Japon Prof. Hanımdan Tarihimize Büyük Hizmet

Sevinç Özarslan 09.05.2013 4138

Osmanlı Kitabeleri Kayıt Altına Alınıyor

"1924 senesinde TBMM tarafından kabul edilen 1057 sayılı, 'T.C. dâhilinde bulunan bilumum meban-i resmiye ve milliye üzerindeki tuğra ve medhiyelerin kaldırılması hakkında kanun' yürürlüğe girdi. Bu kanuna göre eskiye ait ne kadar resmi bina varsa bunların üzerinde de padişah tuğrası ve eski yazı ile kitabe bulunuyorsa hepsi kırılıp-kazınıp yok edilecek…"

Bugün gençlerimiz, değil Osmanlı kitabelerini dedelerinin mezar taşlarını bile okuyamıyor. Fakat Japonlar ülkemize gelerek, ecdadımızın tarihi yazılarını araştırıyor, okuyor ve dünyaya tanıtmak için siteler kuruyor. Biz Türklerin yapması gerekeni Japonlar yapıyor. Aşağıda bu konu ile ilgili Sevinç Özarslan'ın yazını  sunuyoruz."  Editör 

J
apon profesör Kayoko Hayashi ve Prof. Dr. Hatice Aynur, beş yıldır‘Osmanlı Bina Kitabeleri’ adlı bir internet projesi hazırlıyor. Amaçları, son yıllarda hızla artan kitabe yayınlarına rağmen ve tutarlı bir veri tabanının eksikliğini gidermek. Bugüne kadar medyadan uzak duran Hayashi ve Aynur, hem projelerini hem de nasıl buluştuklarını anlattı.

Japonya nere, Türkiye nere…

Aramızda 9 bin km var. Uçakla yolculuk 11 saat sürüyor. Bize oldukça uzak ve gidilmesi meşakkatli bir coğrafya… Fakat Japonlarla gönül bağımız çok eski. Yine de Tokyo’nun bir mahallesinde doğup büyümüş bir Japon’un Osmanlı uzmanı olmasını, doktora tezini Fatih dönemi vakfiyeleri üzerine yazmasını, ülkesinde Osmanlıca öğretmesini, bu da yetmiyormuş gibi Üsküdar’ı avucunun içi kadar iyi bilmesini, camileri; isimlerine, sokaklarına hatta kitabelerine kadar ayrıntılı anlatmasını şaşkınlıkla karşılamayalım da ne yapalım? Üstelik kocası da dilimizi çok iyi konuşan bir Türkolog (Tooru Hayashi), kaybolan Türk lehçesi eynü/aynu dili uzmanı.

Tokyo Yabancı Diller Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kayoko Hayashi elbette sıradan bir Japon değil. Bir tarihçi. Uzmanlık alanı Osmanlı tarihi. Özellikle de kitabeler. Bir haftadır İstanbul’da olan ve dün memleketine dönen Hayashi’yi saatler süren uçak yolculuğuna aldırmayıp yılda birkaç defa ülkemize geliyor, İstanbul Şehir Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hatice Aynur ile beş yıl önce başladıkları projeleriyle ilgili görüşmelerini halledip geri dönüyor.

Hayashi’nin bu defa Üsküdar Topbaşı Caddesi’ndeki, kendisinin ifadesiyle Çinili Camii’nin biraz sağında kalan kocaman külliyeli Atik Valide Camii’nin kitabesi üzerine bir randevusu vardı. Görüşmesinin amacını anlatmadan sanki kendi atalarının bir eserinden bahsediyormuş gibi ekliyor: 

“Restore ediliyor burası, inşallah çok güzel olacak.” Aynur, kitabelerin eksik bilgileri tamamlamanın her zaman kolay olmadığını, bazı kurumların kendilerine zorluk çıkardığını söylüyor. Böyle zamanlarda devreye Kayoko hanım giriyor. Aynur, “Caminin eski kitabesi kayıp, onu bulmak için kaç defa gittik ama olmadı. Kayoko hanımın dün yaptığı görüşmeden sonra kitabenin 10 yıl önce çalındığını öğrendik. Şimdi bu notu siteye düşeceğiz.” diyor.

Kitabeler İnternet Ortamında 

Osmanlı Bina Kitabeleri adlı internet projesi "www.ottomaninscriptions.com", son yıllarda hızla artan kitabe yayınlarına rağmen geniş ve tutarlı bir veritabanının eksikliğini gidermek amacıyla 2009’da hayata geçirildi. Proje Osmanlı döneminde inşa edilen tarihi yapılara konulan bütün kitabeleri içeriyor. Osmanlı kitabeleri için böylesine büyük ölçekli bir çalışma ilk defa yapılıyor.
 
Hatice Aynur ve Kayoko Hayashi dışında Chicago Üniversitesi Tarih Bölümünden Doç. Dr. Hakan Karateke de projenin içinde. Projeyi Tokyo Yabancı Diller Üniversitesi ve Türk Tarih Kurumu destekliyor. Aynur, 1998’de Tokyo Yabancı Diller Üniversitesi Türkoloji bölümüne hoca olarak gidince Hayashi ile tanışmış ve ortak ilgileri olduğunu fark edince kitabelere odaklanmışlar. Projenin ilk beş yılında (2009-2014) İstanbul, Edirne ve Bursa kitabeleri kayıt altına alınıyor. Öncelik tabi ki İstanbul’un. Daha sonra Bursa, Edirne ve nihayet bütün dünyadaki Osmanlı dönemi kitabeleri sistematik bir şekilde siteye eklenecek.

Beş yıl içinde 5 bin 200’e yakın kitabe siteye aktarılmış. Ancak biz şu anda 477 kitabenin kimlik kartını okuyabiliyoruz. Gerçi sitede Türkiye’nin çeşitli şehirlerinden olduğu gibi Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Yunanistan, Irak, İsrail, Kıbrıs, Macaristan, Mısır, Moldova, Romanya, Suriye ve Suudi Arabistan’dan da kitabeler bulunuyor fakat bilgileri eksik olduğu için kullanıcılar göremiyor.

Sitedeki kitabelerin yüzde 82’si İstanbul’dan derlenmiş, İstanbul kitabelerinin de 900’den fazlası çeşme ve sebil, 700’e yakını cami ve 200 kadarı ise tekke, kütüphane, hamam, karakol, nişantaşı ve benzeri binalara ait. Sadece Topkapı Sarayı koleksiyonundan 200 kadar kitabe var.

Osmanlı Bina Kitabeleri sitesinin altyapısı Japonya’da hazırlanıyor. Fotoğraf çekimleri ülkemizde yapıldıktan sonra Japonya’ya gönderiliyor, okunmayan kitabeler bilgisayar ortamında okunur hale getiriliyor. Sonra Hatice Aynur ve Hakan Karateke tarafından tasdik edilen  kimlik kartı ekleniyor. Kimlik kartı çok önemli. İki dakikada hazırlanan bir şey değil. Kaynak araştırması epey uzun.

Diyelim ki, Bostancıbaşı Derbendi Menzil Çeşmesi’nin önündesiniz, kitabesini okumak istediniz, Osmanlıcanız yok. "www.ottomaninscriptions.com"’a tıklayarak kitabeyle ilgili tefarruatlı bilgi öğrenebiliyorsunuz. Kitabenin konulduğu yapıyı kim, hangi tarihte, kimin adına ya da niye yaptırmış, üzerindeki hat’ın türü, tarih beytinin ebced hesabı, binanın yerini gösteren Google haritası, binanın dolayısıyla, kitabenin etrafındaki manzara... Yani kitabenin dünden bugüne kadar geçirdiği bütün aşamalar kaynaklar taranarak tespit ediliyor.

Hem araştırmacıların hem meraklıların işine yarayacak bu çalışmada Japon tarihçisinin emeğinin olması ve 9 bin km uzaktan gelip açılmayan kapıları açması ne kadar manidar! Aynur ve Hayashi’nin, tarihini, kültürünü seven, sahip çıkan okurlardan bir ricası var: 

“Siz de etrafında gördüğünüz kitabelerin fotoğraflarını bize gönderin.”


 

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz