Finlandiya'da Yaşayan Kazan Türkleri

Naile Binark 15.08.2014 7983
D

ünya'da mevcut Türklerin 76 milyonu Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırları içinde; ayrıca Kazakistan, Azerbaycan, Kırgızistan, Türkmenistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetlerinde, geri kalanı ise, Rusya, Çin, İran, Afganistan, Irak, Suriye, Romanya, Bulgaristan, Yugoslavya, Yunanistan'da ve başka ülkelerde de yaşamaktadır. Avrupa'nın kuzey doğusunda 5 milyon nüfuslu küçük bir ülke olan 1000 kadar Kazanlı Türk yaşamaktadır. Finlandiya'da azınlık halinde yaşayan Kazan Türklerinden başka İsveçliler, Japonlar ve Yahudiler de bulunmaktadır.

Bugün, Finlandiya'da yaşayan Türklerin yüzde 99'u kültürce Kazan Türklügü'ne mensup kimselerdir. Ancak, bunlar Kazan ilinin merkezinden olmayıp, bu ilin batı cihetine düşen Nijninovgorod (bugünkü Gorkiy) vilâyetinin Sergeç ilçesindeki Yanapar (Aktok) köyünden gelmişlerdir. Kendilerine has şive ile konuşan ve Kazanlıların Mişer boyunu teşkil eden Türk zümresindendirler. Mişer şivesi Çağatay-Kıpçakça'dan ziyade, Oğuz-Türkmen lehçesini andırmaktadır.

Bugün. Finlandiya'daki Kazanlıların yarısına yakın bir kısmı Helsinki'de yaşamaktadır. Diğerleri, Tampere, Javenpaa, Turko-Abo, Koka gibi şehirlerde oturmaktadırlar.

Finlandiya, XIX. Yüzyılın başında Rusya’ya bağlı olarak idare edilmeye başladıktan sonra, Şimal Türkleri ticaret maksadıyla buradan itibaren de yerleşmeye başlayarak, ailelerini de yanlarına çağırmışlardır.

1830 yılından beri Finlandiya'da bir İslam Cemaatı'nin mevcut olduğu bilinmektedir. O tarihte Finlandiya, Rusya'ya bağlı bir muhtariyetle idare edilmekteydi. Bu sebeple de, İslâm Cemaati Şimal Türklerinin dinî işlerini idare eden Ufa şehrindeki Müslümanların “Merkez-i Diniye Nezareti”ne bağlı olup, o zamanki Muhtar Finlandiya Hükümeti tarafından tasdik edilmemiş, gayrî resmî olarak faaliyette bulunmuştur.

Birinci Dünya Harbi'nden sonra, 1917'de Finlandiya’nın istiklâlini kazanması ve yeni anayasanın ilanı üzerine, İslam Cemaati yeniden teşkilâtlanmak durumunda kalmış ve "Ufa Müslümanlarının Merkez-i Diniye Nezareti"nden ayrılmıştı.

Finlandiya'ya yerleşen Kazanlılar, kendi, milli örf ve adetlerini, dini işlerini, sosyal problemlerini halletmek için teşkilatlanmaya başlamışlardır. O sıralarda Finlandiya'da misafir olarak bulunan Sadri Maksudi Atsal Bey bu teşkilatın nizamnâme tasarısını hazırlamış ve 1925 yılında “Kazan Türkleri Finlandiya Cemaati İslâmiyesi"ni kurmuşlardır. Bu cemiyet, Fin Hükümetince de tescil ve tasdik edilmiştir. Nizamnâmeye göre, bu teşkilat Finlandiya'da yaşayan bütün Müslümanların milli-dini işlerine bakacak, çocuklarına milli-dini terbiyenin esaslarını sağlamak üzere gerekli tedbirleri alacaktır.

Bu teşkilat, hükümet nezdinde geniş haklara sahip olduğu gibi, resmi mahiyette icraatta bulunmaktaydı. Dini ve medeni nikâhların akdi, ölüm, doğum ve nikâh istatistikleri teşkilâtın resmi vazifeleri arasındaydı.

Kurulduğu zaman ancak dini bir teşkilat olan bu cemiyet, ihtiyaçların çoğalması ile, kültür işleri ile de meşgul olmaya başlamıştır.

Finlandiya'da din öğretimi mecburî olduğu için Fin okullarına giden Kazanlı Türk çocuklarının din dersi notları cemiyetin açtığı kurslarda başarılarına göre verilmektedir. Cemiyet, ayrıca anadil kursları da açmıştır.

Finlandiya'da, Kazanlılar tarafından kültür, spor ve başka yeni teşkilâtlar kuruldukça, cemaat bunları himaye etmiş, maddi yardımda bulunmuş ve devamını sağlamıştır. Ayrıca, 1949 yılından başlayarak "Mahalle Haberleri" adı altında bir dergi neşretmekte olup, bu dergi kendileri için olduğu kadar, diğer Türkler için de dışarıya açılan bir penceredir. Bu dergi, cemiyetin uzun yıllar reisliğini yapmış olan Zuhur Tahir bey tarafından kurulmuş olup, onun döneminde 27 sayı; bilâhare cemaat reisi olan Osman Ali bey zamanında da 3 sayı çıkarılmıştır. Dergide cemaat haberleri, milli ve dinî hayat hakkında çeşitli bilgiler yer almıştır.

İslâm Cemaatinin bakımı altında bulunan bir de İslâm mezarlığı mevcuttur. Bu mezarlık Helsinki’nin içinde olup, 1870 yılında hükümet tarafından Müslümanlara verilmiştir. Buraya ilk gömülenin bir Müslüman-Türk subayı olması sebebiyle, Finliler, burayı Müslümanlara ayırmak inceliğini göstermiştir. Ayrıca çeşitli tarihlerde arazi genişletilmiş ve yeni yerler satın alınmıştır. Mezarlık çok bakımlı olup, içinde İkinci Dünya Savaşı'nda Ruslara karşı şehit düşen 18 Kazanlı Türk için bir anıt dikilmiştir. Her yıl şehitler gününde burada da merasim yapılmaktadır. İkinci Dünya Savaşı'nda 1000 kişilik cemaat 130 asker çıkarmış, bunlar Finliler ile birlikte omuz omuza Finlandiya topraklarını Ruslara karşı savunmuşlardır.

Finlandiya'da yaşayan Kazan Türkleri ahirete intikal eden yakınlarını bu mezarlığa tamamen İslam gelenek ve göreneklerine göre defnetmektedirler. Bir ikinci mezarlık da Turko-Abo şehrindedir.

Finlandiya'da yaşayan Kazanlı Türklerin en büyük meselesi tek tük de olsa gayri Müslimlerle yapılan evlenmeler ve onlardan dünyaya gelen çocuklar konusudur. Cemaat gayri müslimlerle evlenenleri üyelikten silmekte veya eşlerinin cemaat toplantılarına gelmelerine izin vermemektedir.

Finli eşlerden doğan çocukların din ve dil derslerine gelmelerine izin verilmekte ise de, bütünlüğün bozulacağı endişesi her zaman hakim bir düşünce halindedir.

Ders Kitapları İhtiyacı

Türkiye Türkçesi için ders kitaplarının temini Türkiye'den yapılabilmektedir. Kazan şivesi ile hazırlanacak ders kitaplarının ise yeniden yazılması gerekmektedir. Zira, Rusya'dan getirilen kitaplar Kril alfabesi ile yazılmış olması sebebiyle Lâtin alfabesine çevrilmesi gerekmektedir. Üstelikte yakın tarihe kadar eski harfle eğitim yapıldığı, bilâhare lâtin harflerine geçildiği için de ders kitaplarına şiddetle ihtiyaç vardır.

Helsinki Üniversitesi'nde Türkoloji bölümünü uzun zaman yürütmüş olan ünlü Türkolog Marti Rasenen'in önce emekli olması ve daha sonra da vefatı ile bu kürsüde, bugün Kazanlı Ömer Daher okutman olarak dersleri yürütmektedir. Üniversitede Türkiye Türkçesi ve Kazan lehçesinde dersler verilmektedir.

Ders kitapları meselesinin kısa zamanda halledilmesi gerekir. Bulunduğum yıllar içinde, ilkokullar için 3 ders kitabı atalar sözü ve bilmeceleri konulu 2 kitap hazırlayarak bu ihtiyacı bir dereceye kadar gidermeye çalıştım. Din dersleri de Kazan lehçesinde yapılmaktadır. Kur'an'ın, Fince'ye tercümesi de yapılmıştır.

Finlandiya'ya yerleşen Kazanlılar geçimlerini daha çok kürk ticareti yaparak, manifatura mağazaları çalıştırarak temin etmektedirler. Aralarında doktor, dişçi, mühendis, bankacı, hukukçu ve eğitimciler de vardır. Gençler daha ziyade ticaret işinden başka alanlarda çalışmayı tercih etmektedirler.

Avrupa'nın Kuzey doğusunda küçük bir koloni halinde yaşayan Kazanlıların hayat seviyeleri iyi olup, milli benliklerini muhafaza etmek için gayret sarfetmektedirler.

Türkiye Cumhuriyeti dışında yaşayan Türk toplulukları içerisinde Finlandiya'da yaşayan Kazanlı Türkler örf ve an'aneleri korumak yolunda hassasiyet gösterdikleri gibi, Türkiye ile de yakın münasebettedirler.

Türkiye'den gelenleri Türk misafirperverliğinin gerektiği şekilde karşılamakta, onlara yardımcı olmaya çalışmaktadırlar. Milli bayramlarımızı kutlamakta, Elçilik mensuplarımızı da kendi milli gecelerine davet etmektedirler. Hükümetimiz onların bu gayretlerine karşılık olarak, zaman zaman İslam Cemaatından üyeleri Türkiye'ye davet etmiş ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın misafiri olarak ülkemizin belli başlı şehirlerini gezmişlerdir.

Türkiye'de olan bir felaket onları yürekten üzmektedir. Sporcularımızın başarıları ile övünmekte olup, halen 1956 Helsinki Olimpiyatları'nda Türklerin güreşteki altın yılını zihinlerde yaşatmaktadırlar. Güreşçilerimizin direğe bayrağımızı çektirmeleri ve milli marşımızı çaldırmalarından dolayı duydukları büyük heyecanı yaşlılar ağlayarak her vesile ile anlatmaktadırlar.

Bu münasebetle şu hususu ifade etmek isteriz ki, Türkiye'nin Türk dünyası ile olan münasebetlerinin geliştirilmesi bakımından olduğu kadar; Türklüğün istiklâli ve mukadderatı bakımından da, Türkiye Cumhuriyeti dışında yaşayan Türk toplulukları ile yakından ilgilenmemiz, dilde, ilde, fikirde işbirliğine girişmemiz takdir edileceği üzere çok büyük önem arzetmektedir.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz