Orta Afrika'da Türkler

Yılmaz Öztuna 03.06.2016 4199
T
resim
ürk asrı denen XVI. asırda Osmanlı Türkleri, Orta Afrika ile de ilgilenmişlerdir. Orta Afrika o çağda tamamen veya kısmen bilmeyen topraklar arasında sayılıyordu. İlk Orta Afrika siyasetini açan, en büyük Türk amirallerinden biri olan Salih Paşa'dır. 1551'den 1556'ya kadar Cezâyir Beylerbeyiliği yapmıştır. Bu sırada, 4.000 Türk ve Emir Abdülaziz komutasında 8.000 Arap gönüllüsü ile ilk defa olarak güney Cezayir’e indi. 

Salih Paşa, kuzeyden güneye doğru önce Tell Atlasları'nı, sonra Sahâ Atlasları'nı geçti. Tuggrut vahasına geldi. Buradan daha da güneye ilerledi ve Vargla vahasına erişti. Burada bir müddet kaldıktan sonra güneye doğru yoluna devam etti. Büyük Sahrâ'ya geldi. Tuareg ırkından 5.000 Berberî ve Zenci'yi esir alıp Cezayir şehrine döndü. Büyük Sahrâ'daki kabilelerin yıllık vergiye bağlandığı bu sefer, coğrafi keşifler tarihi bakımından çok önemlidir. Zira tarihte ilk defa olarak Afrikalı olmayan bir kavim, yani Türkler, büyük Sahrâ'da bu kadar güneye inmişlerdir. 

Salih Paşa'nın en yakın arkadaşlarından olan diğer bir Türk amirali, ünlü Turgut Paşa da orta Afrika ile ilgilendi. Hatta bu ilgi, Salih Paşa'nınkinden birkaç yıl daha öncedir. Turgut Reis, bu sıralarda "paşa" yani oramiral olmuş, bugün "Libya" dediğimiz Trablusgarb eyaletinin başına getirilmişti. 

Bu Türk eyaletinin güney sınırları da Büyük Sahrâ'ya dayanıyordu. 3.400 metreye kadar yükselen Tibesti Dağları, Trablusgarb ile bir Müslüman Zenci krallığı olan Bornu'yu ayırıyordu. Bu devletin merkezi Kuka şehri, Çad Gölü'nün güneybatı kıyısındaydı. Devlet, bugünkü Nijerya, Nijer, Çad ve Kamerun devletlerinin bir kısım toprakları üzerinde kurulmuştu. 1000 yıllarına doğru kurulan bu Müslüman zenci krallığında yüksek tabaka az çok Arapça biliyordu. Sünni-Malikî mezhebi yayılmıştı. 

1194'te Seyfi hanedanı düşmüş, onun yerine, 1846'ya kadar 652 yıl iktidarda kalacak olan Bulala hanedanı geçmişti. İşte Ekvator'un 8 derece kuzeyindeki enleme kadar güneye inen bu mühim ve eski devlet, Trablusgarb Beylerbeyisi Turgut Paşa'nın başlıca hedefi oldu. 

Turgut Paşa, Bornu'da Türk yüksek hâkimiyetini kurabilmek için savaşçı bir siyaset gütmedi. Dostluk gösterdi. Hattâ Bornu hükümdarına teknik yardımda bulundu. Bornu tahtında bulunan Melik Muhammed, 1550'de Trablusgarb'a elçi göndererek Türk yüksek hâkimiyetini tanıdığını bildirdi. Onun yerine tahta geçen yeğeni Melik III. İdris Amsâmi Alaôma ise, 1557'de İstanbul'a elçi yolladı ve kesin şekilde Kanuni Sultan Süleyman'a tâbiyetini arzetti. Türk hakimiyeti, Doğu Afrika'da olduğu gibi orta Afrika'da da Ekvator çizgisine yaklaşmış oluyordu.  

Türk’ün Kudreti

Türkler, Bornu'nun zengin ham maddelerini alıyor, sanayi mamulatı satıyorlardı. Tarihte ilk defa olarak Turgut Paşa'nın yolladığı ateşli silahlar, Orta Afrika'ya girdi. Trablusgarb Beylerbeyine bağlı Fizan sancak beyi, Bornu devletini kontrolle görevliydi. Büyük Sahrâ'nın ortasındaki ehemmiyetsiz bir Türk sancak beyi yani valisinin böyle eski ve kudretli bir krallığı kontrol etmesi, XVI. asır Türk kudretinin derecesini gösteren tipik olaylardan biridir. 

Ancak modern çağda da sömürgeci devletlerin sömürgelerini çok küçük kuvvetlerle kontrol edebildikleri hatırlanırsa, bu olaya fazla şaşılmaz. Bundan böyle Bornu üzerindeki Türk yüksek hâkimiyeti, birçok fasıla ile, XIX. Asır sonlarına, Sultan Abdullaziz devrine kadar devam etti. 

Bu suretle XVI. asırda Türkler, Afrika kıt'asının yarısından büyük bir parçasını doğrudan doğruya veya dolayısıyla kontrol edebiliyorlardı. Kıt'anın geri kalan orta ve güney bölgeleri ise, tamamen meçhul ve kapalıydı. Merkezleri Cezâyir, Tunus, Trablusgarb, Kahire ve Massava şehirlerinde bulunan 5 Türk Beylerbeyliği yani eyaleti, doğrudan doğruya idareleri altında tuttukları ülkeler dışında, birçok yerli Afrika devletini kontrolleri altında bulunduruyorlardı. Doğrudan doğruya Türk Osmanlı idaresinde bulunan Afrika ülkeleri Cezâyir, Tunus, Libya, Mısır, Kuzey sudan, Eritre ve Somali'den ibaretti. 

Diğer Afrika ülkeleri, tabiiyet yoluyla Türkiye'ye bağlıydı. Türkiye'nin Afrika'daki en kudretli tâbii, başlı başına büyük devletler arasında sayılan Fas Arap imparatorluğu idi ki, bu devlet de kendi hesabına batı ve Orta Afrika'da birçok ülkeyi kontrol ediyordu. XVI. asırda Türkler, Afrika'da, Gine'ye, Kamerun'a, Mozambik güneylerine kadar yüksek hakimiyetlerini tanıtmışlardı.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz