İran Türkmenleri

Kemal Çapraz 24.07.2018 4662
H
resim
azar Denizi’nin batı kıyılarından başlayarak Horasan eyaletinin kuzeyini de içine alacak şekilde, Türkmenistan topraklarına paralel uzanan bölgeye “Türkmen Sahra” adı veriliyor. Burada yaşayan Türkmenler, 70 yıl önce bağımsızlıklarını ilan etmiş, ancak yeterli silah ve mühimmattan yoksun bulundukları için, İran ordusuyla baş edememişlerdi. Onlar, yabancı kültürlerin yozlaştırıcı etkilerine daima karşı koydular ve geleneklerini, göreneklerini, kimliklerini koruyarak bugünlere geldiler.

Türkmenlerden bahsedilince, hiç şüphesiz önce bugünkü Türkmenistan akla gelir, sonra Anadolu… Ancak İran’da da hatırı sayılır bir Türkmen topluluğunun bulunduğunu doğrusu pek bilmeyiz.

Bugün İran’da, yaklaşık 23 milyon nüfuslu Güney Azerbaycan’daki Azeri Türklerinin yanı sıra Kaşkay, Afşar, Kaçar, Şahseven, Karakalpak, Kengürlü, Karadağlı ve Hamse diye anılan Türk toplulukları var. Türkmenler ise, Hazar Denizi’nin içine alan Güney Türkmenistan’da yaşıyorlar. Türkmenistan Cumhuriyeti topraklarına paralel uzanan ve “Türkmen Sahra” olarak da bilinen bu bölgedeki tahmini Türk nüfusu 3 milyon civarında.

Cüneyd Han’ın Devleti

Türkmenler 1881 yılına gelinceye kadar bir arada yaşıyorlardı. Ancak, bu tarihte Ruslarla yaptıkları Göktepe savaşlarında tutunamayarak parçalandılar. Rusya, Türkmenistan’ın büyük kısmını işgal ederken, işgal sahası dışında kalan Türkmenler de İran ve Afganistan yönetimine sokuldular. İran’la Rusya arasında imzalanan ve Etrek nehri ile güneyinde kalan araziyi İran’a bırakan Ahal Andlaşması, Türkmen tarihinin en kara gününün belgesiydi ve günümüze kadar uzanan bölünmenin de başlangıcıydı.

Bu darbeden sonra, nisbi bağımsızlığını korumuş olan güneye göçler artmıştı. Ama, sınırlar sıkı korunmaya alınmış, ticaret yılları kapanmış, neticede Türkmenler maddî açıdan zayıflamışlardı. Bunalımdan çıkış yolunda, 1917 Bolşevik ihtilâli bir umut ışığı oldu ve Kuzey Türkmenistan, Cüneyd Han’ın liderliğinde kurtuluş bayrağını açtı. 1918’de Hive Hanlığı ele geçirildi ve iki yıl süren Türkmen hâkimiyeti kuruldu.

Ne var ki, Özbeklerle Türkmenler arasındaki ittifak bozulunca, Kızıl Ordu saldırıya geçecek ve yenik düşen Cüneyd Bari, Karakum çölüne çekilecekti. Bu kahraman lider, bütün zorluklara rağmen 1931 yılına kadar Ruslarla çarpışmış, daha sonra İran ve Afganistan’a geçmiş, ölüm yılı olan 1938’e kadar mücadelesini sürdürmüştür.

Güney Türkmenistan Cumhuriyeti

Güney Türkmenistan’a gelince… Bolşevik İhtilali’nden sonra İran’aki Rus kuvvetlerinin geri çekilmesi, Türkmenlere rahat bir nefes aldırmıştı. Ancak bu defa, bütün idari ve askerî yetkileri nefsinde toplayarak İran’ın diktatörü hâline gelen Rıza Han, üzerlerine asker sevk ediyordu. Bu durumda Türkmen oymaklarının ortak hareket etmek, işbirliği yapmaktan başka çareleri yoktu. Uzun hazırlıklardan sonra oymak temsilcileri, 20 Mayıs 1924 tarihinde, Onçalı ovasında bir araya geldiler. Caferbaylardan Osman Ahund, Atabaylardan Can Muhammed Bey ve Gökı Molla, Göklenlerden ise Nasir Emin’in katıldığı görüşmelerden çıkan sonuç, İran’dan ayrılarak bağımsız bir Türkmen Cumhuriyeti kurma kararıydı. Bu cumhuriyetin başına, hem kuzey hem güney Türkmenleri arasında sevilen ve sayılan bir şahsiyet olan Osman Ahund getirilmişti. Türkmenler arasındaki meseleleri çözmek üzere de, oymak temsilcilerinden oluşan bir “Aksakallılar Şurası” kurulmuştu.

Güney Türkmenistan Cumhuriyeti, ilk iş olarak İranlılara karşı savaş taktiklerini öğretecek bir askerî okul açtı. Türkiye’ye heyetler gönderilerek, eğitimci subaylar istendi. Ancak Türkmenler, İran hükümet kuvvetleriyle baş edebilecek silah ve mühimmattan yoksundular. Kanlı çarpışmalarda yenik düştüler ve henüz kundaktaki bebek döneminde sayılabilecek bu cumhuriyet 1925’te tarihe karıştı.

Bugün, Hazar Denizi’nden Horozan’a doğru Bender-i Türkmen, Gürgân, Künbed-i Kavus ve Becnord şehirlerinde yoğun bir Türkmen nüfusu yaşıyor. Geleneklerini, göreneklerini, kültürel kimliklerini hiç kaybetmeden günümüze kadar gelmişler.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz