Osmanlı Mezar Taşları Çok Şey Söylüyor!..

Nidami Sevim 01.04.2016 4556
M
resim
ezar taşları ecdadımızın inceliklerini ve hassasiyetlerini ortaya koyan birer kitabe sanki… Ecdadımızı tanımak istiyorsak bu taşlara daha dikkatli bakmalıyız. Çünkü bu taşların bize söyleyeceği çok şeyler var…

Osmanlı’nın yaptığı eserler dikkatlice incelendiğinde bu eserlerin topluma sağladığı fizikî faydanın yanı sıra bu eserlerin bir de insanın gözüne, gönlüne ve ruh dünyasına hitap ettiği görülür. Söz gelimi bir çeşme yaptırılmışsa bu sadece insanların su ihtiyacını karşılamak için değil aynı zamanda el emeği göz nuru tezyinatı ile buradan su içenlerin göz zevkine hitap etmek ve estetik ihtiyacını karşılamak için de yaptırılmıştır. 

Bir üçüncü incelik de şudur ki o çeşmenin üzerine yerleştirilen güzelim bir hüsn-ü hat yazısıyla o çeşmenin yanından geçenlere veya o çeşmeden su içenlere güzel bir mesaj verilmiştir. Mesela Osmanlı’dan günümüze ulaşan çeşmelerde genellikle şu iki ayet kullanılmıştır: “Ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi?” (Enbiya, 30) “Rableri onlara tertemiz bir içki içirir” (İnsan, 21). Ecdadımızın yaptığı eserlerde Allah’ı hatırlatma ve bir mesaj verme düşüncesi bulunmaktadır.

Osmanlı toplumunda çeşme yapılırken mantalite neyse mezar taşları yapılırken mantalite odur. İslam inancı heykelcilik ve benzeri uğraşları hoş karşılamadığı için ecdadımız taş oymacılığı hat ve süsleme sanatındaki hünerini daha ziyade mezar taşları üzerinde göstermiştir. Mezar taşlarının üzerindeki süslemelerin her birisinin farklı bir anlamı vardır. Taşlarının üzerindeki hat yazılarındaki ana tema ölüm ve ahiret yurdu olduğu mesajı verilir. Bir klasik olarak karşımıza çıkan “Hüve’l Baki” (Baki olan ancak Allah’tır) hattı bunun en somut örneğidir.

Bir mezar taşının yapımında, hattat, müzehhip, şair ve nakkaşın emeği vardır. İlk dönemlerde Selçuklu’dan kalma kufî karakterli yazılar ve geometrik şekiller görülse de ilerleyen dönemlerde Osmanlı mezar taşları kendi formunu oluşturmuştur. Bunun en belirgin örneğin kadın mezar taşlarının çeşitli tezyinatla süslenmesi, erkek mezar taşlarının şahidelerine ise sarık fes gibi çeşitli başlıkların konulmasıdır. 

Mezar taşlarımızda son dönemlerde Ampir, Rokoko ve Neo–klasik üslupları kullanılmış olsa da genellikle Anadolu’ya özgü motifler tercih edilmiştir. Farklı süsleme tarzlarının uygulanması Osmanlı mezar taşlarının heybetinden hiçbir şey kaybettirmemiştir. Bugün açık hava müzesi gibi arz-ı endam eden Osmanlı mezar taşları, seyredenleri gizemli bir yolculuğa çıkarmaya devam etmektedir.

Neden Şehirlerin İçinde?

Bunun cevabını Yahya Kemal Beyatlı’nın meşhur sözünde bulabiliriz. Diyor ki şair: “Biz ölülerimizle yaşarız.” Osmanlıda yerleşim bilindiği üzere cami eksenlidir. Cami; medreseler, hamam, çeşme ve dükkânlarla çevrelenmiş ve mahaller bu şekilde oluşturulmuştur. Osmanlı döneminden kalan camilerin etrafına baktığımızda irili ufaklı hazireler görürüz. 

Bundan murat edilen amaç insanların günde beş vakit ölümle karşı karşıya gelmeleri ve ölüm gerçeği ile barışık yaşamayı öğrenmeleridir. Zira insanlar ölümü akıllarından çıkarmadıkları zaman bu dünyada misafir olduklarını anlar ve gerçek âleme yani ebedi âleme hazırlık içinde olurlar. Bugün altı yüz yıllık büyük bir imparatorluğun bakiyesi olarak kalmamızı bu anlayışa borçluyuz dersek abartmış olmayız.
Mezar taşlarının dünyasına girdikçe ecdadımızı daha yakından tanıma imkânına kavuşuruz. Bilhassa gençlerimiz bu dünyaya kayıtsız kalmasınlar… 

Bu suskun ve hareketsiz taşların, çağımızın hızlı ve hareketli insanlarına çok önemli mesajlar vereceği idrakindeyim. Çünkü ağızların tadını bozan ölüm hakikatini en güzel hatırlatan eserler mezar taşlarıdır. 

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz