Kendi Kültürümüzün Yerine Neden Yabancı Kültürler?

Prof. Dr. Mazhar Özman 04.02.2013 4277
1
923’de Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu ve yeni Anayasası kabul edildi. İsviçre Medeni Hukuku, Alman Ticaret Hukuku, İtalyan Ceza Hukuku, alınarak yeni kanunlar tamamlandı. Devletin sistemi olarak, en ideal sistem “Cumhuriyet” seçildi. İlk anlarda devlet ağırlıklı, kısmen serbest ekonomi modeli tatbik edilmeye başlandı. Din ve devlet işleri birbirinden ayrıldı. Laik devlet sistemi kabul edildi. Yalnız burada bir noktayı düzeltmek gerekiyor; Din ve devlet birbirinden ayrılmadı. İslam’ın devlet üzerindeki yönetici fonksiyonu ortadan kaldırıldı, İslam’ın hiçbir etkisi olmayan bir devlet şekli benimsendi. Din işleri devlete bağlı bir kuruluş haline getirildi.

 Kültürümüzü etkileyecek devrimler yapıldı. Harf inkılabı (devrimi) ile Latin alfabesi kabul edildi, kıyafet devrimi yapıldı. Kanunlar hemen hemen toptan değiştirildi ki; buna bir nevi hukuk devrimi demek gerekir. Aynı şekilde eğitim değişikliğini de eğitim devrimi olarak tanımlayabiliriz. Lisanımızda da devrimler yapıldı. Kaynağı olmayan yeni bir lisan türetildi. Bunların çoğu yenilik (reform) olarak takdim edildi. 

Kültür varlığımız unuturuldu ve daha ileri gidilerek Türk milletine yeni bir kültür getirilmek istendi. Bu uğraşlar halen devam etmektedir ve belirli bir yol da alındı. Şimdi gelinen noktaya bakarsak eski kültürümüzün (Türk- İslam Kültürü) hemen hemen yok edilmekte olduğunu görürüz. Yerine düşündükleri, fakat açık açık söyleyemedikleri kültürü de (batı Hıristiyan kültürü) getiremediler.

Kültür yönünden ne yaptığını ve ne yapacağını bilmeyen nesiller yetiştirildi. Bir milletin kendine has kültürü içinde müzik, el sanatları, edebiyatı, lisanı, örf ve adetler… Bulunur. Bunların büyük bir kısmını zamanla değiştirip yok etmeyi becerebildiler. 

Kültür yıkımının nasıl yapıldığına ileride tekrar döneceğiz. Yalnız kültürü (örf ve gelenek gibi) bozarak neler yapıldığını birkaç misal vermek ile yetineceğiz. “Millet eğitilmeyip, yönetildiği için” bu vereceğimiz misalleri normal karşılar hala gelmiştir. 

Günümüzde bir subay, er, polis şehit olduğu zaman cenazesi Chopen’nin cenaze marşı ile kaldırmaktadır. Bu resmi devlet protokolüdür. Neden? Ne için?  Chopen’nin cenaze marşı ile şehit cenazeleri kaldırıyor. Ülkemizde Chopen’nin cenaze marşını çalarak kaldırılan ilk cenaze 1938 yılında Atatürk’ün cenazesidir. Bu cenaze marşına neden Atatürk ile başladınız ve devam ediyorsunuz? "Bu örf nereden alındı?" Atatürk’ün böyle bir vasiyeti yoktu. Vasiyeti olmamasına rağmen Atatürk gibi bir şahsiyeti nasıl oluyor da her Hıristiyan ülkesine dahi kullanılmayan bir protokol ile gömüyorsunuz. Bir vatandaş olarak sizden tekrar tekrar sorulur: 

"Bu örfü nereden aldınız? Nasıl aldınız? Ne zaman vaz geçeceksiniz? Yanlış yapıyorsunuz diyenlere neden Atatürk düşmanı, çağdaş uygarlığa karşıdır diyorsunuz?

450 yıl Osmanlı idaresine kalan Yunanistan’da hiçbir Yunan vatandaşının veya büyüğünün cenazesinin ecdadımızın (Türk- İslam) örfü ile kaldırıldığını duydunuz mu? Okudunuz mu? Gördünüz mü? Buna bütün Avrupa, Amerika, Asya ve hatta Chopen’nin memleketi de dâhildir. Bunların hiç birinde Türk İslam protokolüne göre cenaze töreni yapılmamıştır.

Kaynak: Prof. Dr. Mazhar Özman - Türk toplumu nereye götürülüyor.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz