Fatih Sultan Mehmet ve Adalet

Nurettin Topçu 22.08.2016 3723
F
resim
atih Sultan Mehmet Han’ı dehâ göstermiş bir devlet adamı olarak tanıyoruz. Devlet adamı olmak için kahramanlık vasfı kâfi değildir. Sonsuz fedakârlıklarla feragatler de onu temin etmez. Bunlardan birincisi belki bütün beşeriyeti kendine hayran kılar; ikincisi de halkın rızasını kazandırır. Lâkin cemaatin selâmeti için devletin kuvveti ve bekası şarttır. Bu ise büyük devlet adamının eseri olabilir. 

Büyük devlet adamı demek, hukuk ve adalet nizamı uğrunda sonsuz fedakârlıkları ve ölçüleri kullanmasını bilen bir büyük psikolog demektir. 

Bir gün piskoposlar padişaha gelerek ayrı mahkeme istediklerini, adlî istiklâl taleplerini bildirdiler. Fatih onlara “Peki, dedi, onu da veririm. Lâkin daha evvel bizim mahkemelerimizi bir kere görün, tetkik edin de sonra tekrar gelip bu teklifinizi tekrarlayınız.”

Piskoposlar önce Üsküdar mahkemesine gittiler. Orada bir at satışına ait dâvayı dinlediler. Bir gün evvel bir at satın almış olan dâvacı, atı satanla yapmış olduğu anlaşma gereğince, atta bir hastalık bulursa aynı günün akşamına kadar iade edebilecekti.

O gün at hastalanmış lâkin at canbazı ahdine ihanet ederek geri almak istememişti. Müşterisi mahkemeye müracaat etmiş, ancak mahkeme kapalıymış. Kadı bir cenazeye gitmek için mahkemeyi kapatmıştı. Akşam at ölmüş; esasen aradan bir gün geçince mukavelenin hükmü ortadan kalkmıştı. Bu vaziyet karşısında kadı, “Bu kabahat bana ait. Zira eğer dün mahkemede bulunsaydım dâvacı bu zarara uğramayacaktı” diyerek atın parasını mağdur olan müşteriye bizzat kendi ödedi.

Sonra Kütahya’ya giderek iki kardeş arasında açılan bir arâzi dâvasını dinlediler ve evvelkisi gibi âdilâne kadar verildiğini gördüler.

Oradan Konya’ya geçtiler. Konya mahkemesinde biri Venedikli öbürü Konyalı iki tüccar arasındaki ticaret dâvasına bakılıyordu. Konyalı tüccar Venedikliye kumaş ısmarlamış; kendisine gönderilmek üzere gemiye yüklenmesini istemiş. Venedikli malları gemiye yüklemiş lâkin gemi Akdenizde batmış. 
Venedikli, “Ben Konyalı tüccarın talebini yerine getirdim” diyerek parasını istiyor. Konyalı ise malları almadığını ileri sürerek bedelini ödemiyor. Hâkim karar veriyor: 

“Venedikli, Konyalının talebi üzerine malları gemiye yüklemiştir. Geminin batıp batmaması onun elinde olmadığına göre, talebi yerine getirmekle Konyalı tüccarı borçlandırmıştır. Konyalının, mal bedelini ödemesi lazımdır.” 

Ümit etmediği bu âdilâne karar karşısında hayretlere düşen Venedikli, “Bizim de ticaret kanunlarımız vardır ve sizinkilerden daha mükemmeldir. Lâkin hiçbir Venedikli hâkim bir Müslümana karşı Venedikli bir Hristiyan’ı mahkûm etmez. Sizin adâletinize hayranım” diyor ve Müslüman oluyor. 

İslâm dininin adâletine sığınmanın nasıl bir saadet olduğunu bu muhteşem sahnelerden seyreden Bizans piskoposları Fatih’e gelerek, “Hayır dediler, teklifimizi geri alıyoruz. Biz sizin mahkemelerinizde muhakeme edilmek isteriz.” 

Kaynak: Nurettin Topçu - Büyük Fetih

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz