Gerçek Osmanlı

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci 16.12.2019 2687
B
resimizlere gösterilen, tanıtılan, anlatılan Osmanlı şöyledir: Herkesin canı padişahın iki dudağı arasındadır. Padişahlar zalimdir. Keyfine düşkündür. Basit şahsiyetlerdir. Ulema yobazdır. Her terakkiye karşıdır. Matbaayı yasaklamış, rasathaneyi yıktırmıştır. Halk fakirdir. Memleket yokluk içindedir. İnsan hakları yoktur. Demokrasi bilinmez. İlim ve fenden kimsenin haberi yoktur.

Hâlbuki Yahudiler Avrupa'nın her köşesinden zulüm görüp kovulurken, Sultan Il. Bayezid vatandaşlık vermiş; torunu Sultan Mecid, tıp fakültesinde okuyan bir tek Yahudi talebe için, kendi dinine uygun mutfak kurulmasını emretmiştir.

Osmanlı donanması gayrimüslim neferlerin dinî bayramlarında demir atardı. Şeyhülislâm, gerektiğinde Yavuz Sultan Selim gibi sert padişahın icraatını hukuka aykırı bulup önleyebilirdi. Osmanlı Devleti yıkıldığında, rejimi çok partili bir demokrasi idi. Telgrafı bulana memleketinde kimse yüz vermezken, Sultan Mecid, kendisini davet edip telgraf hattı kurdurmuş; dünyada ilk telgrafı çeken kimse olmuştu.

Pasteur kuduz mikrobunu bulduğunda, Avrupa'da ciddiye alınmamış; Sultan Hamid, bir nişan ve teşekkür mektubu göndererek, buluşunu dünyada ilk defa tatbik etmiştir. Akıl hastaları Avrupa'da içine şeytan girmiş diye yakılarak öldürülürken, Osmanlılar akıl hastaneleri kurarak delileri hasta kabul etmiş; kuş ötüşü, su sesi, musikî ve meşguliyet ile tedavi etmiştir.

Kanun önünde sınıf ve mevki farkı gözetilmeksizin fertlerin eşitliği prensibi, Fransız inkılâbı’ndan çok evvel Osmanlı Devleti'nde neşredilen kanunnâmelerde yer almıştır. Osmanlılarda adalete verilen bu ehemmiyet, yakın ülkelerdeki halk arasında kendilerine büyük bir itibar kazandırmış, hatta Hıristiyan Balkan halkları, kendilerine hüsn-i kabul göstermiştir.

Osmanlılar asırlarca İslam dininin bayraktarlığını yaptılar. Balkanlar ve Kafkasya'da çok sayıda yeni halkların bu dine girmesine vesile oldular. Haçlı seferlerini defalarca durdurarak, dünya Müslümanlarına büyük bir iyilikte bulundular. Bu vesileyle İslâm dünyasında büyük bir itibar kazandılar.

Sadece Müslümanlar değil, Avrupalılar bile bu başarı hikâyesinin sırrını çözmeye çalıştılar. İngiltere kralı VIII. Henry, zamanının bu süper gücüne bir heyet göndererek müesseselerini tetkik ettirdi. Osmanlılardan kalma binalar, iktisadi, ama sıcak yapısıyla göreni hayran bırakıyor. Yanı başlarında yapılan modern binaların kasvetli duvarları bir-iki sene içinde çatlarken, onlar asırlara meydan okurcasına arz-ı endam ediyorlar.

Kumaşlar, kitaplar, basit ev eşyaları bile zarafeti, kalitesi ile bugün bile göz dolduruyor. Birinci Cihan Harbi felaketi, koca imparatorluğu, ülkeleri, teb'ası ve müesseseleriyle tarihe gömdü. Eski Osmanlı imparatorluğu topraklarında irili ufaklı pek çok devlet kuruldu. Bu devletler, her sahada halef oldukları Osmanlı müesseselerini devam ettirdiler. Şu anda bile Yargıtay'ından ordusuna, üniversitesinden tapu dairesine, hemen her müessese Osmanlılardan kalmadır.

Osmanlı Devleti, zamanının hep ilerisinde olmaya çalıştı, elinden geldiğince geleneklerine sahip çıktı, insan ve hayvan haklarına, Müslüman olmayanların can, mal ve din hürriyetine saygı gösterdi. Herkese tarafsızlık dersi verirken, bütün bunları görmezden gelmek insafa sığmaz. Boşuna "Yiğidi öldür, ama hakkını yeme!" dememişler.

Olup biteni iyi-kötü ayırmadan açıkça ortaya koymak en iyisidir. Kararı okuyucu versin. Elinizdeki kitap ne bir müdafaanâmedir; ne de hiç kimsenin bilmediklerini ortaya çıkarma iddiasındadır. Osmanlı tarihi hakkında bugün çoğu kişinin unuttuğu gerçeklere dikkat çekmek arzusuyla yazılmıştır. Unutulmuş maziye ışık tutmaya çalışmaktadır.

Kardeş katli, Osmanlının kanunu, Hürrem Sultan, Sultan İbrahim, Yavuz Sultan Selim'in küpesi, Osmanlı arması, harem hayatı, haremağalan, gayrimüslimler ve dönmeler, Avrupa'yla münasebetler üzerine az veya yanlış bilinen mevzulara temas etmektedir.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz