Kanuni'den Bâli Beye Mektup

İbrahim Atay 11.12.2012 5433
S
ınır boylarında birçok başarılara imzasını atan büyük akıncı komutanı Bali Bey (Koca Bali Paşa) (1519-1520) tarihinden itibaren Belgrad Muhafızlığı'na getirilmiştir. Aynı zamanda Kanunî'nin halasının oğlu olan Bali Bey bilhassa Macaristan, Almanya ve Polonya seferlerinde gösterdiği yararlılıklardan sonra Kanunî Sultan Süleyman'a, bir mektup yazarak kendisine tuğ verilmesi talebinde bulunur (Osmanlı sisteminde Sancak Beyi'ne yani bugünkü anlamda Tümgeneral'e bir tuğ verilirdi).

"Devlet-i Aliyye-i Şahane" hükümdarı Koca Kanunî ne yapar dersiniz? Acaba. 

- " Bre Bali Beg, sen bilmezmisün ki makam istenmez verilür" diyerek kestirip atar, hatta hiddetlenip vazifesinden azl mi eder, hatta ve hatta iyice gadaplanıp kellesini mi alır? Hayır, asla!

Batılılar'ın üzengi öpmek için yarıştıkları Muhteşem Süleyman, Bali Bey'in bu talebine Osmanlı diplomasi dilinde adı "Hatt-ı hümayun" olan bir cevabî mektup gönderir, ama ne mektup! Mektubun sahibi sanki yedi iklime hükmeden bir süper gücün hükümdarı değildir de, talebesini hüsn-i ahlâkla terbiye eden bir hocadır.

Evet, makam talebinde bulunan komutanına ibretli ve bir o kadar da düşündürücü şu satırlarla hitap eder Muhteşem Süleyman:

“ … Malum ola ki tarafınuzdan  irsal olınan  (gönderilen) mektub vusul bulub kıraet olunduktan sonra mefhumu malumumuz olmuşdur. On sekiz pare kal'a feth itmişsün. Otuz bin kızak Tersane-i âmireme gönderüb, altmış bin baş göndermişsün. Berhudar olasun. İki cihanda yüzün ak, ekmeğüm sana helal olsun. 

Bir tuğ reca eylemüşsün.

Ya Gazi Bali Beg, daha bir tuğ zamanı degüldür. Gerçi sen bize bu hizmeti ve eyüliği eyledün. Ben dahi senün eyüliğün mukabelesinde size üç eyülik eyledük.

Biri budur ki; size emirü'l müminin hitabetiyle hitap eyledük.
İkincisi budur ki; sana hil'at-i fahire gönderdük.

Üçüncüsü budur ki; Hazret-i Resulü Ekrem sallallahü teâla aleyhi ve sellem efendimüzün tuğın virdük.

Nefsine Gurur Getürmeyesin

Seni bu üç nesne ile ta'zim ü tekrim eyledük (ululadık). Bunların üzerine asla bir ihsan olmaz. İmdi sen dahi bu eyüliklerin şükrini yirine getürmeye sa'y eyleyesün (çalışasın) ve her iş Allah'dan bilesün ve zinhar (katiyyen) nefsüne gurur getürmeyesün. 'Kendü kılıncum ile bu kadar memleket feth eyledüm' dimeyesün.

Memleket Allah'undur. Saniyen Hazret-i Peygamberündür. Salisen emr-i Hak ile Halifenündür ve Beg olmak iki kefelü bir terazidür. Bir kefesi cennet bir kefesi cehennemdür.

Şunlardan olagör ki, gözleri uyur ise kalpleri uyanukdur. Cümlenin ser-çeşmesi (başı) adldir. Anı ide-gör ki bir günün ibadete sayulur. Hak subhanehu ve teâlâ cümlemüzi adil kullarından eyleye.

Ser'asker ve Beglik hesabiyle hükmün yüridüği yerlerde olan zulmü ta'addiden (tecavüzden) ruz- ı mahşerde bize itab (azarlama) olur ise senün damenüne (yakana) yapışam. Ola ki, ol günde şerm-sâr (mahcûb) olmayub yakanı selamet ile alasun.

Bir âdemi hizmete kullanmak murad idünürsen zinhar zahiri haline itimad eylemeyesün. Çok kimseler var ki elinde fursat olmadığı vakit salah yüzini gösterirler. Eline fursat girdiği vakitte Nemrut olur.

Halka Şefkatle Muamele İdesün

İhtiyarlarını baba bilesün. Daha aşağıların kardeş bilesün. Daha aşağıların oğul bilesün. Oğullarına merhamet ve şefkat idesün. Karındaşlarına ikram eyleyesün. Babalarına ta'zim ve tekrim (hürmet) eyleyesün. Asker-i İslâm'a bir vech ile müzâyeka (sıkıntı) çekdüremeyesün. Ve ol diyarlarda mütemekkin olan (oturan) ibadullah fukarasın gözleyesün. Sadakaya muhtaç bulunanlarun beyt-ül-mâl-i müsliminden kisvetlerin (elbise) harclerin ve zahirelerin göresün. Fukara Hakk Teala’nın kuludur. 

Beyt-ül-mâl-i müslimin ibadullah hakkıdur ve "Sadat-ı kiram" dan (seyyidlerden) mütemekkin olmış (ikamet eden) var ise ism ü resmi ile Asitaneme (payitahta) arz idüb bildiresün. Miri tarafından vazife tayin olınub Evlâd-ı Resule bir vech ile müzâyeka (sıkıntı) çekdirmeyesün ve reaya (müslüman olmayan teb'a) fukarasına ester ve süri saf zahirelerinden maada yarım akçe teklif ve rencide olınduğına kat’a rızam yokdur ki bizim reâyamuzun rahat-ı halini küffarun reayası görüb reşk eylesünler (kıskansınlar) …"

Kaynak: DTCF Kütüphanesi İ. S. Sencer Yazmaları 1/2555.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz