Osmanlıca'ya Büyük İlgi

AA 25.12.2012 4851
Y
 ıldız Teknik Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fatmagül Demirel, halk arasında Osmanlı Türkçesi’ni öğrenme isteğinin arttığını belirterek, bunda dizilerin ve televizyonlardaki tarih programlarının da büyük etkisinin olduğunu söyledi. 

Osmanlı Türkçesi öğrenmeye yönelik yoğun bir talebin olduğunu ifade eden Demirel, üniversitelerinde Osmanlı Türkçesi’nin Atatürk ilkeleri ve İnkılap Tarihi lisansüstü programlarında seçmeli ders olarak okutulduğunu, her öğrencinin de bu dersi seçtiğini, hatta teknik bölümlerindeki lisans öğrencilerinin de derse ilgi gösterdiklerini dile getirdi. 

Doç. Dr. Fatmagül Demirel, şunları kaydetti:  

" Camileri ya da diğer tarihi yerleri gezen insanlar, buradaki yazıları gördüklerinde bunun önce Arapça olduğunu düşünüyorlar, Arap alfabesi olduğu için. Ama birçok kitabenin de Türkçe yazıldığını görüyoruz. Önünden geçtikleri birçok tarihi mekanın üzerinde eski harflerle yazılmış yazıları okuyamayan insanlarda merak uyanıyor ve Osmanlı Türkçesi öğrenmek için kurslara yöneliyorlar. Ayrıca eskiden Arap alfabesi kullanıldığı için insanlar o dönemde çıkmış bir gazete veya romanı Arapça zannediyor, halbuki ‘Çalıkuşu’nu da ‘Aşk-ı Memnu’yu da alıp eski yazısından okuyabilirsiniz. Bu Arap alfabesi ile yazılmış Türkçe, şimdi insanlar bunun Arapça olmadığını anladılar. En azından bu netleşti.” 

Fatmagül Demirel, İstanbul’da Süleymaniye, Beyazıt, Ali Emiri, Köprülü gibi kütüphanelerde bulunan kitap ve gazete koleksiyonlarının geçmişi merak edenleri beklediğini belirtti. 

Liselerde Seçmeli Ders Olmalı 

Lise öğrencilerinin de Osmanlı Türkçesi’ne ilgi duymaya başladığını ifade eden Doç. Dr. Fatmagül Demirel, "Öğrenciler çevresinden ve büyüklerinden geçmişle ilgili duyduklarını öğrenmek istiyor. İleride tarih ya da siyaset bilimi okumak isteyen lise öğrencileri, bunun hazırlığı yapmak amacıyla lise 2. sınıftan itibaren kurslara gidiyorlar. Bu anlamda Osmanlıca liselerde seçmeli ders olarak konulabilir” şeklinde konuştu. 

Açılan kurslara ev hanımlarından iş adamına, yazardan mimara farklı kesimlerden insanların ilgi gösterdiğini aktaran Demirel, Osmanlıca’nın kurslarda 3 ayda öğrenilebileceğini söyledi. 

***

Editör'den:

İslami Yazı Çok Seri ve Çabuk

Almanya'da  J. W. Gotehe Üniversitesi hocalarından dünyanın en önemli bilim tarihçisi Prof. Dr. Fuat Sezgin, gazeteci Sefer Turan’a verdiği mülakatta şunları söylüyor:

Sefer Turan: Müslümanların ilerlemesinin sebeblerini 12 başlıkta topluyorsunuz. Maddelerden birinde; "Arap yazısının karakteri, Arapça’nın kolay ve hızlı yazılmasına imkân tanıyordu ve böylelikle kitaplar çok geniş bir yayılma alanı bulabildi" diyorsunuz...

Prof. Dr. Fuat Sezgin: Evet... Bunu Hocamdan, Hellmut Ritter'den nakledeceğim size. Bana açıklayan ilk insan hocamdı. O Arap yazısını seven ve ona âşık olan bir insandı. Bir gün... Sene galiba 1944'tü. 

Hocam bana dedi ki:

"Arap yazısında 3 vites vardır. Bunu herkes bilmez...

1.vites; Yazıyorsunuz, ama noktasız yazıyorsunuz. Bu çok hızlı yazmanıza vesile oluyor. Ama okumada da tam tersi, bu âlimler vitesidir.

Kütüphanelerdeki kitapların bir kısmı böyle, onları ancak âlimler okuyabilir.

2. viteste ise; Noktalı ama harekesiz yazarsınız. Okuma da yazma da 2. vitestir. Bu umumiyetle halk için geçerli bir vitestir.

3.sünde ise; Noktalı ve harekeli yazarsınız. Okurken hata varsa çok kolay fark edersiniz. Fakat yazmak da zaman alır. Bu da 3. vitestir.

Hocam Hellmut Ritter, bunu söyledikten sonra bir kâğıt aldı ve kâğıda kendi ismini, Latin harfleriyle ‘Ritter’ yazdı. ‘Bu eşek süratiyle gidiyor’ dedi ve ekledi: ‘Bu da eşek vitesidir.’

Arapça'daki viteslerle kitaplar müthiş bir süratle yazılıyordu...”

(Sefer Turan "Bilimler Tarihçisi Fuat Sezgin" Timaş Yayınları, sayfa: 121,122)

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz