Osmanlı Hanedanının Vatandan Sürgünü

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci 06.10.2016 4039
3
resim

Mart 1924 tarihi itibarıyla Türk-İslâm tarihinde yeni bir sayfa açılıyordu. Müslümanların en eski (1302 yıllık) müessesesi olan halifelik kaldırılmış; ayrıca tarihin en uzun ömürlü hânedanlarından Osmanlı ailesi ferdleri, vatandaşlıktan çıkarılarak vatan toprakları dışına sürülmüştü. Bu, yaşlısından beşikteki bebeğine kadar hepsi için sıkıntılı bir hayatın başlangıcı oldu. 

431 sayılı kanunun 2. Maddesi Osmanlı hanedanının “erkek kadın bilcümle âzâsı ve damadlar ile hanedana mensup kadınlardan mütevellid kimseler” için sürgün kararı getiriyor; bunların vatandaşlık hakkını kaldırıyordu. 

Osmanlı hanedanından gelip vatandaşlıktan ihraç olunan 156 kişi, Ankara meclisinin çıkarttığı bir kanunla birkaç gün içinde sınır dışı edildi: Padişah ve halifeden, şehzâde ve sultanlara; sultanların çocuklarından, şehzâde zevcesi ve damadlara kadar. Aralarında 73 yaşında pîr-i fâni olan da vardı; annesinin kucağında 15 günlük bebek de… Kanuna dâhil olmadıkları halde ebeveynleri veya çocukları ile sürgüne gitmek zorunda kalanlarla bu sayı 200’ü buldu. 

Sürgünde efendilerinden ayrılmayan emektarlar da sayılırsa, sürgün edilenlerin sayısı yüzlercedir. Bunların bunların transit olarak bile ülkeden geçmesi yasakladı. Padişahlara ait mallara en konuldu. Hânedan efradının da mallarını bir yıl içinde tasfiye etmeleri, aksi takdirde hükûmetçe satılacağı bildirildi. 

Osman Gâzi’nin soyundan olmaktan başka kabahati bulunmayan bu insanların hemen hepsi sürgünde vatansız, pasaportsuz, parasız yaşadı. Bankalarda paralara, yanlarında nakitlere sahip olmadıkları için, tarifsiz sıkıntılar çektiler; açlıktan ölenler bile oldu. Ama asalet ve şereflerine uygun yaşamaya çalıştılar. Geride bıraktıkları malları da şunun bunun elinde çarçur edildi. 

Oğuz Han neslinden ve tarihin en eski hânedanlarından Osmanoğulları, böylece tarih ve siyaset sahnesinden çekilmiş oldu. 1952 yılında hânedanın hanımlarına, 1974 yılında da erkeklerine memlekete dönme izni verildi. Ancak iyi-kötü yurt dışında bir hayat kuran insanların, çoğunun geri dönme imkân ve ihtimali kalmamıştı…

İngilizler Memnun

Hilâfetin ilgâsı ve hânedanın sürgünü Avrupa’da, bilhassa İngiliz matbuatında geniş yer buldu. Fransız gazetelerinin desteklediği karara, İngiliz gazeteleri umumiyetle temkinli yaklaşıyordu. En çarpıcı mütâlaa, Daily Telegraph gazetesinde çıkmıştır. “Birkaç milyonluk Türkiye, hilâfet sayesinde büyük devletler arasında sayılıyordu. Bundan sonra üçüncü sınıf bir Tatar devletçiği mesabesine düşecektir. Mustafa Kemal de, minyatür bir Napolyon olarak kalacaktır.”

Osmanlı hanedanının sürgününü, İngiltere tarafından desteklenmiş, hiç değilse işine gelmiştir. Zira böylece hânedanın Musul petrolleri üzerindeki mülkiyet iddiaları zayıflamış;  ayrıca Londra’nın “Panislamizm” hakkındaki endişeleri de ortadan kalkmıştır. Hâdisenin safahatı, İstanbul milletvekil Adnan (Adıvar) Bey tarafından günü gününe Türkiye’deki yeni İngiliz mümessili Sir Lindsay’a hikâye edilmiştir. Böylece İngiltere, olup biteni günü gününe birinci el kaynaktan öğrenmiştir. Böylece Jön Türkler’le başlatılan, İttihatçılarla güçlendirilen saltanat ve hânedan aleyhtarı program, cumhuriyetçilere tamamlatılmıştır. 

Yılmaz Öztuna diyor ki: “İki büyük dünya savaşı sonunda Avrupa tarihini oluşturan en büyük hânedanlar sona erdi. 4’ü imparatorluk hânedânı idi: Rusya’da Romanof’lar, Almanya’da Hohenzollern’ler, Avusturya-Macaristan’da Habsburg’lar, Türkiye’de Osmanoğulları. Ve daha birçok krallık hânedânı, hiçbir hânedan Osmanoğlulları derecesinde olumsuzluklara mâruz kalmadı. 

Osmanoğulları 2700 yıllık Türk tarihinin en büyük ailesidir. Göktürk, Selçuklu, Timur hânedanlarından bile büyük… Ertuğrul Gazi’den (1191 – 1281), İkinci Abdülhamid’e (1842-1918) kadar iki düzine dâhi çıkardı. 1516-1924 arasında hilâfet (halifelik) tâcını da büyük liyakatle taşıdı.”  

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz