İleriyi Gören Erbil’li Garip Bir Türk: Haşim Nahit Erbil

Haşim Nahit Erbil 11.04.2014 4415
 

"İzzettin Kerkük Kültür ve Araştırma Vakfı" yayınları arasında çıkan ve İzzettin Kerkük tarafından titiz bir çalışmanın ürünü olan “Haşim Nahit Erbil ve Irak Türkmenleri” isimli kitap, yakın tarihimize ışık tutar mahiyette. Irak Türkmenlerinin yetiştirdiği büyük değerlerden olan Haşim Nahit Erbil, Türkiye’de yeterince tanınmamış. İlk paragrafta merhum Erbil’in yaptığı analiz günümüze de önemli bir projeksiyon sunuyor. Haşim Nahit Erbil, bir ömür boyu Irak Türklerinin haklı davasını tek başına yılmadan yorulmadan savunmuş. Hayatta iken kimse kendisine sahip çıkmadığı gibi vefatında Ankara’daki “kimsesizler mezarlığına” defnedilmiş. Yani o bir meçhul meşhur kahramandır. Yeni nesillerin ondan öğreneceği çok şey var.

Haşim Nahit, soyadından da anlaşılacağı gibi 1880 yılında Erbil’de doğmuş, ilk ve orta öğrenimini Erbil’de tamamladıktan sonra yüksek tahsil yapmak üzere Türkiye’ye gelmiş. İstanbul’da Hukuk fakültesinde tahsilini tamamlamış ve Birinci Cihan Harbinden sonra Türkiye’ye yerleşmiş. Erbil, ilk yazılarını Türk Yurdu dergisinin Osmanlıca yazı ile çıktığı 1915 yılında neşretmiş. Ta o yıllardaki yazılarında; Irak’taki Türk varlığını, tarihini, kültürel, sosyal, ekonomik ve siyasi açılardan yaklaşarak, bu bölgenin Türkiye için taşıdığı önemi vurgulamış. Irak Türkmenlerinin henüz fazla bilinmediği dönemlerde ele almış bu yazılar, gerçekten günümüz için büyük önem taşıyor. Lozan görüşmeleri sırasında Haşim Erbil şunları yazmış:

“Dünyada en çok petrol satan Amerika’dır. Dünyada mevcut petrolün en mühim kısmı Amerikalı şirketlerin elindedir. Bu itibarla petrolün Amerikan tekeline geçmesine engel olacak ve Amerika ile rekabet edebilecek yalnız bir memleket var: Türkiye. Eğer Türkiye sahip bulunduğu petrol madenlerini işletirse, sade bununla, dünyanın iktisadiyatı üzerinde bir bakımdan hükümran olabilir. İşte Irak, ne Avrupa’da ne Asya’nın başka yerlerinde ne de başka kıtalarda birer misli bulunmayan iki hazineye sahiptir. Geniş ve feyizli arazi, zengin petrol madenleri!...”

“Irak’ın mukadderatı münakaşa edilirken, bizim için en tehlikeli yol Irak’ın tabii servetlerini benimseyerekten hareket etmektir. Biz Irak’ı ziraat kabiliyeti veyahut petrol serveti için istemiyoruz, biz Irak’ta mevcut olan Türk unsurunun Anadolu’dan ayrılmamasını ve bu unsurun yabancı hakimiyetine terk edilmemesini istiyoruz. Bizim tezimiz daima Türklerin Anadolu ile birleşmesi olacak…”

Bu uzun soluklu ve yılların mahsulü olan bu kitapta, merhum Nahit Erbil’in geniş biyografisi, ayrıca kitap ve makalelerinin tam bibliyografyasına da yer verilmiş. 1962 yılında 82 yaşında vefat eden meçhul kahraman Haşim Nahit Erbil’e Allah’tan rahmet diliyorum. Özellikle Türkmen gençlerin ve bütün Müslüman Türk okurların “Haşim Nahit Erbil ve Irak Türkmenleri” kitabından yakın tarihimizle ilgili öğrenecekleri hayli ibretlik gerçekler var.

Merhum Haşim Nahit, Hakimiyet-i Milliye gazetesinin 7 Ağustos 1925 tarihli nüshasında yazdığı makalesinde son derece önemli bir tespitte bulunuyor:

“Her işgal ettiği memlekette hakimiyetinin temelini, o memleketin unsurları arasındaki ihtilaf ve zıddiyet üzerine kurmak itiyadında olan İngiltere, Irak’ı işgal edince, bu kadim ananeyi ihmal etmedi. Bağdat, Musul gibi büyük şehirlerde polislerini, hafiyeleri yerli Hıristiyan ve Yahudilerden intihap etti (seçti) ve hakiki insan kasaplığı için Mesturilerle firari Ermenileri seçti. Irak’taki Müslümanların eline silah teslim etmeyi ihtiyati tedbirlerine muvafık görmemiş olan İngiltere, işte bu iki unsurdan küçük bir ordu teşkil etmiş idi. Bir taraftan bunların tıynetlerindeki vahşetleri, öbür taraftan Türklere ve Müslümanlara karşı olan adavet (düşmanlık) hisleri, İngiltere’nin en çok istifade edebileceği bulunmaz bir kuvvet hazinesi idi…” Bu günkü duruma ne kadar benziyor değil mi?


İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz