Gazze Müdâfileri

İhsan Birinci 10.02.2021 1563
Gazze… Yaklaşık bir asır öncesine kadar Konya, Erzurum, Urfa gibi bir şehrimizdi. Huzurlu ve bereketliydi. I. Dünya Harbi sırasında İngilizlerin işgaline uğradı. Binlerce Anadolu evladı Filistin topraklarında şehid oldu. bugün de İsrail zulmü ve işkencesi!.. Filistin halkı, Osmanlı Devleti’nden koptuktan sonra rahat ve huzurlu bir gün görmedi. Aşağıda Gazze’yi kahramanca müdâfaa eden Osmanlı askerleriyle ilgili bir hatırayı okuyacaksınız. Editör. 

Gazze Müdâfileri

A
resim
klın ve askerliğin kabul edemeyeceği, uzun süren süngü ve dipçik kavgası bir türlü bitmiyordu. O gün etraf kararıncaya kadar devam eden didişme sonucu, savaş yeri kandan kıpkırmızı olmuş, cesetlerle dolmuştu. Sayıca üstün İngiliz kuvvetleri hâlâ yerinde direniyor, buna karşılık bir avuç Türk kahramanı ölmeyi, geri gitme veya teslim olmaya tercih ediyordu. Zira fırka kumandanlığından telsiz telgrafla verilen emir kat’î idi: “Gazze müdâfilerine selâm… Sabaha kadar sabır!”

Kahraman 125. alay, bağlı olduğu fırkanın fedakârlık ederek, her türlü yardımda bulunacağına emindi. Fakat düşman da bunu her halde düşünmüş olacak ki, Türk fırkasına karşı büyük bir kuvvet ayırmıştı. Bu suretle çenber içersinde kalan 125. alayın sebat etmesi gerekiyordu. Nitekim asker, bütün gece durup dinlenmeden Gazze’yi, sokaklarına varıncaya kadar tahkim etti. Kumandanlarından neferine, son nefeslerine kadar boğuşmaya kararlı idiler. Nihayet alay kumandanı, Trablusgarp ve Çanakkale’de defalarca çarpışmış, nişanlarla süslü gazi sancağını açtı ve:

- Arkadaşlar, dedi. Karşımızdaki düşmanı hepimiz tanırız. Sayıca bizden pek büyüktür. Ama unutmayınız ki, Allah’ın yardımı elbet bütün kuvvetlerden üstündür. Bu şerefli sancak, düşmanın eline geçmeyecek. Ya düşman mağlup olacak ya Gazze 125. alaya mezar olacak!..

Bu sözleri herkes büyük bir tevekkülle dinliyor ve az sonra girişecekleri savaşa hazırlanıyorlardı... Şafak sökmüş, büyük birlikler görünmeye başlamıştı. Gittikçe yaklaşanlar, dün beceremedikleri işi, bugün iki misli kuvvetle başarmak istiyordu.

Güneş iyice kendini gösterdiği zaman, doğudan ve çok yakından top sesleri işitilmeye başladı. Bunun üzerine 125. alay kumandanı, 1. taburuna şu emri verdi:

- Gazze’ye hâkim Mantartepe, düşmandan temizlenecektir…

Çok geçmemişti ki, şarapnel ve obüs yağmuru altında süngüleri parlayan kahramanların düşmana doğru atıldıkları görüldü. Türk’ün fedakâr evlâtları birer ikişer kanlar içinde yere serilirken, geride kalanları, ateş ve ölümden ürkmeden ilerliyordu.
Tepeyi Aldık Fakat Âkif’i Verdik!

Tabur yaveri İhtiyat Mülâzım (yedek asteğmen) Âkif Efendi, emir götürmek üzere ileriye gitmişti. Cesur genç, emri tebliğ ettiği kıt’anın fedakârlığını görünce gözleri yaşardı. Henüz hücumun başlangıcında bir takıma kumanda eden Tarsus’un Ali Fakıh kariyesinden Mustafa oğlu Ali Çavuş’u kanlar içinde yerde görünce dayanamayıp:

- Çavuş, silâhını bana verir misin? Senin yerine ben gideyim, teklifine, son anlarını yaşamakta olan çavuştan:

- Ali Efendi, ben kana kana öldüremedim… Sen benim için öldür!... cevabını almıştı.

Şimdi mülâzım Âkif Efendi, elinde süngüsü takılı tüfeği ile askerin önünde tepeye doğru koşuyordu. Az sonra istenilen tepe işgal edilip, süngülenen İngilizler’den arta kalanları esir alındı. Bu suretle genç subay, Ali Çavuş’un vasiyetini yerine getirmiş oluyordu. Fakat ne yazık ki, tepenin alındığı haberini geriye bildirmek üzere iken, yanında patlayan bir obüs, onu da al kanlar içinde yere sermişti. O günün sonucunu bölük kumandanı şu telgrafla alay karargâhına bildiriyordu: “Tepeyi aldık fakat Âkif’i verdik!...”

Çanakkale'ye Mukâbil...

Bir akşam evvel keşif kollarının, düşmanın ileri hatlarımıza yaklaşmakta olduğunu bildirmesi üzerine, her tarafa “Dikkat” emri verilmişti. Artık bütün asker, Çanakkale’de perişan edilen aynı düşmanın, burada intikam almak istediğini anlıyordu. Nitekim esir edilen bir İngiliz subayı; "Tarihinize yazdığınız Çanakkale'ye mukâbil biz de böyle bir gün yazacağız!" demişti.

Gazze’de herkes geceden hazırlıklı idi. Sabah olup, güneş çölün sonsuz ufuklarını aydınlatırken, düşman kollarının Gazze’ye ilerlediği görüldü. Bu defa on misli fazla olan kuvvetlerin süvari birlikleri, Türk mevzilerinin yan ve gerilerine sarkmaktaydı. Buna ilâveten denizden on beş geminin yardımı ve topçusunun cehennemî ateşi ile hücuma geçtiler. Bilhassa gemilerin yan ve geriden yapığı atışlar, siperlerde tutunmaya imkân bırakmıyordu. Bu durumda çaresizlik içinde kalan Türk kuvvetleri çekilmeye başlayınca, düşman, Gazze mevzilerini zaptetmiş ve siperlerine inerek, buradaki kuvvetin hariçle temasını kesmişti.

İşte o anda, İngilizler’i daha önceleri Çanakkale’de de şaşırtan Türk’ün aynı hareketi görüldü… Sipersiz kalan 125. alayın üçüncü taburu birdenbire düşmanın üzerine atıldı. Allah Allah nidaları, kızgın çöllere yayılıyordu. İngilizler ne yapacaklarını bilemez halde, bir türlü süngü savaşına cesaret edemiyor, ancak manevra ile kahraman Türk taburunu elde etmeyi deniyorlardı.

Çok geçmeden üçüncü tabur da sarılmıştı. Ama yine de mukabele ediyordu. Şanlı ismine leke kondurmak istemeyen şanlı taburun kumandanı Giritli İbrahim Efendi, ihtiyat olarak bölüğü ile geride bulunuyordu. Henüz yeni terfi etmiş olan genç ve yakışıklı yüzbaşı, Arıburnu’ndaki Kırmızı Sırt’ta dokuz ay dinlenmeden İngilizler’le savaştığını hatırlayarak, mermisi biten tüfeğine süngüsünü takıp gürledi:

- Yiğitlerim ileri!... Bunlar Çanakkale’den kaçanlardır. Haydi bir ders daha…

Ve sonra da bir avuç askerinin önünde kükremiş arslan gibi düşmanın üzerine atıldı… Süngü hücumu olanca şiddetiyle devam ediyordu.


İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz