İslamiyetten Önce Türklerin Âdâbı

Prof. Dr. Osman Kemal Kayra 11.05.2024 523
İ
resim
slâmiyetten evvel Arabistan’da, kadınlar ve erkekler son derece âdâb ve ahlâk dışı yaşarlardı. Hâlbuki Türkler İslâmiyet’ten evvel de iffetli idiler. Îranlı müellif Kerdîzî “Zeynü’l-ahbâr” adlı eserinde Karluk Türklerinden bahsederken “Mâlumdur ki Türk kadınları çok ahlâklı ve ismetlidirler.” der. (Age. Türk Irkı…s.86)

İslâm öncesi Araplarda bir erkeğin alacağı kadının haddi yoktu… Her erkek istediği kadar mahbûbelerle (sevgili) gayrimeşrû münâsebette bulunurdu. Fuhuş bir meslek olarak şâyi’ (yaygın) idi. Evli kadınların çocuk dünyâya getirmek için başka erkeklerle münâsebetdâr olmasına müsâade edilirdi. Kadın baba veyâ kocasının hiçbir mîrâsına sâhip olamazdı. (Age. Türkler, s.88) 

Eski Arap’ta güzel bir zürriyete sâhip olmak isteyen bir erkek, karısını bir çocuk peydâ edinceye kadar başka bir erkekle yaşamasına müsâade eder ve bu çocuk kadının meşrû kocasına âit sayılırdı. (Age. Türk Irkı. s. 88)

Profesör Joseph Schacht’ın belirttiği nasslarda “verâset hukûku da dâhil olmak üzere, âile hukûku Kur’ân’ın muhtelif yerlerinde dağınık bir hâlde olmakla birlikte, hemen hiçbir noktası eksik kalmamak şartıyla teşrih edilen (açıklanan) yegâne kazâî (hukûkî, idârî) mevzûdur. Bu sâhada (Kur’ân-ı kerîm) en fazla kadınlara, çocuklara, akrabâya, ev adamlarıyla câriye ve kölelere nasıl muâmele edileceğinin tesbîtine ehemmiyet veriyor” der. 

Stanley Lane-Poor ise şöyle der: “Muhammed’in kadınlara âit hususlarda yaptığı derecelerde mühim değişiklikleri hiçbir büyük vâz’ı-ı kânun (kânun koyucu) yapmamıştır.” (Age. Türk Irkı, s. 91)
 
Eski Türk hukûkunda talâk (boşanma) hakkı erkekte olmakla birlikte kadının da boşanma talep etmeye hakkı vardır.
 
Türk Hukuk Târihi bir kadının boşanma isteği için gerekli maddeleri şöyle sıralar:

1. Kocanın kendisine fenâ muâmele etmesi

2. Başka bir kadınla gayr-ı meşrû münâsebette bulunması

3. Kudretsizlik (adem-i iktidâr, cinsî gücün olmaması) (Sadri Maksûdî Arsal, Türk Hukuk Târihi TTK Yay. s.337, 2015 İstanbul)

İslâmiyette meselâ kadın da nikâh sırasında “boşanma hakkına” sâhip olma yetkisi ister ve alır. Geniş anlamda bir fitneye sebep olmamak için bu konuya fazla yer verilmemiştir.

Hristiyanlıkta “Kilise nikâhı”nın feshedilemeyeceği ilân edilmiştir. Bu sıkı kurala “Katolik nikâhı” da denilmiştir. Bu kural son zamanlarda gevşemiştir. Talâk yâni boşanma hoş bir şey değildir; buna rağmen insan hayâtının bir parçası olmuştur. Efendimiz de talâkı müstahsen (iyi, güzel) bulmamıştır. 

İbni Battûta “Türklerde kadın şahsî asâlet timsâli sayıldığı için şeref ve haysiyetini ihlâl edecek bir harekette bulunmaz. Türklerin asîl kadınları vardır” der.

Türk kadınlarına “al yanaklı” denmesinin de bir derin anlamı vardır. Yanak yâni yüz ardan, hayâdan kızarır. Türk kızları iffetleriyle, nâmuslarıyla tanınmıştır. Ancak Tanzîmat’la başlayan Avrupâî hayatla, kızlarımızın “al yanakları” izâle edilmeye çalışılmıştır. “Hayâ îmandandır” hadîs-i şerîfine muhâtap olan “bir nesli mahvettiler” bâri geleceğimizi kurtarmak için yine şifrelerimizin uyarılarına kulak verelim: “Türk bodun, erttin ökün” (Ey Türk milleti pişmân ol ve kendine dön) (Age. Orhun Âbideleri, KD 22)
 
Bu metinde titre ifâdesi yoktur. “Ökün” ve “ertin” hemen hemen aynı anlamda olup “pişmân ol ve kendine dön”dür.
 
“Bir zamanlar biz de millet hem ne milletmişiz,/Gelmişiz dünyâya milliyet nedir öğretmişiz…/Yıktı bin mel’ûn kalem nânmusu bizler uymadık./ Susmak evlâdır deyip sustuk… Sanırsın duymadık.”
 
Ey yüce millet, yıllardır sen, sen olmaktan çıkarıldın. Türklüğün de Müslümanlığın da zedelendi. Bu iki büyük şerefe tekrar dön, pişman ol ve sana bu şereflerini unutturanları sakın unutma!




İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz