Osmanlı Devleti'nin Yıkılmasıyla En Çok Mağdur Olanlar: Müslüman Türkler

Hayrettin Turan 15.02.2013 5313
O

smanlı Devleti’nin parçalanması, milyonlarca kişiyi mülteci haline getirdi. Batı kaynakları ise bu dönemden bahsederken taraflı davranıyor ve sadece Hristiyanların acı çektiğini anlatıyor. Fakat asıl çileyi Müslüman Türklerin yaşadığı ortaya çıktı. Amerikalı profesör Justin McCarthy tarafından hazırlanan, “Forced Migration and Mortality in the Ottoman Empire” başlıklı kitap ve yayınlanan haritalarda, Osmanlı çatısının çöküşüyle en büyük felaketin Müslümanların ve özellikle de Türklerin başına geldiğini ortaya çıkardı. 

Louisville Üniversitesi Tarih Profesörü Justin McCarthy tarafından hazırlanan harita, 1.5 milyon Hristiyanın göç etmesinin yanı sıra 5 milyondan fazla Müslümanın da kendi vatanlarından zorla çıkarıldığını gözler önüne seriyor. 

Mc Carty, “Umuyorum ki bu harita bütün bu insanların başına gelen talihsiz olayların gösterilebilmesine imkan sağlayacaktır” dedi. Balkanlardaki Müslüman halkın 1800’den itibaren sürgün hayatının başladığı, Yunanistan’a göç eden Müslüman halkın 1880’den itibaren Yunanlı asiler yüzünden 70 bin Türk’ün ölümlerle birlikte sürgün hayatının başladığını yazdı.

Konuyla ilgili bir açıklamada TCA Başkanı Lincoln Mc Carty tarafından yapıldı. Mc Carty’ye teşekkür eden Mc Carty:

“Bu yayını desteklemek bizim için bir onur. Türk ailelerinde zamanında Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya, Kırım veya Kafkasya’dan Türkiye’ye göçe zorlanan ya da Anadolu’daki savaşlar sebebiyle göç etmek zorunda kalmış bir büyükannesi veya dedesi olmayan aileler pek azdır. Bu harita, Osmanlı Devletinin çöküşü sırasındaki Müslüman kayıplarını görmezden gelen bağnazlığa karşı atılmış pozitif bir adımdır” dedi.

Facialardan Bir Vesika

Prof. Dr. Mc Carty'nin daha önce hazırladığı ve Türkçe'ye tercüme edilerek basılan "Ölüm ve Sürgün" isimli kitabın 88,89, 90 ve 91. sayfalardan bazı bölümlerini özetliyerek aşağıya alıyoruzEditör

" ... Filibe'ye daha da çok mülteci geldi, ama Ruslar yaklaşınca çoğu yerinden ayrılıp gitti. Ocak ayında 15 bin dolayında tahmin edilen mülteci kar altında Filibe istasyonunda tren gelmesini beklemekteydi. 1878 Mayısında Filibede 2 bin kadar Türk mülteci kalmıştı ve Bulgarların yıktığı evlerin harabeleri içinde yaşıyorlardı. Filibe'deki mültecilere saldırılar yapıldı, kimi öldürüldü, kimi de ücretsiz olarak zorla çalıştırıldı. Genç Türk kızlarının ırzına geçildi ya da dağa kaldırıldılar. Tifüs salgını azmış durumdaydı. Ruslar, Tifüse yakalananları şehrin dışında bir bataklıkta kurdukları kampa zorla götürüldüler; bu kişiler orada ölüp gitti. Diğer şehirlerde de durum aynıydı.

Bulgaristan'da müslüman mültecilerin başlarına gelenler ve uğradıkları telefat, bütün tüyler ürperticiliğiyle Avrupalı konsolosların ve gazete muhabirlerinin günü gününe yaptıkları bildirimlerde yer almıştır. Mültecilerin kaçış yoluna koyulduğunda düşmanları (Ruslar'ın ve Bulgarlar'ın) yanı sıra soğuk ve açlık idi. Balkan yarımadasında kışın ortasında çok defa yanlarında yiyecek olmadan kaçmaya koyulmuşlardı. Birçoğu ya açlıktan ya da donarak öldüler..

Küçük bir kız çocuğunu bir Alman demiryolu memuru Tatar Pazarcık yakınında tepelerde donarak ölen 400 erkeğin, kadının ve çocuğun oluşturduğu yığın  içinde buldu. Çocuk, topluluk içinde canlı kalabilmiş tek kişiydi. Mültecilerin elbise diye neleri varsa bunlar dahi Rus birliklerinin askerlerince ve Bulgarlarca gasp ediliyordu. Konsolosların raporları sürekli olarak içlerinde kadınların ve çocuklarında bulunduğu, çırıl çıplak kalmış mültecilerin kalabalık sayıda olmasına işaret etmişlerdir.

Edirne’nin Kuzey Batısındaki Hasköy’de Ocak ayında 8 binden fazla mülteci toplanmıştı ve kendilerini alıp götürecek trenlerin gelmesini açıkta, barınaksız bekliyordu. Filibe istasyonunda 15 bin kişi, Çorlu’da 20 bin kişi beklemekteydi. Kırsal yöreler daha güvensiz olunca ve 1877 yılı kışı ilerleyince, mülteciler demiryolu boyunca Osmanlı askerlerinin elindeki istasyonlarda nisbeten daha çok güvenliğe kavuşmak için yaya ilerlediler. Birçoğu gidiş sırasında demiryolunun yanıbaşında donarak öldü; oradan geçenler demiryolunun yanı sıra ölü yığını görmeye alıştılar. Mülteciler ısınabilmek için bir araya sokulmuşlar ve bir arada donarak ölmüşlerdi. Nicesi de istasyon binalarının dışında donarak öldü. Trenler geldiğinde havyan vagonlarının içine doldular, kapalı vagonların tepesine tırmandılar. Tek düşünceleri kaçabilmekti.

 Bu arada şunu da belirteyim ki kadınlar ve çocuklar herçeşit ihtiyacın zorlamasına karşı direnerek vagonlarda buldukları yerlerden ayrılmamaktadırlar. Çünki yerlerini başkasının kapacağından korkmaktadırlar( dolayısıle orada vagonun içine dışkılıyorlar). Bu yüzden kapalı vagonların içinde havanın tahammül edilmez kokusu akla, hayale gelecek gibi değildir..."

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz