Osmanlı’lar Balkanlar’da Halkın Hâmisi Oldu

Prof. Dr. Erhan Afyoncu 12.05.2019 2338
O

smanlılar’ın Balkanlar’daki genişlemesi, hem içişlerini halletmiş olmaları, hem de fetih metodları sebebiyle fazla zor olmamıştı. Balkanlar’ın müdafaası için bir siyâsî birliğin veya işbirliğinin olması gerekmekteydi. Halbuki XIV. yüzyılın son çeyreğinde Balkanlar’da siyâsî bakımdan bir birlik bulunmuyordu. O devirde Balkanlar birçok devletçikler ve feodal senyörlükler halinde parçalanmış durumdaydı. Aralarındaki rekabet ve kıskançlıklar Osmanlılar’a karşı birlikte mukavemet etmelerini engellediği gibi Osmanlı Devleti’ne bir yardımcı ve daha sonra da hâmi olarak nüfûz ve hakimiyetini yayma imkânı vermişti.

Angaryaya Son

Balkanlar’ın sosyal şartları da Osmanlı fütûhâtına yardım etmiştir. Bizans’ın merkezi otoritesinin zayıflaması ve daha sonra da Balkanlar’da merkezî büyük bir devlet kurulamaması sebebiyle mahallî senyörler aldıkları aşırı vergilerle köylü üzerinde büyük bir baskı oluşturmaktaydılar. Osmanlı idaresine geçen topraklarda feodal angarya ve vergilerin kaldırılması, halkın düzenli bir devlet idaresinin koruyuculuğuna kavuşması Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’da yerleşmesini kolaylaştırmıştır. Burada Osmanlı fethiyle birlikte mahallî senyörler yerine merkezi ve mutlak bir devle otoritesi yerleşmiştir.

Gönülleri Fethederek

Osmanlı fütûhâtı tamamen muhafazakâr bir karakter taşımaktadır. Ani bir fetih ve yerleşme siyâseti yoktur. Osmanlı fetihleri kılıçtan ziyade “istimalet” (gönül çekme) ismi verilen uzlaştırıcı bir politika ile gerçekleştirilmiştir. İstimalet, yerli gayrimüslim ahalinin çeşitli vaatlerle kazanılması sayesinde Osmanlı hakimiyet sahasının genişletilmesidir. Bu gaye ile Osmanlı idaresi, yaptığı propagandalarla İslâmiyet’in ananevi müsamaha politikası çerçevesinde Hristiyanlar’a can ve mal güvenliği ile dinlerinde serbestlik tanıyor ve eski feodal bağlılıklarından ve angaryalarından kurtarıyordu. Meselâ; Sırbistan’da Duşanov Zakonik kanunlarına göre köylü hafta iki gün (yılda 104 gün) angarya suretiyle senyörün toprağında çalışmak zorundaydı. Buna karşılık Osmanlı idaresinde, köylü sadece yılda üç gün tımar sahibine hizmet etmekle mükellefti.

Amerikalı tarihçi Bruce W. McGowan’ın Osmanlı idaresindeki Sırbistan üzerine yaptığı araştırmalarda Sırbistan’da per capita (nüfus başına) gıda mahsulünün Avrupalı devletlerin sömürgelerindeki köylülerin elinde kalan gıda mahsulünden çok daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır. Bu örneklerde görüldüğü gibi Osmanlı idaresi, Balkanlar’da geniş köylü kitleleri için Marksist Balkan tarihçilerinin iddia ettikleri gibi bir baskı ve zulüm rejimi olmamıştır.

Osmanlılar, Hıristiyan halkın yanı sıra Ortodoks kilisesini ve manastırlarını da himaye etmişler, vergilerden muaf tutmuşlar ve dinî vakıflarına dokunmamışlardır.

Her Kesimin Hâmisi

Köylü ve dinî sınıfların yanı sıra Balkanlar’daki askerî sınıfın imtiyazları ve feodal hakları kaldırılmakla beraber bunları Osmanlı askerî sistemi içine almışlardır. Osmanlı Devleti köylüyü, kiliseyi ve askerî sınıfları istimalet yoluyla kazanarak kendi fetihlerini sağlamlaştırmıştır. Osmalılar’a karşı mukavemet yerli hanedanlardan gelmiştir. Haçlı Seferleri’ne kilise ve halkın katılmadıkları görülmektedir. Fetret devrin de bile, Rumeli’nde büyük karışıklıklar meydana gelmemiştir. Osmanlı idaresi daima halkın hâmisi olmuş ve mahallî tahakkümlere karşı onu korumuştur. Merkezî imparatorluk rejimini ihya eden Osmanlı idaresi Balkanlar’da geniş köylü kitleleri için, Balkanlı tarihçilerin tasvir ettikleri gibi, korkunç bir baskı ve istismar rejimi olarak görülmemiştir. Balkanlar’da Osmanlı yayılışının kolay ve süratli temposunu, senyörlerin köylüler tarafından Osmanlılar’a karşı tutulmadığını kabul ederek açıklamak mümkündür.

Ayırım Yok

Osmanlı Devleti hiçbir zaman teba arasında Müslüman-Hristiyan ayırımı yapmamıştır. Onların anlayışına göre reaya, Allah’ın kendilerine bir emanetidir. Onları himaye etmek, zulme uğramalarına müsaade etmemek padişahın vazifesidir. Padişahın sefere çıkması devleti ve tebaasını korumak içindir. Bu sebeple de Osmanlılar gittikleri ülkeleri sömürmeyi değil, oralarda oturanların refahını sağlamayı gaye edinmişler, onların inançlarına müdahalede bulunmadıkları gibi terakkisine de çalışmışlardır.

Macar tarihçi Kald Nagy’nin yaptığı araştırmalarda Macaristan için bu durum açıkça çıkmaktadır: 1558-1560 tarihleri arasında Osmanlı Devleti, Macaristan’dan topladığı 6.000.000 akçe vergiye mukabil buraya 23.000.000 akçe masraf yapmıştır. Macaristan, sömürülmek bir yana 17.000.000 akçe ek malî yardıma da mazhar olmuştur.

Bu kısa yazı içinde vermeye çalıştığımız bazı örnekler, Sırplar’ın ve diğer Balkan milletlerinin Osmanlı hakimiyeti altında eski devirlerin sefaletinden kurtularak derli toplu bir devlet nizamı içerisinde yaşadıklarını göstermektedir.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz