Müslüman Türk Devletleri Birliği

Ahmet Şahin 03.03.2017 9339
B
resim
ugün artık dünya üzerindeki ilk kültür ve medeniyet hamlelerinin en eskisi "Turâni Kavim" olan Türkler tarafından meydana getirildiği bilinmektedir. Bu konuda yerli ve yabancı pek çok ilim adamı tarafından muhtelif zamanlarda yapılmış ilmi araştırmalar ile bu durum kesinleşmiştir. Bütün bu araştırmalar sonucunda ortaya çıkan neticelere göre, Asya'da kurulan dünyanın ilk Türk medeniyetinin göz kamaştırıcı ışıklarının daha sonra dünya kıt'asına, Türklerin İslâmiyeti kabulü ve "İ'lâ-yı Kelimetullah" aşkıyla buradan yayıldığı görülmektedir. 

Vaktiyle bütün insanlığın ihyası için Türk Milleti tarafından gerçekleştirilmiş bulunan bu halis niyetli, hakikatli rü'yâ, Allah'ın (Celle Celalühü) lûtfuyla yeniden görülebilir, gönüllerde mâkes bulabilir ve insanlığın istifâdesine sunulabilir. 

İşte bu sebeple biz bu makalemizde, tarihi mâcerâ esnasında birbirinden uzak düşmüş kardeşlerin, (daha doğrusu oraya buraya savrulmuş bulunan dünkü ve bugünkü Türk devlet ve topluluklarının), tarihin bu anında aralarında gönül köprüleri kurarak yeniden birbirine yaklaşmalarını temin edici... Ve gerektiğinde ileride bir araya gelerek; "Türkiye Birleşik Devletleri", "Birleşmiş Türk Devletleri" veya "Müslüman Türk Devletleri Birliği" adıyla bir birlik teşkil edici zemini hazırlayacak yol haritasını vermeye çalışacağız. 

Türk Dünyası'nın Hürriyet ve İstiklal Mücâdeleleri 

Bilindiği gibi Türk dünyasındaki istiklâl ve hürriyet mücadeleleri 1860'larda Türkistan ve Kafkas Türklüğü'nün Ruslar; 1867'de Doğu Türkistan Türklüğü'nün Çinliler; 1912-1913 Balkan Savaşlarıyla Balkan Türklüğü'nün Bulgarlar ve Rumenler; Batı Trakya-Kıbrıs ve Girit Türklüğü'nün Rumlar ve Yunanlılar; Hindistan Türk Sultanlığı ve Gürganiyye Devleti, Tuğluklar (1750), Afganistan (1907), Irak (Musul-Kerkük) (1918) Türklüğü'nün İngilizler; Suriye (1920) Türklüğü'nün Fransızlar tarafından istilalarıyla başlamıştır. 

1917'de Rusya'da meydana gelen Bolşevik İhtilâli ise dünya üzerindeki büyük bir Türk kitlesinin çok çetin baskı ve zulümlere planı kalmasına sebep olmuş, istiklâl ve hürriyetlerini mücadelelerini daha da kamçılamıştır.

Esasen 1991 senesinde Sovyet Rusya'nın (SSCB) dağılmasından sonra istiklalini (müstakilliğini) ilân eden Türk Cumhuriyetleri; Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan resmen Birleşmiş Milletler (BM) üyesi olmuşlardır. Sovyet Rusya ile aynı kaderi paylaşan Yugoslavya'nın dağılmasıyla birlikte ise Bosna-Hersek hemen bilâhare de Kosova (2008) istiklâlini ilân etmiş ve BM üyesi devletler safına katılmışlardır. 

Rusya Federasyonu içerisinde kalan Altay, Başkurdistan, Çuvaşistan, Gagavuz (Gökoğuz) Hakas, Saha (Yakut), Tataristan ve Tuva’dan başka Kafkasya Bölgesi’nde Çeçen-İnguş, Dağıstan, Kabarda-Balkar, Karaçay-Çerkez ile Ukrayna’ya bağlı olan Kırım (ki Rusya burayı 2014’de yeniden ilhak etmiştir) birer muhtar cumhuriyet olarak kalmışlardır. Ayrıca Azerbaycan’a bağlı Nahçıvan ile Dağlık Karabağ; Gürcistan’a bağlı Abhazya-Acaristan ve Özbekistan’a bağlı Karakalpakistan muhtar cumhuriyetleri bulunmaktadır. 

Türkiye'ye Yüklenen Tarihi Sorumluluklar 

Burada kısmi olarak ifade etmeye çalıştığımız Asya ve Avrupa kıtalarının muhtelif yerlerine dağılmış olarak yaşayan Türk devlet ve topluluklarının bulunduğu "Avrasya Coğrafyası"nın Yakın geçmişinde tarihi olarak önemli bazı değişiklikler meydana gelmiştir. Yaşanan bütün bu gelişmeler Türkiye’yi yakından alâkadar etmiş ve aynı zamanda yeni bir takım tarihî sorumluluklar da yüklemiştir. 

16 Muhtar Cumhuriyet'ten Tataristan ve Çeçenistan’ın istiklallerini ila etmesi karşısında Rusya Federasyonu, Çeçenistan'a çok sert şekilde askeri müdahalede bulunarak bu cumhuriyeti adeta yerle bir etmiş ve Tataristan'a da bir takım baskı ve tehditlerle gözdağı vermiştir. Rusya Federasyonu, ilkönce Azerbaycan ve Tacikistan'da (ki bize göre Tacikistan bir Türk Cumhuriyetidir) olmak üzere diğer Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde kendisine yakın olmayan idarecileri darbe yaptırarak devirmiş ve en son olarak yakın geçmişte Gürcistan'a (2008) resmen askeri müdahalede bulunmuştur 

Rusya'nın vaktiyle (1944) Kırım'da ve Gürcistan'ın Acara Muhtar Cumhuriyeti'ne bağlı Meshet' de (Ahıska Türkleri) ve diğer Türk sahalarında; yakın zamanda da Azerbaycan Hocalı da ve Çeçenistan'da; Ermenistan'ın Karabağ'da ve Sırbistan'ın Bosna'da; Çin'in de Doğu Türkistan'da senelerden beri yaptığı soykırımlar hep yapanların yanına kâr kalmış ve ne yazık ki Türkiye'den başka sesini yükselten hiçbir ülke olmamıştır.

Dünya Türklüğü’nün mes’eleleri önümüzde bir dağ gibi durmaktadır. Afganitan’da (Pamir Kırgız Türkleri), Bulgaristan’da (Deliorman, Filibe, Kırcaali, Mestanlı, Varna), Çin’de (Doğu Türkistan, Kaşgar), Finlandiya’da (Kazan Türkleri), Gürcistan’da (Acara, Batum), Irak’da (Erbil, Kerkük, Musul), Kafakasya’da (Çeçenistan, Dağıstan, derbent, İnguş, Mahaçkale), İran’da (İran Azerbaycanı, Horasan, Kaşkay), Makedonya’da (Üsküp), Romanya’da (Dobruca, Baserabya), Sırbistan’da (Sancak), Suriye’de (Azez, Halep, Hama, Humus, Lazkiye, Münbiç) ve Yunanistan-Batı Trakya’da (Dedeağaç, Dimetoka, Gümülcine, İskeçe, Rodos-İstanköy) yaşayan Türkler dün olduğu gibi bugün de çeşitli baskı devam etmektedir.

Kıbrıs Türk Federe Devleti’ni, 15 Kasım 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilân etmesine rağmen, bu devleti henüz Türkiye’den başka tanıyan ülke çıkmamıştır. ABD, BM ve AB öteden beri istiklâlini ilân etmiş olan bu devleti Rumlara payanda yapmak gayreti içerisinde olmuşlardır. Avrupa Birliği, Kıbrıs Rum Kesimi’ni birliğe dahil ederek adadaki çözümsüzlüğü büsbütün perçinlemiştir.

Şimdiye kadar istiklâlini ilân etmiş fakat sonradan kaybetmiş irili ufaklı bütün Türk topluluklarının, Birleşmiş Milletler çatısı altında hürriyet ve istiklâllerine kavuşmaları ve “milletler ailesinin şerefli birer üyesi” olarak tarihteki yerlerini almaları en büyük temennimizdir. 

Diğer taraftan, Avrupa Birliği (Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İngiltere), ABD, Avustralya, Japonya ve Kanada’da yaşayan Türklerin bu ülkelerin iktisadî gücüne çok büyük katkılar sundukları halde hâlâ can ve mal emniyetleri teminat altında değildir. Ne yazık ki, yarım asırdan fazla bir zamandır AB ülkelerinde varlıklarını sürdüren Türklere bugüne kadar serbest dolaşım hakkı dahi tanınmamıştır. 

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz