Osmanlı’da Kılıç Kuşanma Merasimi

Ziya Şakir 09.03.2024 565
O
resim
smanlı tahtına çıkan padişahların burada kılıç kuşanmaları, hiç değişmeyen bir adet anane idi. Bu da, bir usule tabi idi.

Hazret-i Hâlid’in türbesinde ilk defa olarak kılıç kuşanan padişah, Sultan İkinci Beyazıt’tır.

Fatih Sultan Mehmed Han’ın vefatı esnasında İstanbul’da bulunan ve Konya’daki Hazret-i Mevlana Celaleddin Rumi’nin ahfadından (torunlarından) Çelebi Emir Şemseddin Efendi tarafından teberrüken kendisine kılıç kuşatılmış ve o tarihten itibaren de bu merasim, artık bir adet ve anane halini almıştır. 

Kılıç kuşanma merasimi, padişahın tahta çıkmasından on, on beş gün sonra yapılır.

Eski teşrifat defterlerinde, bu merasimin şekli hakkında şu suretle kayıtlar vardır. 

Kılıç alayı denilen bu merasimin icra olunacağı gün, öğle namazından evvel yeni padişah, Topkapı Sarayı’nda 
Kubbealtı denilen yere gelerek alayın hazırlanmasını bekler. Alayın hazır olduğu haber verilir verilmez sağ tarafında sadrazam sol tarafında şeyhülislam, arkasından yeniçeri ağası ile kaptan paşa vesair devlet erkânı vüzera olduğu halde kubbe altından çıkarak, oradaki binek taşında ata biner. Alkışlar içinde orta avluya geçer.

Alkışlar, Enderun ağaları tarafından:
“Maaşallah, Tebarekellah, Aleyke avnullah”

Diye bağırmak suretiyle icra edilir. Sonradan bunlara:
“Padişahım! Uğurun açık olsun.”
“Padişahım! Devletinle bin yaşa.”
“Padişahım, Mağrur olma. Senden büyük Allah var.”

cümleleri de ilave edilmiştir. Sultan Aziz Han, saltanatın son senelerine doğru bu son cümleyi kaldırmış ise de, İkinci Sultan Hamid Han, o cümlenin tekrar söylenmesini emretmiştir. 

Padişah, alkış tutan Enderun Ağalarının arasından at üzerinde geçerek Sirkeci İskelesine gelir. İskele halılar, kıymettar şallarla tezyin edilmiştir. Ve iskelede muhteşem bir saltanat kayığı beklemektedir.

Padişah bu kayığın köşküne binerek Eyüp Sultan’daki Bostan İskelesine gelir. Oradaki Hazret-i Hâlid’in türbedarları ve Eyüp Camisinin imamları tarafından istikbal edilir (karşılanır). 

Bunların aralarından, evvelce oraya gelmiş olan saray ve Enderun ağaları da vardır. Bunlar ellerinde altın buhurdanlar içinde yanan ve latif kokulu dumanları etrafa savrulan (öd) ağaçları ve buhurlar taşımaktadırlar.

Padişah, Bostan İskelesi’nden Türbe-i Şerife’ye kadar olan mesafeyi yaya olarak geçtikten sonra, türbenin avlu kapısında, o vaktin Mevlevi Çelebisi tarafından istikbal edilir. Padişahın Çelebi Efendi ile musafaha etmesi (tokalaşması) adettir. Ondan sonra, Türbe-i Şerife’ye girilir.

O sırada, en güzel sesli hafızlardan mürekkep bir grup tekbir getirmektedir. Padişah, Hazret-i Hâlid’in mübarek kabrinin sağ tarafına serilmiş olan bir seccadede Teyemmümen ve Teberrüken (uğurlu sayarak) iki rekât namaz kıldıktan sonra, latif sesli bir hafız tarafından (fetih süresi) tilâvet edilir. Bu sure-i şerifenin kıraatından sonra tekrar hafızan tarafından tekbirler getirilirken Çelebi Efendi tarafından padişahın beline kılıç kuşatılarak merasime nihayet verilir.

Asıl (kılıç alayı) bu merasimden sonra başlar. Ve bu merasimi temaşa etmek için de bütün İstanbul halkı, adeta yerinden oynar.

Eyüp Sultan semtinden Edirnekapı’ya ve oradan da Fatih Camii’ne kadar bütün caddelere kerevetler kurarlar ve bunları, alayı temaşaya koşmuş olanlara, ekseriya yüksek fiyatlarla kiralarlar.
Kılıç kuşanmış olan padişah, at üstünde olduğu halde, debdebeli bir alayla bu mahşeri kalabalık arasından geçerek Edirnekapı’dan şehre girer.

Doğruca Fatih Sultan Mehmed Han’ın türbesine gelerek muhterem ceddini ziyaret eder. Orada da iki rekât namaz kıldıktan sonra, yine muhteşem alay ile caddeleri dolduran halkın arasından geçerek sarayına gider. 

Bu merasim, bütün Osmanlı padişahları tarafından icra edilmiştir. Yalnız Beşinci Sultan Murad tahta çıktığının dokuzuncu günü şuurunu kaybettiği için bu merasimin icrasına imkân görülmemiş, takriben iki ay kadar sonra da bu talihsiz hükümdar saltanı mevkiinden ıskat edilerek (düşürülerek) yerine küçük biraderi İkinci Sultan Hamid Han geçirilmiştir.

Sultan Hamid Han’a, o vakte kadar görülmemiş olan bir kılıç alayı icra edilmiştir. Hademe-i şahaneye göğüsleri sırma kordonlu lacivert stripler (şeritler), al çuhadan pantolonlar, başlarına da yüksek sorguçlu fesler giydirilmiştir. Alayı temaşa için yapılmış olan kerevetlerden birçoğu çökerek seyircilerden bir hayli kimseler yaralanmış ve birkaç kişi de kalabalık arasında ezilmiştir. 



Kaynak: Ziya Şakir - Eyüp Sultan ve Haliç







İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz