İkindi güneşi Yavuz Sultan Selim”e Yakışan Köprü

Prof. Dr. Nihat Öztoprak 26.08.2016 4589
T
resimürkiye bugün dünyanın en geniş ve en uzun köprülerinden birini hizmete açtı. Tarihe geçecek olan bu köprüye, tarihe mal olmuş bir Türk sultanının adı veril di: “Yavuz Sultan Selim” Bu isim, teklif edildiğinden beri küçük bir kesim tarafından tenkit edilse de ekseri Türk vatandaşı isabetli buldu.

1512-1520 yılları arasında Osmanlı tahtında oturan 9’uncu Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’i en iyi tanıyan ve tanıtanlardan biri, onun çok hürmet ettiği Şeyhülislam Kemal Paşazade’dir. Yavuz Sultan Selim, Kemal Paşazade’nin atının ayağından kaftanına sıçrayan çamuru taşımayı şeref saymış, o kaftanı tabutunun üzerinde taşıyacak kadar ona saygı duymuştur. (O kaftan daha sonra sandukasının üzerine konulmuştur.) 

Uzun süre bir arada bulunan bu ikilinin ilişkisi Yavuz Sultan Selim’in vefatıyla son bulmuştu. Bu ayrılık üzerine Kemal Paşazade, Türk edebiyatının en güzel mersi- yelerinden birini onun için yazmış ve böylece onu bize tanıtmıştır. Biz de bu maksatla Yavuz Sultan Selim’i, Kemal Paşazade’nin gözünden tanıtmaya düşündük. 

Yavuz Sultan Selim, 1512-1520 yılları arasında Osmanlı tahtında oturabilmiştir. Bu süre 8 yıl 8 ay gibi bir saltanat için kısa bir süredir. Ancak Sultan az zamanda çok işler yapmıştır. Osmanlı topraklarını bu sürede iki katına çıkarmış, birçok ülkeyi Osmanlı topraklarına dahil etmiştir. O, kısa sürede büyük işler başaran bir sultandır: 

Az müddetde çok iş itmişdi 
Sâyesi olmış idi âlemgîr 

O, asrının güneşi idi. Güneş gibi halkın gözünü aydınlatıyor, güneş gibi onlara adil yaklaşıyor, onların yuvalarını ısıtıyor, hanelerini bereketlendiriyordu. Ancak bu güneş ikindi güneşiydi. Süresi kısaydı lakin sayesi (gölgesi) uzundu. İkindi güneşinin süresi kısa, gölgesi uzun olur. Kemal Paşazade, Yavuz Sultan Selim’i ifade eden en güzel sembolü bulmuş ve şairlik gücünü göstermiştir: 

Şems-i asr idi asrda şemsin 
Zıllı memdûd olur zamanı kasîr 

Yavuz Sultan Selim mal ve mülk ile taç ve taht ile övünmeyi sevmezdi. Doğu hükümdarları ya da Batı kralları gibi taç takmaz, tahtında da fazla oturmazdı. Kemal Paşazade’nin ifadesiyle diğer hükümdarlar taç ve taht ile iftihar ederken, taç ve taht onunla övünürdü: 

Tac ü taht ile fahr ider beyler 
Fahr anunla iderdi tâc ü serîr 

Onun eğlencesi kılıcın çaldığı, borunun çağırdığı düğündü yani cihat meydanıydı. O, yiğitlerin harman olduğu yerde eğlenirdi. Tahtında oturarak vaktini geçirseydi kısa saltanat süresine bu kadar büyük işleri sığdıramazdı. Onun 1520 yılında vefatı Osmanlı ülkesini ve İslam dünyasını üzüntüye boğdu. Kemal Paşazade’nin ifadesiyle onun ölümüne duyduğu üzüntü sebebiyle tuğ saçlarını çözdü ve dağıttı, kılıç belini büktü, kalem gözyaşı döktü, ay göğsünü döğerek göğertti, yıldızların gözleri yaşla doldu, şafak gözyaşlarıyla çarhın eteğini kana buladı, bayrak yüzünü kana buladı, yayın ve feleğin beli büküldü, zaman karalar giydi, onun ölümüne hem kalem, hem kılıç ağladı: 

Öldi Sultan Selim hayf ü dirîg 
Hem kalem ağlasun anı hem tîg 

Kemal Paşazade bu beytinde, Yavuz Sultan Selim’in iki önemli vasfına temas etmektedir. O hem kalem ehli, hem kılıç ehlidir. Yani o eskilerin tabiriyle “Sahibü’s-seyf ve’l kalem”dir. Kalem ehlidir çünkü okumayı ve âlimlerle sohbeti sever, şiirler yazardı. Şiirlerinin çoğu, zamanın hassasiyetlerine paralel olarak Farsçadır. Az da olsa Türkçe örnekler de vermiştir. Şiirlerinde onun ne kadar usta bir şair olduğu anlaşıldığı gibi ince hayalli, derin düşünceli, üstün bilgili ve kabiliyetli olduğu da anlaşılır. Kılıç ehlidir zira o, 8 yıl 8 aylık saltanat döneminde cepheden cepheye koşmuş, nerede huzursuzluk varsa gidermiş, ülkenin toraklarını iki katına çıkarmış, Osmanlıya halifeliği getirerek ümmetin hadimliğine soyunmuştur. Azimde genç, tedbirde ihtiyar, siyaset ve savaşta mahirdir. 

Böyle bir Türk büyüğünün adı Türkiye’nin simgesi olacak bir köprüye çok ya kıştı. İki kıtaya hâkim bir devletin hüküm- darının adı iki kıtayı birbirine bağlayan, iki kıtaya da hizmet verecek olan bir köprüye elbette uygundur. Onun hizmetleri gibi köprü de büyük hizmetler verecektir. 

Bizim temennimiz; Yavuz Sultan Selim’in zamanını aydınlatan bir güneş olması gibi köprü de Boğaz’ı aydınlatan bir güneş olsun. Yavuz’un kısa sürede büyük işler yapması gibi kısa sürede bitirilen köprü de uzun süreli büyük hizmetler yapsın. 

Yapılışı kısa ama gölgesi daim olsun. Bir ayağı Batı’da bir ayağı Doğu’da olan Yavuz Sultan Selim gibi ayakları karada, tacı Boğaz’da İstanbul’u ve Türkiye’yi süslesin. 

Velhasıl adı gibi güçlü, gölgesi uzun süreli olsun inşallah. Köprünün yapılmasına karar veren ve tamamlanmasında emeği geçenleri gönülden kutluyoruz.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz