Kırgız Türk’ü Muhammed Şerif’in Osmanlı Sevdası

Prof. Dr. Alfina Sıbgatullına 26.06.2018 3548
B
resim

alkan Harbi’nde Edirne’nin düşmesi Rusya’da Türklerin büyük üzüntüsüne sebep oldu. Rusya’daki Müslüman Türkler arasında milli şuurun uyanması, Kızılay yararına para toplanması, Türk talebelerin karşıt görüşler yayınlaması, gençlerin gönüllü olarak Osmanlı ordusuna yazılmaları, yaralı Osmanlı askerlerine yardım için hastanelere koşmaları Edirne’nin işgalinden sonra olmuştur.

Bu konuda meselâ, Rusya Federasyonu Devlet Arşivlerinde bulunan, Turgay vilayeti Kırgızlarından Muhammed Şerif Dostucanov isimli öğrenciye ait bir mektup bu hususta ilginç bilgiler sunmaktadır.

Muhammed Şerif, Ufa’daki Galiye medresesinde eğitim görmekteyken, gönüllü olarak savaşa katılmaya karar vererek, gizlice sınırı aşıp, İstanbul’a gelmiş ve Kızılay hastanesinde yaralı Türk askerlerine hizmet etmeye başlamıştır. Bu gidişi Muhammed Şerif şöyle anlatır:

“Bildiğiniz gibi, bütün dünyada 400 milyon Müslümanı temsil eden Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamdan hilâfet Türklere intikâl etmiş olmakla, şu anda diğer Müslüman devletler içinde sadece Türkiye (Osmanlı) bağımsızdır. Geride kalan Müslüman devletler “kafirlerin” yâni, inançsızların idaresi altındadır.

Şu an birçok güçlü ve gelişmiş “kafir” devletler hükümran oldukları gibi, sayıları da hergeçen gün artmakta, bu devletler hilâfeti yıkmak için dört bir yandan yalnız başına kalmış Osmanlı Türkiyesine saldırmaktalar.

Bundan önce de defalarca Osmanlı Türkiyesine saldırmışladı; geçen yıl İtalyanlar […] hiçbir hakları olmadan Müslüman topraklarını işgâl etmişler, şimdiyse Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ birlik olup, geride kalan toprakları, hâtta İstanbul’u almak için silâhlarını Osmanlıya doğrultmuşlardır. Bunu gören bütün dünya Müslümanları, yâni Mısır, Hindistan, Libya, Rusya, hâtta Afrika Müslümanları Osmanlı’ya madden veya asker yardımı yaparak, kalben birlikte olduklarını gösteriyorlar.

Bu yolda kadın, erkek istisnasız herkes bu İmparatorluğun acısını paylaşıyor, hâtta parası olmayan kadınlar kendi ziynet eşyalarını yardım için hibe ediyorlar. Buna benzer şekilde, insanlar maddî yardımda bulunurken, gençler gönüllü olarak bazıları savaş meydanına atılıyor, bazıları hastanelere yardıma koşuyorlar. Birçok ülke Müslümanları, Türkiye’ye yardım ettikleri ve onun acısını paylaştıkları halde, bizim 6-7 milyonluk Kırgızlar maddî yardım göndermedikleri gibi, gönüllülerin zaten olmayışı, sanki bizlerden bu işe yardım etmek isteyen kimse yokmuş hissini uyandırmaktadır.

Bütün dünya Müslümanlarının birlik olarak, Türkiye’ye yardım ettiklerini gördüğümüzde, biz Galiye medrese talebeleri olarak, mensubu olduğumuz halkın da var olduğunu, bizim de Türk ve din kardeşi olduğumuzu göstermek istiyoruz. Bu yüzden Yedisu vilayetinden Mihriban ile beraber bu yola çıkarken, elbette düşmanı yok edemeyeceğimizi biliyorduk, fakat her hâlükârda Türk kardeşlerimize yardım etmek için 28 Kasım’da Ufa’dan İstanbul’a doğru yola çıkmış bulunuyoruz.

Önce, Bahçesaray’a gelerek Gaspirinski (İsmail Gaspıralı) ile görüştük. Oradan Sivastopol’a geçtik ve pasaport olmadan sınırı geçmek mümkün olmadığından otuzaltı gün burada bekledikten sonra nihayet, iki Türk pasaportu ayarlayarak, 4 Ocak’ta gizlice sınırı geçip, 6 Ocak’ta İstanbul’a geldik. İstanbul’da “Rusyalı Müslümanlar Derneğine” giderek, başkan ve üyelere buraya geliş maksadını anlattık. Derneğin tanınmış simalarından biri olan Abdurrahman’ın aracılığıyla Kızılay teşkilâtına başvuruda bulunduk ve 10 Ocak’ta Abdürrahman ile birlikte Kızılay Cemiyeti reisi Ömer Paşa’nın yanına gittik.

O, bizi hastanelerin birinde vazifelendirdi. Ömer Paşa ve hastanenin başhekimi Derviş Bey, bizim Rusya’dan gönüllü olarak geldiğimizi öğrendiklerinde çok duygulanıp, bizi takdir ettiler ve teşekkürlerini dile getirdiler.

Bilmeniz gerekiyor ki, bu hastanede çalışan Petersburg’dan gelme talebelerden Fatih (Rahimi), Şerif (Ahmetcanov), bizim tanınmış yazarlardan Kebir Bekir Efendi ve Semerkandlı Adüsselam Efendi gibi gönüllüler olduğu gibi, Rusya Müslümanlarından başka, diğer Müslüman gönüllüler de bulunmaktadır.

Bizim vazife yaptığımız yerde yaralı sayısı 500 civarında idi, bunlardan çoğu taburcu oluyor, fakat yerine hemen yenileri geliyor. Her odada 20-30 yaralı olup, onlara bir iki hastabakıcısı ile, iki üç hizmetçi tahsis edilmişti […].

Abdülgazi’den, ben zamanın behrinde 10 ruble borç almıştım, sizden bu borcumu ödemenizi rica ediyorum. Ufa’dan İstanbul’a kadar pasaportum olmadığı için, pek çok meşakkâtler çektim, fakat şu an vakit darlığından dolayı bunları uzun uzun yazmam mümkün değil. Savaştan sonra ben buruda yâni İstanbul’da kalıp, ilimle uğraşmaya karar vermiş bulunuyorum…”

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz