

Tam otuz üç yıl, kapısında bekleyen muhafızların bile hain olduğu bir zamanda siyasi dehasıyla tek 
karış toprak vermeyen... Kendisini tahttan indirenler için "Devleti on yıl idare edebilirlerse, yüz yıl idare ettik gibi sevinsinler" deyip keramet gösteren ve ehli-sünnet itikadını doğru öğretecek olan trenler dolusu kitabı her yere gönderen... 

Yanında bulundurduğu tuğlayı ile teyemmüm ederek, sabah uyandığından bile abdestsiz yere basmayan... Alman Otto Van Bismarck'ın "Dünyâda yüz gram akıl varsa, doksan gramı O'nda, beş gramı bende, bende, kalan beş gramı da diğer dünyâ siyâsilerindedir" diye övdüğü dehâ, ulu hâkan, cennet mekân Sultan Abdülhamid Hân'ı anlamaktan geçer Osmanlıyı anlamak... 

Osmanlıyı Sevmek İmandandır

Son devrin İslam âlimlerinden Seyyid Abdülhakim-i Arvasi Hazretleri; "Osmanlıyı sevmek imandandır, sevmemek ise küfrün alametlerinden biridir. Çünkü Osmanoğulları İslamın dışının, Ehli Sünnet âlimleri ise içinin hâmisidir" buyurmuştur. 

Yine Seyyid Abdülhakim-i Arvasi Hazretleri, Osmanlı'nın son zamanlarında hac vazifesi için Mekke'de bulunduğu sırada, Mekke emiri kendisine; "Osmanlı, dolayısıyla Türkler artık bitti, size burada bir dergâh yapalım, burada sohbet ediniz" dediğinde, Efendi hazretleri bu teklifi reddedip şu sözleri söylemiştir: 

"Ben bir Seyyid'im (Peygamber soyundanım). Yani bu demektir ki Türk değilim. Ama yeryüzünde bütün Türkler silinse, üç Türk kalsa, biri ben olurdum. İki Türk kalsa gene biri ben olurdum. Son Türk kalsa da o gene ben olurdum. Çünkü Türkler olmasa bugünkü manda İslamiyet olmazdı." 

Osmanlıyı anlamak, bu mübareklerin sözlerini bilmekten, Türklük şerefinin kaynağını bilmekten ve ona bu şerefi veren atalarım, o atalarının azâmetini, çilesini, mücadelesini ve davâsını bilmekten geçer. 

Ne mutlu bunları bilenlere... 

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz