ONİKİ ADA

Prof. Dr. Cemalettin Taşkıra 19.09.2020 1661
A
resim

tina'da “Günlük Gazeteler Birliği”nce çıkarılan bir yayında Ege denizi adaları için şöyle bir değerlendirme yapılmaktadır:

“...Yunan ana karası ve içine aldığı adalar mozaiğiyle birlikte bir bütün olarak Ege Denizi, hayati derecede stratejik önemi haiz bir bölgedir; bu önem askeri operasyonlara sağladığı destekten ve bu işlemlere gerekli olan stratejik ve taktik ikazı sağlamasından gelmektedir. Aynı zamanda bu bölge derinlikte ortaya konabilecek savunma engellerini de oluşturur. Zira boğazların bir uzantısıdır ve her kim bunlara sahip olursa, Ege Denizinden Akdeniz'e çıkışları kontrol eder ve Girit adası ile birlikte güneydoğu Akdeniz bölgesinde deniz yollarının tam kontrolünü eline alır.”

Yunanlıların bu açık itirafı birkaç derece fazlasıyla Türkiye için de geçerlidir. Zira Ege adalarının birçoğu Türkiye kıyılarına Yunanistan'dan daha yakın durumdadırlar. Daha açık bir ifadeyle, Türkiye'nin Ege Denizi'ne açılan bütün kıyıları, Türk-Yunan kara sınırının bittiği noktadan, Akdeniz kıyılarının başladığı noktaya kadar Türk karalarına yaklaşık 2 km'den başlayan çok yakın mesafelerde yer alan ve Türkiye'nin güvenliği bakımından en az Yunanistan'ınki kadar önem taşıyan çok sayıda adalarla çevrelenmiş durumdadır.

Bu adalardan bir kısmı da Oniki Ada olarak bilinen Güney Sporat adalarıdır. Bu adalar çok uzun bir süre Türk hâkimiyeti altında kalmış ve buralarda yaşayan Türkler yaşadıkları yerlerde kalıcı güzel eserler meydana getirmişlerdir. Ancak, gelişen şartlar sonucu adalardan göç etmek zorunda kalan Türkler, nüfus olarak adalarda son derece azalmışlardır. Oysa adalardaki Türk eserleri, varlıklarını sürdürmektedirler.

Türk Eserleri Yok Ediliyor

Adalarda bugün hâkimiyet kurmuş olan Yunan yetkililer, buralardaki Türk eserlerinin ihtiyacı olan acil tamir ve bakımlarına izin vermemektedirler. Böylece adalardaki eserler zamanın tahribatına bırakılmış durumdadır. Bunlara fanatik duygu ve düşüncede olanların da sabotajlarla katılmasıyla, Türkler tarafından yaptırılan camiler, medreseler, çeşmeler ve diğer sanat eserleri birer birer yok olmaktadırlar. Oysa bunlar adaların yakın döneminin adeta tapularıdır. İstenilen, bu "tapu"ların ortadan kaldırılması ve buralardaki Türk izlerinin hafızalardan silinmesidir.

Oniki Ada grubunda bulunan adalardan silinerek yok edilmeye çalışılan maalesef sadece Türk eserleri değildir. Asırlardır o adalarda yaşamış, ecdatları o adalar için mücadele etmiş, kan dökmüş, şehit olmuş, gazi olmuş Türkler de yavaş yavaş eritilmeye çalışılmaktadır. Şuurlu bir şekilde adım adım eritilen Türkler, bugün 400 yıl sahibi oldukları bu adalarda bir avuç azınlığa düşürülmüşlerdir.

İşin en acı taraflarından biri de kendilerine azınlık muamelesi bile yapılamamaktadır. Adalarda milli kültürlerini devam ettirebilmek düşüncesiyle bir araya gelerek kurdukları dernekler 8-10 yıl önce kapatılmıştır. Aslında çok önceden de faaliyetleri kısıtlanmış ve fiilen çalışamaz duruma getirilmişlerdir.

Türkiye bu adalardaki Türklerle ilgilenmek zorundadır. Zira onlarla hem soy birliği, hem kültür birliği vardır. Ayrıca onlarla ilgilenmek insanî açıdan da Türkiye'nin görevidir. Adalardaki Türklerin kültürel gelişmelerini ve kültürel kimliklerinin korunarak geliştirilmesi, insanî açıdan Yunanistan’ı da yakından ilgilendirmelidir.

Yunanistan, adalardaki Türklere asla baskı ve zulüm uygulamamalı ve onları, iki ayrı ülke, iki ayrı kültür arasında bir köprü olarak görmelidir. Adalardaki tarihi Türk eserleri de köprünün temel taşlarıdır. Onların iyi bir şekilde korunması gelecek nesillere aktarılması medeniyet tarihi açısından yerine getirilmesi gereken bir borçtur.

Söz konusu eserleri yok saymak, turizm broşürlerinden çıkarmak, kendi kaderine bırakıp yıkmaya çalışmak, insanın insan olarak, kendi ortaya çıkardığı, geliştirdiği medeniyete yaptığı bir ihanet sayılır. Zira sanatın ve bilimin vatanı olmaz, olmamalıdır. Güzellik her yerde aynı değerde algılanmayabilir.

 

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz